En Sıcak Konular

Ahmet Taşgetiren


Ahmet Taşgetiren
0 0 0000

İşte iddianame de geldi



-Obama, Ankara'yı aramadı bile, denmişti. Belki de soykırımdan söz eder, denmişti. Bizimkiler itibarımız arttı diye efeleniyorlar ama, işte Washington nezdindeki itibarları, denmişti. Temel olsa sorardı:

-N'oldi?

Önce Obama'nın Ortadoğu temsilcisi Mitchell, ardından Dışişleri Bakanı Hillary geldi, ve ardından bir ay içinde Obama Türkiye'ye geliyor.

 

***

-Kimi general, kimi medya mensubu koca koca adamlar birer birer gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Aylar geçti, hâlâ ortada iddianame yok. Kim ne ile suçlandığını bilmiyor, denmişti.

Temel olsa sorardı:

-N'oldi?

İşte 1909 sayfalık iddianame geldi. Üstelik darbe hazırlığı suçlaması ile... Üstelik 2'si general, 12 kişi, silahlı isyana teşvik için örgüt kurmaktan yargılanacak.

Bir çevrenin kurduğu tüm propaganda kuleleri teker teker devriliyor. Üstelik yatsıya varmadan.

 

***

Tabii ki yargılamanın sonucunu şimdiden bilmek mümkün değil. Kimin suçu sabit görülecek, kimse bilmiyor.

Ama...

İkinci iddianame, Türkiye'nin önüne, Sabancı suikastı gibi, Sivas olayları gibi, Gazi olayları gibi, ETÖ'ye izafe edilen öyle davaları koyuyor ki, işi ciddiye almamanız mümkün değil.

İddianame bir şeyi daha öne sürüyor:

Ergenekon Terör Örgütü (ETÖ), Hizbullah'la, PKK ile, El Kaide ile, DHKP - C ile yani, sağlı sollu  birbiriyle vuruşan örgütlerle ilişki içinde olmuş.

Bunlar korkunç iddialar.

Bunların hangisinin araştırılmadan üstünün örtülmesine razı olabilirsiniz?

Kendi kendimize soralım:

Sabancı suikastı çözüldü mü?

Ya Sivas olayları?

Ya Gazi olayları?

Maraş, Çorum olayları çözüldü mü?

Bu sıralamayı uzatabilirsiniz:

Taa Abdi İpekçi cinayetine, Aksoy, Kışlalı, Hablemitoğlu, Üçok, Danıştay, Gün Sazak, Fendoğlu vs...

1977 Taksim olayları vs.

"Vs." diye ifade edilen bu iki harflik sözcük Türkiye'de nasıl bir karanlık ve kanlı süreci anlatıyor, ürpermemek mümkün değil.

İddianame, tüm karanlık ve kanlı sürece bir anlam getirmeye çalışıyor.

-Bu iş planlı, diyor. Bu işi planlayanlar var, diyor. Şüpheliler, sanıklar şunlar, diyor.

Gelin de, önemsemeyin.

Aslında, devlet, bugüne kadar bin kere bu karanlık ve kanlı süreci ortaya çıkarmaya çalışmış ve çıkarmış olmalıydı.

Devletin istihbarat kurumları, MİT'i, şusu busu, ne güne duruyor?

Birileri, diyelim, zararlı gördükleri bir siyasi kadroyu tasfiye etmek için tüm bunları meşru görmüş olabilir. Ama işte, bir gün geliyor, hukukun duvarına tosluyorsunuz. İş öyle gitmez. Erken kalkan kumpas kurup, memleketi bir yerlere alıp götüremez. Buna hiçbir ülkede izin verilmez.

-En doğruyu biz biliyoruz. memleket bizden sorulur.

Buna inanmış olsanız bile, meşruiyyet sınırları içinde ülkeye hizmet etmek için halktan yetki almanız gerekir.

-Ben darbe yaparım, ben korurum ve kollarım, buna keyfimce karar veririm, bunun için adam öldürürüm. Gerekirse Başbakan asarım. Lüks haline gelmişse Meclis'i kapatırım, Hükümeti deviririm.

Bunu diyemezsiniz. 

Düne kadar deyip gelmiş, borunuzu öttürmüş olabilirsiniz. Başbakan ve bakan asmış olabilirsiniz.

Ama Türkiye, o dönemi aşıyor ve hukuk devleti olmaya doğru gidiyor.

Bu dava nasıl sonuçlanır, şu anda bilmek mümkün değil.

Ama bir şeyi bilmek mümkün:

Artık herkes, öyle, meşruiyyetleri kendilerinden menkul hukuk dışı arayışlara girdiklerinde ellerinin yanacağını bilecek.

Türkiye, asıl bu Ergenekon davası ile, daha bir hukuk devleti olmaya ve demokrasisini pekiştirmeye yöneliyor.

Artık kimse "Genç Subaylar rahatsız" diye, millet iradesi karşısında bir gayrı meşru güç odağı çıkaramayacak.

Ergenekon, bir demokratik terbiye süreci. Hukuk devleti içinde ve demokratik kurallar çerçevesinde herkese haddini bildiren bir süreç.

Elhasıl iyi bir süreç.

Avukat bey, boğazını yırtarcasına bir sesle hoşlanmadığını açıklasa da!

bugün



Bu yazı 490 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Eylül 2012 Vesayet tortusunu silmek...
    • 20 Eylül 2012 Ana gündem: Terörü yok etmek
    • 12 Eylül 2012 Gültan Kışanak kaçırılsa...
    • 11 Eylül 2012 AK Parti formatının önemi
    • 9 Eylül 2012 Ne kadar çok ''keşke'' diyoruz
    • 7 Eylül 2012 ''Akil adam'' enstrümanı
    • 28 Ağustos 2012 MGK ne yapacak?
    • 26 Ağustos 2012 Düşme, düşersen üzerine çullanırlar
    • 19 Ağustos 2012 Bayram nostaljisi
    • 14 Ağustos 2012 Aygün ve bölgenin çıplak gerçeği
    • 12 Ağustos 2012 115 asker ölseydi...
    • 9 Ağustos 2012 ''Güvenlikçi politika''
    • 7 Ağustos 2012 Şemdinlili bir ananın Karayılan'a mektubu
    • 2 Ağustos 2012 ''Daha büyük harita''
    • 27 Temmuz 2012 Ortak mutluluğu planlamak
    • 26 Temmuz 2012 Ortadoğu'da ne oluyor?
    • 24 Temmuz 2012 Bölgesel Kürt yapılanması
    • 19 Temmuz 2012 Erdoğan'ın kurgusu ne?
    • 18 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu için son raunt
    • 27 Haziran 2012 Türkiye sınanıyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,950 µs