En Sıcak Konular

Eser Karakaş


Eser Karakaş
0 0 0000

AK Parti karşıtlığı ve Ergenekon



Son aylarda yaşanan Ergenekon gözaltıları ve tutuklamaları sonrası Ergenekon sürecinin geldiği noktadan rahatsızlık duyan bir kesim hukuki sürecin AB karşıtlarının ortadan kaldırılması sürecine dönüştüğünü vurgulamaya başladı.

Bu kesim, İbrahim Şahin ya da Semih Tufan Gülaltay’la (Akın Birdal’ı öldürmek kastıyla vuran, daha sonra KKTC yurttaşı yapılan, şimdi de yine Ergenekon meselesiyle ilgili olarak içeride olan kişi) Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur’un, Tuncay Özkan’ın, YÖK eski başkanı Prof. Kemal Gürüz’ün, kırk yılın gazetecisi İlhan Selçuk’un, hukuk abidesi denilen Sabih Kanadoğlu’nun ne ilişkisi olabileceğini, bu kişilerin isimlerinin beraber telaffuzunun bu sonunculara büyük haksızlık olduğunu dile getiriyorlar.

İlk bakışta doğru gibi gözüken bu saptamanın altını biraz kazırsanız aslında durumun öyle gözüktüğü gibi olmadığı sonucuna da varabilirsiniz.

AK Parti bir siyasal parti, Kasım 2002’de, Mart 2004’de, Temmuz 2007’de seçmenin karşısına çıktı, Mart 2009’da şimdi bir kez daha demokratik meşru otorite olan seçmenler tarafından sorgulanacak.

Bir demokraside, bir hukuk devletinde AK Parti karşıtlığı kadar da doğal bir şey olamaz, bu karşıtlık toplumun belirli kesimlerinde zaten mevcut.

Ama önemli olan bu karşıtlığı demokratik bir hukuk devleti sınırları içinde tutabilmek.

Geçtiğimiz günlerde Sabah gazetesinde Engin Ardıç bu konuda muhteşem bir yazı yayınladı; AK Parti’yi devirmek istiyorsanız kurun partinizi, seçmeni ülkeyi AK Parti’den daha iyi yöneteceğinize inandırın, oy isteyin, bu oyu alın, AK Parti hemen devrilir, darbecilik gibi kepazeliklere gerek yok diye yazdı.

Bir şeyin 2009 Türkiyesi’nde çok net anlaşılması gerekiyor; şayet bir iktidar partisini Engin Ardıç’ın çok özel kalemiyle belirttiği çerçeve dışında devirmek istiyorsanız işte o zaman Ergenekon denen belanın dış çemberlerinin nereye kadar genişleyeceği de belli olmayabilir.

Ve maalesef ülkemizde AK Parti karşıtlarının azımsanmayacak bir bölümünün Engin Ardıç’ın çizdiği meşruiyet çerçevesinin dışına çıktığı, çıkmak istediği ya da en hafifiyle çıkmak isteyenleri fiilen ya da kalben desteklediği biliniyor.

TSK komutanlarının bu tür meşruiyet ve hukuk dışı bir çizgide ne işi olabilir diye sorabilirsiniz ama Nokta dergisinde Alper’in yayınladığı darbe günlüklerinin bu çok sevimsiz konuyu hiçbir tereddüte yer bırakmadan ortaya koyduğu da bir gerçek.

Demek ki, TSK komutanlarının bir bölümü çok değil bundan beş sene önce seçimle gelmiş bir siyasal iktidara karşı darbe yapmak istemişler; yani iş sadece İbrahim Şahin ya da Gülaltay’la sınırlı değil.

YÖK eski Başkanı Sayın Kemal Gürüz’ü, İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Sayın Kemal Alemdaroğlu’nu ‘Ordu göreve’ pankartlarının altında çekilen resimlerinden çok net hatırlıyoruz; bu hocalar bu pankartlarla ilişkileri olmadığını söylüyorlar ama siyasi havasının darbecilik olduğu bir mitingde de ne işleri olduğu merak edilebilir doğrusu.

Hepimiz ve özellikle geleneksel laik çevrelerden gelen bizler çevremizde her gün darbe hazırlığı yapan değil ama bir darbeyle AK Parti devrilir ise bundan büyük mutluluk duyacak insanlarla çevriliyiz.

Bir siyasal parti karşıtlığı hukuk ve meşruiyet açısından bu kadar zıvanadan çıkarsa gerçekten Ergenekon’un dış çemberlerinde kimlerin olduğu meselesi daha da girift hale gelebilir.

Bu insanlar bazı şeyleri artık anlamak hatta kanımsamak zorundalar; bir siyasal parti karşıtlığı en sağlıklı olarak meşru ve legal etkin muhalefet yapılarak gerçekleştirilebilir.

27 Nisan muhtırası kepazeliği, 367 hokkabazlığı yaşandığı, görüldüğü gibi siyaset tarafından ağır yenilgilere uğratılmıştır; umarım yakın gelecekte de bu tür çirkin yöntemlere başvurmak isteyenler yakın geçmişi iyi değerlendirirler.

Askerden muhtıra ya da darbe beklemek, 367 hokkabazlıklarından medet ummak, toprağın altına silah gömmek yerine AK Parti’ye meşru zeminlerden muhalefet yapmak, AB ve Kıbrıs konularında AK Parti’den on adım önde olmak, krize karşı önlem geliştirmek çok daha dürüst ve etkin bir muhalefet olur diye düşünüyorum.

AK Parti devrilsin de nasıl devrilirse devrilsin demek, bu amaca yönelik cinayetleri (Danıştay), darbe girişimlerini olumlamak bir biçimde Ergenekon’un bir tarafında (mesela neresinde?) olmak demektir.

star



Bu yazı 898 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ağustos 2011 Arap baharı Türkiye ve AB
    • 24 Mayıs 2011 AK Parti neden kazanıyor?
    • 7 Mayıs 2010 İstifa ya da yargılanma seçeneği
    • 23 Kasım 2009 Kimler çağdaş kimler değil
    • 3 Ağustos 2009 Ergenekon’un gerçek mirası
    • 27 Temmuz 2009 Kürt meselesi ve Kıbrıs
    • 8 Haziran 2009 İki konuşma - iki skandal
    • 3 Mayıs 2009 Süleyman Demirel ve 1 Mayıs 1977
    • 21 Ocak 2009 AK Parti karşıtlığı ve Ergenekon
    • 19 Ocak 2009 TSK baştan aşağıya yenilenmeli
    • 23 Kasım 2008 CHP neden türbana yaklaştı?
    • 5 Eylül 2008 Türkiye’yi kim yönetemez?
    • 17 Şubat 2008 ‘Genç Siviller Korkuyor!’ basın açıklaması
    • 16 Şubat 2007 Türkiye’yi bekleyen tehlike

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,712 µs