En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

Televizyonun yeni bir marifeti daha!



Çocukların uzun süre televizyon seyretmelerinin yol açtığı zararlar her geçen gün daha iyi anlaşılıyor.
Geçtiğimiz aylarda Fransa’da televizyon ve radyo programlarını denetleyen Yüksek Görsel-İşitsel Konsey, televizyon kanallarının 3 yaşından küçük çocuklara yönelik TV şovları yayımlamasını, gelişim sürecindeki çocukları olumsuz etkilenebilecekleri gerekçesiyle yasaklamış, ebeveynleri uyararak bebeklerini Baby TV, BabyFirst TV gibi yurtdışından yayın yapan kanallardan uzak tutmalarını istemişti.


Bu hafta televizyonun zekâ gelişimini, ruh ve sinir sağlığını olumsuz etkilediğini gösteren verilere bir yenisi daha eklendi.


Amerikan Tıp Derneği tarafından yayınlanan The Archives of General Psychiatry isimli derginin şubat sayısında yer alan bir araştırmaya göre gençlerin televizyon başında geçirdiği saatler uzadıkça depresyon riski de artıyor.


Depresyon belirtileri göstermeyen ergenlik çağındaki 4 bin 142 genç üzerinde yapılan araştırmada 7 senelik bir takip sonunda bunların yüzde 7’ den fazlasında depresyon ortaya çıktığı belirlenmiş.
Bir günde 3 saatten az televizyon seyredenlerin yüzde 6’ sında depresyona rastlanırken günde 9 saatten uzun süre televizyon seyredenlerin yüzde 17’ den fazlasında depresyon semptomlarının ortaya çıktığı görülmüş.


Bu ilişkinin sosyo-ekonomik ve eğitim durumu ile ilgili olmadığını ve depresyon riskinin erkek çocuklarda kızlara göre daha kuvvetli olduğunu da belirtelim.


Araştırmanın önemli bir bulgusu da bilgisayar oyunları, video veya radyo ile depresyon arasında bir ilişkinin olmadığının saptanması.


Araştırmayı gerçekleştiren uzmanlar uzun süre televizyon seyretmenin depresyon riskini artırmasını çeşitli sebeplere bağlıyorlar.


Gençlerin zamanlarını sosyal, entelektüel veya fiziksel aktiviteler gibi zevkli işlerle veya arkadaş ve aileleri ile geçirmek yerine televizyon başında çakılı kalmalarının önemli bir etken olduğu düşünülüyor.
Uzun süre televizyon seyretmenin uyku düzenini bozması ve olumsuz film veya haberlerin depresyona zemin hazırlaması da ihtimal dâhilinde.


Depresyonu kolaylaştıran faktörlerden biri de reklamlar. Çünkü reklamlarda gerçek hayatta çok ender rastlanan mükemmel insanlar var ve hepsi de inanılmaz derecede mutlular. Birçok reklam da eğer şu marka arabanız veya bu marka telefonunuz yoksa ne kadar zavallı olduğunuz tezini beyinlere kazıyor. Tüm bunlar da gençleri depresyona sokmaya yeterli oluyor.


Anne ve babalara tavsiyeler
Çocuklarınıza televizyon seyretmede mutlaka bir sınırlandırma getirin. Haftanın belirli günlerinde belirli bir sürenin dışına çıkılmasına izin verilmemeli. Çocuğunuzun odasına televizyon koymayın.
Çocuğunuzu kabiliyetine göre müzik, resim, spor gibi aktivitelere yönlendirin ve teşvik edin.
Çocuğunuza mutlaka zaman ayırın. Beraber yürüyüş yapın… top oynayın… resim yapın… maça, konsere gidin



Bu yazı 614 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,494 µs