En Sıcak Konular

Ertuğrul Özkök


Ertuğrul Özkök
0 0 0000

Manşet yapmamak doğru muydu



SON iki hafta içinde Hürriyet yazı işleri olarak üç önemli karar aldık.Bunların birinde İstanbul dışındaydım, arkadaşlarım ortak görüşlerini bana ilettiler.

Ben de o görüşe katıldım.

Öteki ikisini ise şahsi karar alarak uygulamaya koydum.

* * *

İlk önemli kararımız, Çin’de Uygur Türklerine yönelik saldırıların manşete taşınmasıydı.

Fikret Ercan, yazı işleri masasından aradı ve bu olayı manşet yapmayı düşündüklerini söyledi.

Ortak görüşe ben de katıldım ve bu haberi manşet yaptık.

Ertesi gün gazetelere baktığımda, büyük gazetelerin hiç birinde bu haberin manşete taşınmadığını gördüm.

Doğru olanı yaptığımıza inanıyorum.

Nitekim ertesi gün öteki gazeteler de Uygur olayını manşetlerine taşıdılar ve o günden beri bu konu işleniyor.

İkinci önemli karar ise, Ayşe Arman’ın hazırladığı yazı dizisini yayınlayıp yayınlamamaktı.

Tabii en az bunun kadar önemli karar da, bunu manşete taşıyıp taşımamaktı.

Yayınlama kararını ben aldım.

Bu demek değil ki, öteki arkadaşlarım buna karşıydı.

Nitekim manşete taşımayı birlikte kararlaştırdık.

Bugün geriye baktığım zaman, bu kararın da doğru olduğuna inanıyorum.

Çok konuşulan, köşe yazılarında yaygın olarak işlenen bir dizi oldu.

Türkiye, en azından medeni bir tartışma yapabileceğini gösterdi.

* * *

Üçüncü önemli kararı ise tek başıma aldım.

Geçen cumartesi akşamı yazı işlerinden aradılar.

Topkapı’daki konser sırasında, bazı kişiler dışarıda gösteri yapıyorlardı.

CNNTürk, olayları canlı yayınlamaya başlamıştı.

Arkadaşlarımız da bu haberin büyütülmesinden yanaydı.

"Dışarıda kaç kişi var" diye sordum.

150-200 kişi varmış.

"İçeri girdiler mi" diye sordum.

Hayır girmemişler.

"Öyleyse büyütmeyin, içerden gösterin" dedim.

Biraz sonra Yalçın Bayer aradı.

Yalçın, bizim 24 saat nöbetçi haber muhafızımız gibidir.

Sabaha karşı 3’te önemli bir şey öğrense beni arar.

Her zamanki gibi heyecanla konuşuyordu.

Onun olayı anlatışına bakılırsa neredeyse yeni bir Madımak olayı patlamıştı.

Yalçın’ı dinlersem bunu manşet yapmamız gerekirdi.

O an, 1990 yılında genel yayın yönetmeni olduğum günü hatırladım.

* * *

22 Mart 1990 günü Hürriyet’in genel yayın yönetmeni olduğumda verdiğim ilk iki talimat şuydu.

"Cuma günleri cami önündeki sakallı kişilerin gösterilerini bana haber diye getirmeyin."

İkincisi de şuydu:

"Her gördüğünüz türbanlıyı irticai faaliyet diye haber yapmayın."

Topkapı Sarayı önündeki olayı da biraz cuma günleri camilerin önündeki sakallı sarıklı kişilerin gösterilerine benzettim.

Böyle olayları manşete taşıdığınız zaman tam aksi etki yaratıyor ve ikinci hafta o kalabalığın iki katı toplanıyor.

O sahneleri düşünüp kararımı verdim ve "Haberi büyütmeyin" dedim.

Ama bu haberin büyüyeceğinden ve Türkiye’nin gündemine yerleşeceğinden kendim kadar emindim.

Nitekim öyle oldu.

* * *

Peki bir hafta geçtikten sonra bu karar hakkında ne düşünüyorum?

Kararım doğru muydu, yanlış mı?

Samimi görüşüm şu.

Bilmiyorum.

Doğru da olabilir, yanlış da...

Genel yayın yönetmenliği bazen böyle doğru yaptığınızdan emin olamayacağınız kararları da almaktır.

Ortak aklın sorumluluğunu da, yalnızlığınızın sorumluluğunu da siz taşırsınız.

hurriyet



Bu yazı 734 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 10 Ocak 2011 İslam’ın samimi sesi bu mektupta
    • 23 Eylül 2010 Hayır Ahmet, babanı sen öldürttün!
    • 2 Temmuz 2010 Halk avukatları silkeliyor
    • 1 Haziran 2010 Size sesleniyorum İsrailli dostlarım
    • 15 Mayıs 2010 O kitabı yeniden yayınlamak isterdim
    • 11 Şubat 2010 Postmodern faili meçhuller
    • 7 Ocak 2010 Eyvah, yine dil zaptiyeliği mi
    • 5 Ocak 2010 Önümüzdeki dönem yükselecek yazarlar
    • 3 Ocak 2010 Genel yayın yönetmeni nasıl gider
    • 9 Aralık 2009 Herkesin iki oy hakkı olmalı
    • 25 Kasım 2009 Ergenekon sanığı ile ortak hisler
    • 12 Kasım 2009 Bu da benim ilerleme raporum
    • 14 Ekim 2009 Kimse bana şunu sormadı
    • 1 Ekim 2009 Jurnalci gazetecilere yazıyorum
    • 16 Eylül 2009 Provokatör veya yoldaş
    • 11 Eylül 2009 Gazetecinin felaketi
    • 27 Ağustos 2009 Ben, gazeteci Ertuğrul Özkök
    • 28 Temmuz 2009 Cesur Türkler, cesur Kürtler
    • 16 Temmuz 2009 Manşet yapmamak doğru muydu
    • 8 Temmuz 2009 Kavgayı bitirmek için plan

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,150 µs