En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

Mucize mineral Selenyum diyabete yol açıyor



Son yıllarda tüm dünyayı saran doğal beslenme ürünleri, vitamin, antioksidan çılgınlığının en gözde ürünlerinden biri de şüphesiz selenyum.

Selenyum sağlıklı bir hayat için gerekli bir mineral. Antioksidan özellikleri var. Protein ve DNA sentezine katkıda bulunuyor. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğini, karaciğer ve troit bezinin daha iyi çalışmasını sağladığını, iyi kolesterolü artırdığını gösteren bulgular var.

Selenyumun popülaritesini artıran en önemli özelliği ise kalp-damar hastalıkları ile kansere karşı koruyucu olduğunun ve yaşlanmayı geciktirdiğinin ileri sürülmesi.

Nitekim FDA, 2003 senesinden beri selenyum içeren ürünlerin üzerine ‘sınırlı ve kesin olmayan delillere göre bazı kanserlere karşı koruyucudur’ ibaresinin yazılmasına izin veriyor.

Balık, özellikle ton balığı, karaciğer, kabuklu deniz hayvanları, tavuk eti, ceviz, buğday, soğan, sarımsak, domates selenyum bakımından en zengin yiyecekler. Besinlerdeki selenyum miktarı, bitkilerin üretildiği veya hayvanların beslendiği toprağın selenyum miktarına bağlı.

Günlük selenyum ihtiyacının 50 mikrogram olduğu kabul ediliyor. Bunu normal bir diyetle rahatça karşılamak mümkün, ama tüm dünyada selenyum hapı müdavimi milyonlarca insan var.

Benim de pek çok tanıdığım ve hastam selenyum hapları kullanıyor.  Selenyumu ne idiğü belirsiz sağlıklı yaşam gurularının reçeteleri ile alanlar da az değil, ama eşin dostun ‘Ben aldım çok iyi geldi, turp gibiyim; sen de al’ tavsiyelerine uyanlar çoğunlukta.

Selenyum diyabet yapıyor

Selenyumun sağlığımıza pek çok olumlu katkısının olduğuna şüphe yok ama bu gelişi güzel alınacak bir mineral de değil.

Selenyumun yüksek dozlarının saç dökülmesi, tırnak kırılması, yorgunluk, karaciğer hasarı, bağırsaklarda bozukluk, dalak büyümesi ve deri iltihabı gibi pek çok rahatsızlığa yol açtığı biliniyor.

Beslenme uzmanlarının bu gözde minerali son zamanlarda diyabet yani şeker hastalığına sebep olmakla suçlanıyor.

İki sene önce Amerika’ da selenyumun deri kanserini önlemede ne derecede etkili olduğunu belirlemek için yapılan bir araştırma şaşırtıcı bir sonuç ortaya çıkarmıştı.

Günde 200 mikrogram selenyum hapı alanlarda diyabet riski, selenyum kullanmayanlara göre yüzde 50 oranında fazla bulunmuş ve araştırma yarıda kesilmişti. Oysa araştırmanın başlangıcında selenyum alanlarda diyabet ihtimalinin daha az olacağı umuluyordu.

Johns Hopkins Üniversitesi tarafından yapılan ve yeni yayınlanan bir araştırmada da kanlarında yüksek miktarlarda selenyum olanlarda diyabetin daha fazla görüldüğü ortaya çıktı. Bu kişilerde diyabet riskini gösteren açlık kan şekeri ve glikozillenmiş hemoglobin düzeyleri de yüksek bulundu. Selenyum yüksekliğinin kesin olmamakla beraber ensülin direncini artırmak suretiyle diyabete yol açabileceği düşünülüyor.

Gelelim neticeye

        Vücudumuzun selenyum ihtiyacını normal bir diyetle karşılamak mümkündür ve bu mineralin hap olarak alınmasının faydalı olduğunu gösteren güvenilir bilimsel bir kanıt da yoktur. Selenyum ancak Çin gibi topraklarında yeteri kadar selenyum bulunmayan ülkelerde beslenme desteği olarak kullanılabilir.

Özel durumlar dışında ne selenyum ne antioksidan olarak bilinen diğer vitamin ve mineraller ve ne de besin destek ürünleri gelişigüzel kullanılacak şeyler değildir.

Her zaman söyler dururum, vitaminler de antioksidanlar da kahverengi şişelerden değil, besinlerden alınmalı.



Bu yazı 3,581 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,459 µs