En Sıcak Konular

Gülay Göktürk


Gülay Göktürk
0 0 0000

PKK'nın tasfiyesi-2



"... Neden PKK ile birlikte bir çözüm değil de, PKK'nın tasfiye edilmesini istiyorsunuz?" diye soruyordu son yazımda alıntı yaptığım okur mektubu...Cevaba buradan başlayalım.

Çünkü "PKK ile birlikte" çözümün mümkün olmadığını düşünüyorum. Silahlı bir örgüt bir ülkenin ordusuna pusu kurarken, karakollarını basarken, ne devletin ne de toplumun çoğunluğunun barışı konuşmak istemeyeceğini bildiğim için PKK'nın tasfiyesini istiyorum.

Okurumun temel yanılgısı PKK'nın tasfiyesiyle Kürt siyasi hareketinin ya da Kürt kimliğinin tasfiyesini aynı şey gibi görmesi. "Kürt sorununun şimdiye kadar çözülmemesinin nedenlerinden birisi, devletin Kürtlüğü tasfiye düşüncesidir. Evet, eğer insanlar, halklar, topluluklar ve politikacılar birbirlerini tasfiye etme yerine birbirlerini kabul ederek, birlikte yaşamayı becerebilselerdi, bugün insanlık kan deryasında yüzmezdi" cümlesini başka nasıl yorumlayabiliriz?

İnsanların, halkların, toplulukların ve politikacıların birbirini tasfiye etmesiyle bir devletin silahlı bir örgütü tasfiye etmeye çalışması aynı şey midir?

"PKK olmadığı zaman da Kürt sorunu çözülmemişti, olduğu zaman da... Demek ki sorun PKK'nın olup olması değil, esas sorun zihniyettir. Zihniyet değişirse sorun da çözülür, hem de PKK ile birlikte." diyor okurum.

Evet, doğru. PKK olmadığı zaman da Kürt sorunu çözülmemişti. Olduğu zaman da... Şimdi PKK ortada kalkarsa yine Kürt sorunu çözülmüş olmayacak. Ama çözülmesi için bir imkan doğacak. PKK'nın varlığının sürekli engellediği bir imkan...

PKK'nın tasfiyesi silah bırakması demektir. Öyle geçici ateşkes filan değil; şiddet kullanmaktan temelli vazgeçmesi. Hayal kurmayalım, hiçbir devlet yasa dışı bir silahlı güç yedekte bekletilirken, silah tehdidi altında "barış"ı konuşamaz.

Silahlar bırakıldıktan sonra siyaset arenasında yerini alacak olan Kürt siyasi hareketi içinde muhtemeldir ki geçmişte PKK'lı olan birçok insan bulunacaktır. Hatta bu kişiler PKK'nın öteden beri savunduğu kimi siyasi projeleri de savunacaktır. Ama bu hiçbir şeyi değiştirmez; bu durum "PKK'nın siyasallaşması" anlamına gelmez. Çünkü PKK'yı PKK yapan şey savunduğu fikirler değil, hedefine ulaşmak için seçtiği yoldur; yani şiddettir. PKK'nın temel karakteristiği budur. Şiddet ortadan kalktığında PKK da ortadan kalkmış, yeni bir durum doğmuştur. Bu yeni durumda aynı fikirlerle karşı karşıya kaldığımızda siyasetin aşırılıkları törpüleyici, uzlaştırıcı, sorun çözücü gücüne güvenmek gerekir.

                      X                      x                         x

Şu anda öyle bir noktadayız ki, "buraya nasıl geldik" sorusunun cevabında yoğunlaşmak kendimizi çıkmaza sokmaktan başka bir işe yaramaz.

Barış masasına oturulduğunda, muhtemeldir ki, bazılarımız 1980'lerde devletin Kürt halkına silaha sarılmaktan başka yol bırakamadığına, dolayısıyla PKK'nın mücadelesinin meşru ve faydalı olduğuna; bazılarımız ise silaha sarılmanın baştan itibaren yanlış olduğuna, Kürt hareketi bütün zorluklarına rağmen sabırla demokratik mücadele yöntemlerine bağlı kalsaydı daha doğru olacağına inanmaya devam ediyor olacağız. Ve yine muhtemeldir ki, bu görüş farklılıkları geleceğe de yansıyacak; 25 yıllık bu zaman diliminin farklı farklı tarihleri yazılacak ilerde.

Yazılsın varsın... Gelecek kuşaklar bu farklı tarihleri okuyup üzerinde düşünsün, tartışsın...

Ama biz bugün bunu yapmayalım. Bugün, geçmişin hesaplaşmasını bir yana bırakıp,  birleştiğimiz noktada odaklanalım.

Birleştiğimiz nokta şudur: Artık hepimiz bu savaşın bir galibi olamayacağının farkındayız, hepimiz barış istiyoruz. Ve bu barış için her iki tarafın da yapması gereken şeyleri biliyoruz.

PKK silah bırakmadan, devlet de kapsamlı bir affı gündeme getirmeden ve bunlar eşzamanlı bir biçimde planlanmadan şiddeti durdurmanın mümkün olmadığı görülüyor. Dolayısıyla, savaşın bitmesini isteyen herkesin, kendi kamuoyunu atılacak bu adımlara psikolojik olarak hazırlamaya gayret etmesi gerekir.

Kürtler PKK'nın tasfiyesini içine sindirmek zorunda.

Türkler de affı...

Biliyorum, bu yazıyı okuyanların birçoğu dahil milyonlarca insan suç varsa cezasının da olması gerektiğini, PKK'lıların affının adil olmadığını düşünüyor.

Terörü halka karşı işlenen bir suç olarak gören biri olarak, ben de kendi payıma, devletin bireylere karşı işlenen bir suçu affetmesine karşıyım. Ayrıca afların hukuk devletini zedelediğine ve adaletsizlik yarattığına da inanırım.

Ama bazen, barışın adaletten daha önemli olduğu tarihi anlar vardır. Eğer savaş ancak bu yolla bitirilebilecekse; daha fazla insan ölmemesi ancak böyle mümkünse adaletsizliği bir ölçüde sineye çekebileceğimiz anlar...

İşte biz şu anda öyle bir andayız.

Bunca ölümün katılaştırdığı yüreklerimizi yumuşatmanın zamanıdır. Karşılıklı hınçlarımızı, öfkelerimizi, intikam duygularımızı, zihnimize yer eden kırmızı çizgilerimizi, "asla"larımızı "ilelebet"lerimizi bir tarafa bırakıp hayata bir şans versek diyorum.

Bütün söylediğim de bu aslında...  

bugün



Bu yazı 355 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Eylül 2012 Susmak için artık çok geç
    • 24 Eylül 2012 Darbecilik mahkûm oldu
    • 21 Eylül 2012 7 adımda çözüm planı
    • 14 Eylül 2012 Libya
    • 25 Ağustos 2012 Kürtler'i PKK'dan korumak
    • 8 Ağustos 2012 Tehditle canlı kalkan olunur mu?
    • 30 Temmuz 2012 Suriye Kürdistanı
    • 2 Temmuz 2012 Zana kimi, neyi temsil ediyor?
    • 18 Haziran 2012 Kılıçdaroğlu Bahçeli'nin arkasına saklanıyor
    • 15 Haziran 2012 Olmayacak duaya amin
    • 11 Haziran 2012 Oslo süreci yeniden mi?
    • 8 Haziran 2012 Erdoğan-Kılıçdaroğlu görüşmesi
    • 4 Haziran 2012 Ses kayıtları
    • 30 Mayıs 2012 Parti kongreleri neden yapılır?
    • 21 Mayıs 2012 Sivil bayramlar dönemi
    • 11 Mayıs 2012 Yine mi?
    • 9 Mayıs 2012 Solun resmi tarihi
    • 25 Nisan 2012 Keşke CHP bölünse
    • 11 Nisan 2012 Kafası karışık bir Demirtaş
    • 9 Nisan 2012 Nizam-ı alem

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,245 µs