En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Derin devletin seçim stratejisi 1



Seçim sonrası kaybeden partilerin yenilgiyi kabullenmek yerine mızıkçılık yapmasına toplum olarak aşinayız. Her defasında sonuçların sıhhati üzerine gölge düşürmekten çekinmezler. 'Filanca partiye verilen oylar çöplükten çıktı' şovları bir seçim klasiğidir. 'Şu kadar sahte oy kullanıldı, hile yapıldı' iddiaları sürekli tekrarlanır.
Futbolcuların hakemin penaltı kararına itiraz etmeleri gibi. Sonuç da hiç değişmez. Kısa süreliğine de olsa kendilerine yönelen eleştiri oklarını dikkatleri başka tarafa çekerek savuşturmayı başarırlar.

Bu kez sandığı gölgeleme çabaları seçimden çok önce başladı. Ankara havası puslandı yine. Yeni bir oyun veya tezgahla karşı karşıyayız. Seçmen kayıtları üzerine kopartılan fırtınaya bakar mısınız?.. Listelerin hatasız olmasını kimse beklememeli. Keşke olabilse. Öteden beri seçmen listelerinde hatalar yaşanır. Yanlışlıklar da yapılan itirazlarla giderilir.

Dikkatinizi çekmiştir; son dönemde seçmen sayısındaki büyük artış üzerine sokaktaki insanın kafasını karıştıracak biçimde sistemli kampanya yürütülüyor. Listelerdeki hatalar üzerine genellemelere gidiliyor. Türkiye bir süre önce adrese dayalı nüfus kayıt sistemine geçti. Bundan böyle herkes kayıtlı bulunduğu ikametgah adresinde oy kullanmak zorunda.

Özellikle yerel seçimlerde gözlenen merkezden taşraya seçmen taşıma ortadan kalktı. 18 yaşını doldurduğu için ilk kez oy kullanacaklar da bir yekün tutuyor. Artışın nedeni bu. İlginçtir 'Bugün fazla' diye itiraz eden CHP, geçen seçimlerde de eksiklikten yakınmış, nüfusta görünen 5 milyon kişinin neden seçmen olmadığını sormuştu. TÜİK yetkililerinin açıkladığı gibi seçmen sayısındaki artış normal.

Kimi hataları genelleyerek arkasında başka sebepler aramak doğru değil. Kimse bugünden seçimlere gölge düşürmesin, sonuçları şaibeli hale getirmeye kalkışmaşın. YSK da kuşkuları ortadan kaldıracak, kamuoyunu tatmin edici açıklama yapmalı.

Sandığı gölgelemeye dönük çabalar seçmen sayısıyla sınırlı değil. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ı karşı karşıya getiren son tartışma da doğrudan sandıkla ilgili. AK Parti hükümeti yeni bir düzenleme ile nüfusu iki binin altında olan beldelerin belediye statüsünü kaldırdı. Değişikliği CHP Anayasa Mahkemesi'ne götürdü. Hükümetin yaptığı işe karşı çıkmanın ötesinde esaslı gerekçesi de yok.

Anayasa Mahkemesi CHP'nin başvurusunu görüştü ve düzenlemenin iptaline gerek olmadığı yönünde karar verdi. Karar oybirliği ile değil çoğunlukla alındı. Anayasa Mahkemesi'nin kararı nihaidir. Bir belde belediyesinin buşvurusu üzerine Danıştay devreye girdi ve mahkemeye başvuran beldelerin seçimlere girmesine yeşil ışık yaktı. YSK da 'Seçimlere girebilirler' deyince Anayasa Mahkemesi'nin kararı hükümsüz hale geldi.

Dün Ankara'nın manzarası bozuktu. Sadece Danıştay ile Anayasa Mahkemesi karşı karşıya gelmedi, Anayasa Mahkemesi'nde de iki farklı yapı ortaya çıktı. Önce Başkan Haşim Kılıç bir açıklama yaptı; 'Karara uymamak Anayasa ihlalidir' diye. Ardından her zaman olduğu gibi Başkan Vekili Osman Paksüt sahneye çıktı, Kılıç'a muhalefet etti. Açıklamalar zihinleri daha da bulandırdı. Ortada CHP'nin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar var. Hükmünü icra edecek olan o, açıklamaların çok önemi yok. Ancak bu tartışmalar kesinlikle tesadüfî değil, bilinçli.

Meclis'in kapattığı belde belediyeleri seçimlere girecek mi? Son sözü YSK söyleyecek. Sonuç ne olursa olsun bu tartışmaların sandığa gölge düşüreceğine kuşku yok.

Belli ki sadece partiler değil, siyasetin dışındaki bazı çevreler de yerel seçimleri çok önemsiyor. Baksanız ya oyun kurmaya bugünden başladılar...

zaman



Bu yazı 880 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,688 µs