En Sıcak Konular

Abdülhamit Bilici


Abdülhamit Bilici
0 0 0000

İsrail’in hedefi



Genelde duygusallıkla bakıldığı için, birçok insan Filistin'in ne kadar kozmopolit bir toplum yapısına sahip olduğunu fark edemez. Halbuki Filistin siyasetini anlamak için öncelikle Filistin toplumunun birçok renkleri içinde barındırdığını bilmek gerekir.

Arafat'ın ardından yapılan devlet başkanlığı seçimini izlerken, bunu daha yakından görme imkanım oldu. İşgal altındaki Filistin topraklarının başkenti konumundaki Ramallah sokaklarında konuştuğum insanların her konuda farklı görüşleri vardı. Filistin sorununun çözümüne yaklaşımları, İsrail ile ilişkilere, Arafat'a ve intifadaya bakışları birbirinden farklıydı.

Dışarıdan bakınca hepsi Filistinli idi; ama mesela bir El Fetih üyesiyle Hamas sempatizanı arasında dağlar kadar fark vardı. El Fetih üyesi, Hamas'ın bazı yaklaşımlarını eleştirirken, bir Avrupalı veya bir Amerikalı kadar acımasız olabiliyordu. Aynı sert tutumu Hamas sempatizanları arasında da bulmak mümkündü. Mesela intifada konusunda herkes aynı şeyleri düşünmüyordu. Bazıları İsrail'in intifada sayesinde Gazze'den çekildiğini söylerken, bazıları şiddet içeren yöntemler yüzünden Filistin davasına dünyada sempatinin gerilediğini savunuyordu.

Ancak bu düşünce farklarına rağmen Filistin toplumunun olgunluğunu gösteren bir nokta, değişik grupların birbirlerine saygılı olmasıydı. Hamas'ın zaferiyle sonuçlanan seçim öncesinde Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve El Fetih yönetimine Batı'dan büyük baskı uygulandı. Seçimlerin yapılmaması ve Hamas'ın yarışa sokulmaması dahil birçok anti-demokratik öneri gündeme getirildi. Ancak Filistinli liderler, kaybedecekleri belli olan seçimin demokratik kurallar içinde sonuçlanması için ellerinden geleni yaptı. Sonunda da halkın tercihini kabul ettiler.

Ancak Batı'nın ve özellikle de İsrail'in seçim sürecinden bu yana izlediği çelişkili politikalar, bir yandan şiddetin kontrol altına alınması çabalarını dinamitlerken, diğer yandan Filistin'deki doğal demokratik ortama olumsuz etki yapıyor.

Bu yönde yapılan en büyük yanlış, bilinen yapısıyla Hamas'ın seçime katılmasına izin verdikten sonra, bu kararın doğal sonuçlarını kabul etmemekti. Üstelik uluslararası kuruluşların, yapılan seçimin demokratik standartlara uygunluğunu onaylamasından sonra, izlenen bu olumsuz tutum sadece Filistin'de değil, bütün Ortadoğu'da büyük bir çifte standart olarak algılandı. Bush yönetiminin, Ortadoğu'daki demokratikleşme inisiyatifiyle ilgili soru işaretlerini biraz daha artırdı.

Bu yanlışı, yabancı yardımlarla ayakta durabilen Filistin'e uygulanan ekonomik ambargo izledi. Yanlışı daha da büyüten etken, bir parti olarak Hamas'ı hedef almakla yetinmeyip, hastanesinden eğitim kurumuna bütün Filistin halkını cezalandırmaktı. Bu, demokratik bir seçimde sunulan alternatiflerden birini tercih ettikleri gerekçesiyle masum insanları cezalandırmaktan başka bir şey değildi.

Bir haftadır bütün dünyayla birlikte, bu hatalar zincirinin son halkasını izliyoruz. 25 Haziran'da 3 Filistinli grubun kaçırdığı asker Gilad Şalit'i kurtarmak için İsrail, bütün Filistin'i cezalandırıyor. İsrail, aralarında 8 bakanın bulunduğu 100 milletvekilini tutuklayarak Filistin yönetimini fiilen durma noktasına getiriyor. Gazze'ye geniş çaplı bir saldırı başlatılarak yollar ve köprüler uçuruluyor. Şehrin enerjisini sağlayan santral vuruluyor. BM, insanî kriz uyarısında bulunuyor.

İsrailli askeri kaçıran gruplardan birinin Hamas'la ilişkili olduğu ve bu eylemin tasvip edilemeyeceği doğru. Ancak bu durum, İsrail'e bütün Filistin'i cezalandırma hakkı verir mi? Terörle mücadelede dikkat edilecekler listesinin başında, 'suçlu ile masum halkı ayırmak' gelirken, terörle mücadelede deneyimli İsrail neden bunun tam tersini yapıyor? Bu soruya mantıklı bir cevap bulamayınca, akla şu ihtimal geliyor: Galiba İsrail hükümeti, tüm halkı Hamas çizgisine iterek, dünya kamuoyunda Filistin meselesini teröre indirgemeyi hedefliyor.

Not: Türk diplomatların, İran nükleer krizine dair gözlemlerini yazma sözümü unutmadım. Yarım kalan yazının devamını mutlaka yazacağım.

Bu yazı 961 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Eylül 2012 Ankara'nın Suriye'ye bakışı
    • 1 Eylül 2012 İran'a Mursi tokadı!
    • 14 Ağustos 2012 Suriye kimin meselesi?
    • 7 Ağustos 2012 Başbakan da 'terörist' oldu!
    • 28 Temmuz 2012 Yüksek riskli Suriye politikası
    • 24 Temmuz 2012 Suriye nereye gidiyor?
    • 14 Temmuz 2012 "Derin devlet"
    • 10 Temmuz 2012 Türkiye'nin kaybettiği üç lüks
    • 3 Temmuz 2012 Ortadoğu için hangi Türkiye?
    • 26 Mayıs 2012 Gül'ü kaçıran Google aracı!
    • 21 Nisan 2012 Neden Batı Çalışma Grubu?
    • 13 Mart 2012 Abant'ın 4 mesajı!
    • 4 Şubat 2012 Araplar bilmez, biz biliriz!
    • 24 Ocak 2012 Obama'yı vur, İsrail'i koru!
    • 14 Ocak 2012 Silivri boşalsın, Türkiye rahatlasın!
    • 24 Aralık 2011 Fransa'ya en iyi cevap
    • 29 Ekim 2011 Keşke Başbakan da okusa!
    • 27 Kasım 2010 Psikolojik harekâta dikkat!
    • 30 Haziran 2010 AK parti'yi kaybetmenin sifreleri!
    • 28 Kasım 2009 Davutoğlu Yeni Osmanlıcı mı?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,451 µs