En Sıcak Konular

Ardan Zentürk


Ardan Zentürk
0 0 0000

Hükümeti İsrail’e ‘jurnallemek’



Oynanan aslında, iğrenç bir oyun... Mide kaldıracak gibi değil... Türk halkının oylarıyla seçtiği ‘ulusal hükümeti’, dış politika üzerinde ‘kuşatmaya’ çalışmak... Daha da beteri, dünyada ‘güçlü lobisi’ olduğuna inanılan İsrail’e, ‘bunlar Hamas yanlısıdır’ diyerek ‘jurnallemek...’

İleri sürülen şu olsa üzerinde tartışabiliriz: ‘Türkiye, dış politikada, Soğuk Savaş yıllarının geleneksel dengelerinden yeni dengelere doğru rotalanıyor, eski alışkanlık ve korkularından kurtulmaya çalışıyor, bu arada da bazı riskler üstleniyor...’

Bu tamam... Otururuz, eğrisi-doğrusuyla tartışır bir sonuca varmaya çalışırız...

Ama, ‘Başbakan Erdoğan, kendi siyasi deneyimlerini Hamas ile özdeşleşmeye vardırdı’ demek... Ve giderek, Erdoğan’ın, ABD başta, müttefiklerimiz tarafından ‘terör bağlantılı’ olarak kabul edilen Hamas ile ‘aynı cephede yer alan devlet adamı olduğu’ portresini çizmek...

Pes...

‘Eğer, Türk basınının bazı köşeleri tarafından dile getirilen bu görüşler, gerçekten, İsrail tarafından da kabul edilmiş olsa, Türkiye ile İsrail arasında sürüp giden temaslar mümkün olabilir mi? Türkiye’nin Hamas’a, çok uzun süredir, ‘ya silahı bırakır adam gibi demokratik bir parti olursun ya da terörün bedelini ödersin’ tavsiyesinde bulunduğunu en iyi İsrail biliyor.’

Sözlerin sahibi ‘başbakana yakın’ güvenilir bir kaynağımız... (Burada hemen bir noktaya açıklık getireyim. ‘Ankara’daki uzman dostumuz’ diye yazdığımda tarifin Türk dış politikasına yön veren uzman ve ünlü bir isim olarak algılandığını biliyorum. Bu yazıda belirtilen ‘başbakana yakın güvenilir kaynak’ o portre değildir.)

Kimin taşeronluğu

‘Pekiyi, o zaman nedir Türk başbakanını Hamas’la aynı cephede sergileme telaşı?..’

‘Bir nevi taşeronluk. Yani eski korkulara sarılarak başbakanı çembere alma telaşı. Dışarıdaki bazı çevrelere, bakın, bizler sizlerin buradaki çıkarlarınızı gözetmek için neler yapıyoruz, siz de bizlere biraz destek olun canım, mesajı gibi... Bazıları belki de gerçekten alışkanlıkla korkuyor da olabilirler... Ne bileyim, büyük sermaye grupları uluslararası finans çevrelerinden baskıyla karşılaşılabileceğini düşünüyor olabilir... Hatta temasta oldukları uluslararası çevrelerden telkin de alıyor olabilirler... Ama bütün bunların günümüz dünyasında hiçbir anlamı yok... Bir tek gerçeği kıyısından-köşesinden görmüş gibiler: Türkiye gerçekten bir politika değişikliği süreci yaşıyor...’

‘Nasıl... Bir anti-batı politika değişikliği mi... Amerika ve İsrail’e karşı soğuk bir duruş mu...’

‘Hiç biri değil... Sadece, günümüz dünyasında daha eşitlikçi bir ilişki arıyoruz. Soğuk Savaş yıllarının aksine merkez-uydu ilişkisi değil, karşılıklı işbirliğine dayanan daha üretken bir ilişki ağı. Türkiye’nin bölgesindeki gücünü artırırken, Amerika ve Avrupa ile eskinin komplekslerinden kurtulmuş bir işbirliği anlayışı. Washington’daki hiçbir lobiden korkmayan...’

Lobi şantajına karşı

‘Bu da söyleniyor: Yahudi lobisini ürküttük, Ermeni soykırım iddiası artık Amerikan Kongresi’nden geçer...’

‘Bir tek sorum var: Elinizdeki silahta tek kurşun var. Onu hemen kullanıp, tek gücünüzden olmayı göze alır mısınız... Hele bir de karşınızdakini sadece yaraladıysanız, yandınız... Bu Ermeni tasarısı da Amerika’nın elindeki tek kurşun... Bunu bugüne kadar sıkmamış, bizi de kabul edelim korkutmayı başarmış. Bu kurşunu bu yıl sıkarsa ne olacak? Biz yaralanmış olacağız ama ölmeyeceğiz. Sonra? Amerika’nın elinde hiçbir şey kalmıyor ama, yaralı bir Türkiye’nin neler yapabileceğini de kimse kestiremiyor...’

‘Yani... Geleneksel lobiler oyunundan uzaklaşan bir Türkiye...’

‘Aynen öyle... Bugüne kadar ne olmuş? Ermeni ve Rum lobileri bastırınca, gidip Yahudi lobisinin kucağına düşmüşüz... Topluca baktığınızda hepsi lobi santajı değil mi. Birini durdurmaya çalışırken, diğerine teslim olmak... Ne olursa olur, Türkiye, Amerikan Kongresi’ndeki bu çok boyutlu lobiler santajından kurtulur, ilişkiler yeniden tanımlanır.’

‘Ama siz, Amerika’nın o tek kurşunu sıkmayacağına inanıyorsunuz...’

‘Sanırım... Fransızlar sıktı da ne oldu... Amerikalılar bunu görecek kadar akıllıdır diye düşünüyorum...’

‘Bütün bu yorumların Başbakan nezdindeki tepkisi... Etkilenir mi...’

‘Tam tersine... Bunca zamanda başbakanın psikolojisini kavrayamadılar. Bu tür yönlendirilmiş tepkiler aksine, kararlılığını artırır, mücadeleci yönünü öne çıkartır... Politikalar günlük değil ki, büyük bir devletin tercihlerinden söz ediyoruz, günlük olarak değişir mi...’

Ustalara saygı

Orhan Duru ustamızla, bizim meslekte pek görülmeyecek olgunlukla süslenmiş bir serüvenimiz oldu. Önce o, benim haberim müdürümdü, ‘80’li yılların fırtına yayın organı Güneş’te. Bir sabah ben onun yazıişleri müdürü oldum. Aradan birkaç yıl geçti, o Star TV’de bir kez daha amirimdi, ben ise onun Ankara Haber Müdürü... Bir garip ast-üst ilişkisi... Hiçbir zaman aramızdaki ağabey-kardeş ilişkisini sarsmadı. O bizim kuşak açısından her zaman ‘Orhan ağabey’ oldu. Özellikle 90’ların başında onun gibi iki çok değerli iki ağabeyle de bir arada olma şansı yakalamıştım: Nevzat Şenol ve Oğuz Şeren. Oğuz ağabey bizleri 2005 yılında bırakıp gitti, garip tesadüf Nevzat Şenol, Orhan Duru ile aynı gün veda etti... ‘Babıali’nin ‘basın’ olarak adlandırıldığı ‘medya’nın olmadığı günlerden sevgili portreler... Hepsinin mekanı cennet olsun...

star



Bu yazı 468 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 6 Eylül 2012 Bir garip Türkiye portresi
    • 27 Ağustos 2012 Ortadoğu’ya hoş bulduk!
    • 26 Temmuz 2012 Rusya-Suriye-Almanya Kimyasal silah
    • 23 Temmuz 2012 AB’nin ''gerçek'' yolu...
    • 7 Haziran 2012 Clinton ile buluşma ve terör
    • 30 Nisan 2012 Öldürülecekler listesi...
    • 5 Nisan 2012 Sürgündeki milletin acısı
    • 29 Mart 2012 Suriye-Lübnan: Her şey yeni başlıyor...
    • 26 Mart 2012 İran katliama katıldı!..
    • 19 Mart 2012 Türkler Arap öldüremez!..
    • 12 Mart 2012 Yarı-başkanlık sistemine doğru...
    • 1 Mart 2012 Esas mesaj ‘diaspora’ya
    • 30 Ocak 2012 SURİYE: Savaş yeni başlıyor...
    • 23 Ocak 2012 Sarkozy’nin işi bitti...
    • 5 Ocak 2012 İran’la dans
    • 29 Aralık 2011 2012: Savaş yılı
    • 8 Aralık 2011 İsrail’in Türkiye’ye ihtiyacı var
    • 5 Aralık 2011 Araplar ‘Türk modeli’ne soğuk!..
    • 28 Kasım 2011 ‘Felaket senaryosunu önlemeye çalışıyoruz...’
    • 17 Kasım 2011 SURİYE: Yüksek risk!..

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,461 µs