En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Veto rüzgârı dindi...



Gözler Çankaya'da... Herkes Cumhurbaşkanı Gül'ün kararını bekliyor. Onay mı, veto mu? Ankara'da hava, vetodan onaya döndü. Nasıl mı?..
Önce darbe belgesi... O konuda çarpıcı bir gelişme var çünkü: TSK kaynakları, iki meslektaşımıza 'irtica eylem planını' sivillerin hazırladığını söylemiş. Cümle çok iddialı; 'belge Genelkurmay'da değil, siviller tarafından üretildi'.

Ne askerî savcılık ne de Genelkurmay Başkanı Başbuğ, bu kadar açık konuştu. İsmini ve yüzünü gizleyen TSK kaynağı, hangi bilgi veya delile dayanarak belgenin siviller tarafından hazırlandığını söylüyor? Cevap yok. Sadece kanaat. Bu kadar keskin konuşan, bu sahtekârlığı kimin yaptığını da bilir. Peki, biliyor mu? Hayır.

Çok daha önemli gelişme şu: Burada ilk günden beri Albay Dursun Çiçek'in çifte imza skandalı üzerinde durdum. Çiçek, askerî savcının gözleri önünde 40 yıllık imzasını değiştirme gereğini neden duymuştu? Bu şaşırtıcı davranış hangi psikolojinin ürünüydü?

Askerî savcının önemsemediği imza değişikliğini Ergenekon savcıları haklı olarak sormuş. Çiçek, 'İmzamı değiştirdim. Üç yıldır yeni imzayı kullanıyorum.' cevabını vermiş. Pek inandırıcı değil...

Her Türk vatandaşı gibi Albay da imzasını değiştirme hakkına sahip. Ama bu değişikliği ileride doğacak sıkıntılarda başı ağrımaması için noterin kayda geçirmesi gerekir. Hele resmî niteliği olan biriyseniz, kafanız esince imzanızı değiştiremezsiniz.

Kısa süre sonra anlaşıldı ki; meğer Albay Çiçek, imzasını yenilediğini sehven söylemiş. İnsanın dili sürçebilir ama böyle bir hata nasıl yapılır? Çiçek'in çifte imza konusundaki her sözü yeni soru işaretleri doğuruyor. İmza değişikliğine açıklık getiremediği gibi söyledikleri kafaları daha da karıştırıyor.

Belgenin sivil işi olduğunu söyleyen TSK kaynakları, keşke Çiçek'in imza açıklamalarına da bir yorum getirseler... Ortada izaha muhtaç bir durum var. Acaba Çiçek'in ikinci imzası nerede üretildi? Yoksa o da mı sivil işi?

Darbe belgesinde son durum bu...

Peki, yargı reformu yasası? Çok kısa sürede karar vereceğini söyleyenler yanıldı. Cumhurbaşkanı Gül'ün incelemesi hâlâ devam ediyor. Veto yönünde esen rüzgâr etkisini yitirdi. İlk günün havası dağıldı. Onaylayacağı yönündeki kanaatler giderek yayıldı. Artık 'veto' büyük sürpriz olarak niteleniyor.

Dün konuştuğum AK Parti Grup Başkan Vekili Bekir Bozdağ, Çankaya'dan 'onay' beklediğini gizlemiyor. 'Herkesin özüne katıldığı bir yasayı Sayın Cumhurbaşkanı niçin veto etsin?' diye soruyor.

Muhalefet partilerinin eleştirilerinin esastan ziyade usulle sınırlı olduğuna vurgu yapan Bozdağ'a göre yeni düzenleme kesinlikle Anayasa'ya aykırı değil, itirazlarsa anlamsız. AK Parti'de ne veto beklentisi ne de buna göre hazırlık var. Bozdağ, 'Biz doğru yaptık, sonuna kadar da arkasındayız.' diyor.

Cumhurbaşkanı'nın kararında sadece mevzuat değil, tarafların görüşleri de etkili olacak. Genelkurmay yasa hakkındaki düşüncelerini yazılı olarak Çankaya'ya iletti. Asker, yeni düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğunu, kışlaya siyaset getireceğini söyledi. Ayrıca askerî ve adlî yargı arasında görev çatışması yaşanacağından dem vurdu. Askerin gerekçeleri kamuoyu tarafından tatmin edici bulunmadı.

AK Parti hükümetinin itirazlara cevaplarını içeren raporu da Cumhurbaşkanı'na ulaştı. Raporda 'Avrupa'da sivillerin barış zamanında askerî mahkemelerde yargılandığı tek ülkenin Türkiye olduğu' gerçeğine dikkat çekildi. Bu cümle bile tek başına düzenlemenin gerekliliğini gösteriyor. Türkiye, hemen her alanda AB standartlarını hedefleyen bir ülke olduğuna göre büyük çaplı değişiklik yapmaktan daha doğal ne olabilir?

Cumhurbaşkanı Gül, şaşırtmayacak ve kanunu onaylayacak. Ankara'nın havası bunu söylüyor.
 
zaman



Bu yazı 554 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,069 µs