En Sıcak Konular

İsmail Küçükkaya


İsmail Küçükkaya
0 0 0000

Şehirlerimizi unutmak



Şubat ayına girmek üzereyiz, sandığa gitmemize iki ay kaldı, 'Toplumda seçim havası' ve heyecanından eser yok. Ne iktidar ne de muhalefet partileri büyük 'Sükse yapan adaylar bulabilmiş' durumda. Sadece yerel yönetimlerin değil, 'Genel siyasetin kaderini de etkileyebilecek' böyle hassas bir seçimde bile büyükşehir belediye başkan adayları yeni yeni açıklanıyor. Mesela CHP, İstanbul adayını neden bir yıl önce ilan etmez ki? Aynı şekilde AKP, o kadar önem verdiği İzmir'de ve özellikle Diyarbakır'da kendisi için yarışacak ismi çok daha önceden niye açıklamaz? Anlamak mümkün değil. Tercih edilen adaylara bakınca, sürpriz bir tarafı olmadığına göre bu kadar beklemenin ne gibi mantıki gerekçesi olabilir ki?
Manzara hiç değişmiyor: 'Kampanyalar renksiz, içeriksiz ve heyecansız', zaman da dar olunca adaylar hangi projeleri nasıl anlatabilirler, merak ediyorum. 'İstanbul'da ciddi bir deprem tehlikesi' var, önceki gün Marmara yine sallandı, kimin ne gibi bir hazırlığı, nasıl bir projesi ve söylemi var tam bir muamma. Arkadaşlarımız hazırlıyorlar, yapılması gereken onca iş orada öylece bekliyor. İstanbul'un belediye başkanı da rakipleri de henüz deprem konusunda ne diyorlar, hiçbir şey duymuş değiliz. Hazin değil mi?
İktidar partisi üç büyük ilde 5 yıl önceki adaylarıyla yarışıyor. Oysa 22 Temmuz'da 4 yıl önceki genel seçime göre listelerin neredeyse yarısını değiştirmişlerdi. AKP'yi anlıyorum, seçime 'favori' giriyorlar, ellerinde 'güçlü imkanlar' var. Çıtayı yüzde 47'ye koydular. Birkaç puanlık bir oynamayı her halükarda açıklayabilirler. Onlar için 'psikolojik sınır yüzde 40'ın altı' olacaktır.

Baykal'ın ne yapmaya çalıştığı da ortada: 'Seçimi kaybetmeyecek bir formülü' hayata geçirdi. Ankara'da Karayalçın, İstanbul'da Kılıçdaroğlu CHP'ye oy maksimizasyonunu sağlar. İzmir'de zaten CHP favori. Sandıktan başkan çıkarlar mı belli olmaz ama İstanbul ve Ankara'dan gelecek oylar, CHP'nin Türkiye ortalamasını kurtarır.
Baykal iki hafta kadar önce bir sohbette bazı gazetecilerle birlikte bana da 'İstanbul'da kimi CHP'den aday görmek istersiniz' diye sormuştu. Ben de 'eğer sizin kısa listenizde sadece Kemal Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin yer alıyorsa, en uygun isim bence ikisi de değil' yanıtı vermiştim. O sırada hemen yanımda Gürsel Tekin de oturuyordu. Kılıçdaroğlu ise 'genel siyaset için etkili' bir silah haline gelmişti. Diğer taraftan, Karayalçın CHP'nin Ankara'da en çok oyu alabileceği bir aday.
Hem AKP hem de CHP açısından bakınca değişen toplum dinamiklerini yeterince kavradıklarını söyleyebilir misiniz?
Bu seçimlerin 'kilidi MHP' olabilir. MHP'nin oy yüzdesinde büyük bir sürpriz bekliyor değilim ama İstanbul ve Ankara başta olmak üzere MHP adaylarının gösterecekleri performans, 'AKP-CHP yarışının dengesini' bozabilir. Özellikle 'Ankara'da Mansur Yavaş', MHP açısından çok isabetli bir tercih. Mansur Yavaş, 'Ankara savaşının galibini belirleyen' bir figür olabilir.

Yaşam bilgelerinin gözüyle
Kabul etmek zorundayız ki şehirlerimiz iyi durumda değil. Altyapıları eksik, yapılaşma plansız, kent görünümleri estetikten uzak. Dün, Yaşamdan Dakikalar'da Hıncal Uluç, 'İstanbul'un hızla rengini kaybettiğini' söylüyordu. Azınlıkların yaşadığı tecrübeler İstanbul'un zenginliğini yok ediyor. Haydi Gel Bizimle Ol'da 93 yıllık deneyimle İsmet Kür, 'Belediye başkan adayları o şehirde doğup büyümeli. Ancak böyle olanlar şehirlerin yağmalanmasına kıyamazlar' diyordu.
Geçen yıl bir İstanbul turumuzda İlber Ortaylı, aynı mantığı biraz daha radikal biçimde işleterek, 'İstanbul'daki binaların yarısı derhal yıkılmalı' diyordu. İlber Hoca İstanbul'un yedi tepesindeki o muazzam  eserlerin, tarihi camilerin şehrin her tarafından görülebilecek şekilde inşa edildiklerini hatırlatıp, 'O muhteşem silüetinin önünde kaçak yapılar adeta çirkin duvarlar gibi yükseliyor' diye yakınmıştı.

Geçtiğimiz hafta Bülent Eczacıbaşı ile keyifli bir dost sohbeti gerçekleştirmiştik. Ekonomik krizden yerel seçimlere kadar geniş çerçevedeki sohbetimizde içimi en çok ferahlatan cümle şuydu: 'Türk sanatında müthiş bir ilerleme var. Taklitten kurtuluyoruz, özellikle plastik sanatlarda gurur verecek, evrensel çapta işler çıkıyor.' Eczacıbaşı'nın bu sözleri İstanbul'da müzecilik alanında son yıllarda yaşadıklarımızı düşününce daha bir anlam kazanıyordu. O halde başkan adaylarından '2010 İstanbul Kültür Başkenti' kapsamında çok daha iddialı ve kapsayıcı deklarasyonlar duymak istiyoruz. Tam zamanı...
Hilmi Yavuz, dünkü yazısında 'Malatya'nın CHP ile değil İsmet İnönü' ile, 'Kırşehir'in CMP ile değil Osman Bölükbaşı' ile 'Aydın'ın DP ile değil Menderes' ile, 'Isparta'nın da doğrudan Demirel'le özdeşleştiğini' hatırlatıyor ve şehirlerle şahısların (partilerin değil) sembolik ilişkiye sahip olmasının altını çiziyordu. Hocanın, Rizeli Başbakan Tayyip Erdoğan-İstanbul arasındaki ilişkiyi buna neden dahil etmediği ayrıca merak konusu olmalı. İlk fırsatta kendisine bunu sorup, öğreneceğim.
Hilmi Hoca'nın yazısındaki şu bölüm çok temel bir zafiyetimizi gösteriyor:
'(Bizde) Yerel yönetimlerin (belediyelerin) sivil topluma dönüşmesini mümkün kılan ticaret oligarşisinin (burjuvazinin) siyasi hakimiyetinden değil, şahısların ve sınıfsal temelden yoksun bürokratik ve milliyetçi ideolojilerin siyasi hakimiyetinden söz etmek bahis konusudur. Ve şehirlerin sınıfsal yapısı dönüşmedikçe bu durum böylece devam edeceğe benzemektedir.'
29 Mart yaklaşıyor. Şehirlerimizi yönetecek başkan adaylarından memnun musunuz?

akşam



Bu yazı 695 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 12 Haziran 2012 ABD denklemin neresinde?
    • 27 Nisan 2012 Siyaset neden dine tutuldu?
    • 11 Nisan 2012 İşte baş döndüren Suriye diplomasisi
    • 1 Nisan 2012 Türk futbolunu kurtarma paketi
    • 5 Mart 2012 İşte önümüzdeki 6 ayın yol haritası: Başbakan'ın 'tek devlet' stratejisi
    • 13 Şubat 2012 Oslo üzerinden MİT krizi analizi...
    • 6 Şubat 2012 Kimlerin uzun tutukluluğu bitiyor?
    • 21 Kasım 2011 Türkiye bölünür mü büyür mü?
    • 23 Mayıs 2011 MHP neden hedef tahtasında?
    • 18 Nisan 2011 'Doğu Çözümü'
    • 11 Nisan 2011 Başbakan'ın liste stratejisi
    • 17 Mart 2011 Başbakan'dan 'askerle diyalog' yorumu: 'Çok yakın çalışıyoruz'
    • 28 Şubat 2011 Erbakan'dan sonra Türk siyaseti
    • 21 Şubat 2011 Seçimin sürprizi ne olabilir?
    • 4 Şubat 2011 Başbakan Erdoğan'ın planı
    • 5 Ocak 2011 2011'de nasıl bir MHP?
    • 22 Kasım 2010 CHP ile MHP arasını açmalı
    • 13 Ekim 2010 Sarı Lacivert'in Doğu açılımı
    • 16 Ağustos 2010 Şehitlerimiz ve referandum...
    • 13 Mayıs 2010 Operasyona açık siyaset

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,945 µs