En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Düşünceleri değiştiren çifte imza



Kuşkusu olanlar vardı. Acaba sahte olabilir miydi? Ancak bir imza her şeyi değiştirdi. Hayır, belgenin altındaki imzayı kastetmiyorum. O da neredeyse kesinleşti. Jandarma ve Emniyet'in çalışmaları plandaki imzanın Albay Dursun Çiçek'in eski imzalarıyla aynı olduğunu tespit etti.
Buna rağmen 'Bu fotokopi, belgenin aslı nerede?' diye itiraz edenler oldu. Gerekçe olarak da fotokopi yoluyla düzmece belge uydurmanın kolaylığına dikkat çektiler. Ancak darbe belgesinin doğruluğuna bir türlü inanmak istemeyenler yolun sonuna bir imzayla geldiler. Önce bir gazeteye 'çifte imza' başlığıyla iddia olarak yansımıştı.

Olay duyulur duyulmaz Albay belgeyi soruşturan askerî savcılığa çağrıldı. Belgeyi de imzayı da kabul etmedi. 'Benim değil' dedi. Askerî savcılık da kamuoyuna ilk açıklamayı bu yönde yaptı. İfade sonrası Çiçek'ten tutanağın altına 'imzasını atmasını' istedi. Bu aynı zamanda 'örnek imza' anlamına da geliyordu.

Albay Dursun Çiçek, savcının gözleri önünde 40 yıllık imzasını değiştiriverdi. Bu hareket karşısında askerî savcı da çok şaşırmış olmalı. Albay ifade tutanağının altına eskilere hiç ama hiç benzemeyen yepyeni bir imza attı. Belgesi gazetelerde yayınlandı. Manzaraya bakar mısınız... Çiçek'in eski imzalarına benzemeyen tek imza ifade tutanağının altındaki imza.

Bu, neresinden bakılırsa bakılsın bir skandal. Albay'ın çifte imzası, anlamak isteyene de istemeyene de çok şey söylüyor. Bunun psikolojik tahlili de yapılmalı. Nasıl bir psikolojinin ürünü bu? Uzmanlar değerlendirmeli.

Bir gerçek var; çifte imza belge üzerindeki kuşku bulutlarını bütünüyle dağıttı. Plana 'acaba' şüphesiyle yaklaşanlar şimdi 'Bu iş karışık, işin içinde başka iş var' demeye başladı. Haksız değiller. Eğer masumsa belgeyle uzaktan yakından ilgisi yoksa amiralliğin eşiğine kadar gelmiş bir isim durup dururken 40 yıllık imzasını neden değiştirsin?..

Bu, belgenin kendisi kadar vahim aslında... İmzasının biçimi soruşturulan Kurmay Albay, askerî savcının gözleri önünde imzasını değiştiriveriyor. Bunun ortaya çıkmayacağını mı sanıyor? Doğrusu ben anlamakta zorlanıyorum: Nasıl bu kadar safiyane düşünebilir? İmza değişikliğinin kısa sürede deşifre olacağını düşünememesinin izahı yok.

Sıradan bir isim olsa neyse... Ama değil ki, kurmay albay rütbesine kadar yükselmiş birisi. Örnek imzası belgenin altındakine benzemediğine göre bu eylem planı düzmece olmalı deneceğini mi düşünüyordu acaba? Sıradan insanlar bile yaptıkları işin bir adım ötesini hesap ederler.

Darbe belgesi dün CHP lideri Deniz Baykal'ın da gündemindeydi. Grup toplantısında uzun uzun değişik ihtimallerden söz etti. 'Tertip varsa çok daha vahimdir' düşüncesini tekrarladı. Ancak ilginçtir 'çifte imza' skandalına hiç değinmedi. Belgeyi, altındaki imzayı bu kadar konuşup da Albay'ın çifte imzasından hiç söz etmemek oldukça manidar... Belgeli haberi görmediği, gazetelerde okumadığı düşünülemez.

Biraz gecikmeli de olsa yakından takip ettiği yayın organlarında da yayınlandı. Hakkını teslim etmek lazım, Baykal iyi şeyler de söyledi. 'Böyle bir belgeyi içimize sindirmeye hazır değiliz' dedi. CHP eğer bir ucu kendilerine dokunmuyorsa darbeleri, muhtıraları, müdahaleleri hazmetmekte pek zorlanmıyor. 28 Şubat, 27 Nisan, 367 gibi olaylar karşısında aldığı pozisyon unutulmadı. CHP'yi anlamak zor... Retorik olarak '12 Eylül'le hesaplaşmaya varım' der ama eyleme gelince darbe Anayasa'sının kılına dokundurtmaz.

Yine de Baykal'ın bu çıkışı önemli. CHP'nin bile içine sindiremediği bu darbe belgesini Türkiye'nin kabullenebilmesi mümkün değil. Üzerinden 12 koca gün geçti, henüz bir işlem yapılmadı, Albay Çiçek görevinin başında. Daha ne bekleniyor; çifte imza her şeyi anlatmıyor mu?

zaman



Bu yazı 515 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,925 µs