En Sıcak Konular

Umur Talu


Umur Talu
0 0 0000

Bak şu bakana!



Biz matrak insanlarız.
İlginç sempati kriterlerimiz var.
Mesela, Fransa'da "merkez sağ yönetim"e karşı "ayaklanan", arabaları ateşe veren, barikatlar kuran "Müslüman" gençleri tutarız "Fransız polisi"ne karşı.
Çünkü, belki şiddeti onaylamasak bile, onların mağduriyetini, isyanını, öfkesini anlarız.
Tek tek örnek saymayayım ama siz zaten biliyorsunuz.
Kendinizi de, etrafınızı da.

ZALİM YUNAN
Anladığım, şimdi de "Yunan devleti ve polisi"ne karşı "ayaklanan" gençlere kısmen sempatimiz oluştu.
Medyada ve çevrede hava o.
Çünkü, "Zalim Yunan polisi" henüz 15 yaşında bir genci, esasta bir çocuğu ateş edip öldürdü.
Tabii ki "bütün Yunan polisi" değil.
Gözaltındaki iki "Yunan polisi".

ANARŞİST
Hem, biliyorsunuz, değil mi... "Ayaklananlar" ın çoğu, en azından öncülük edenler "Anarşist".
Öyle devlete her posta koyanın, bir zaman tüm solcuların, gençlerin, idam edilenin de, işkence görenin de, evde azarlananın da, mahallede komşularca mimlenenin de, muhbirlerin üflediğinin de burada hemen damgalandığı gibi "anarşist" değil; kelimenin tam manasıyla, harbiden "Anarşist."
Biraz eski ve uzun hikaye!

ÇOK MÜHİM
Bizim iyi, empati dolu kalbimiz şimdi "ölü çocuk"tan yana.
"Yunan devleti"ne antipatiyle de birleşti mi, sorma gitsin.
Ayrıca, şunları çok önemsiyoruz:
1. İki polisin hemen tutuklanmasını.
2. Devletin özür dilemesini.
3. İçişleri Bakanı'nın istifasını vermesini.
4. Sosyalist (sosyal demokrat) muhalefetin hükümete veryansın etmesini.
5. İnsanların tepki göstermesini.

FAKAT GÜLÜM
Fakat gülüm, burada da çok çocuk öldürüldü!
Cizre'de panzerle ezilen 12 yaşında çocuk mu devlette bir utanca yol açmıştı, yoksa Kızıltepe'de evlerinin önünde, ayağında terliklerle, babasıyla birlikte, 12 yaşında 13 polis kurşunuyla delik deşik Uğur mu?
Uğur bu köşede ve başka yerlerde günlerce mesele edildikten sonra yaprak kımıldamış, dava açılmıştı.
Nasıl?
Polisler önce görevden azıcık alındı, sonra başka şehirde göreve tayin edildi, mahkeme Eskişehir'e kaçırıldı, mağdurlar devamlı o şehre taşındı, yeniden mağdur edildi ve aylar, yıllar sonunda standart prosedürle beraat çıktı.
"Dur ihtarı" yüzünden kolayca öldürülen kaç kişi olmuştu, Baran Tursun gibi.
Karakollarda öldürülmüş Nijeryalı da çıktı, intihar ettiği söylenen Polonyalı da.
Bir dergi satarken vurulan ve felç olan arkadaşını vuranları protesto ederken işkencede öldürülen Engin için Adalet Bakanı bir özür diledi, doğru. Özrü giden ömrü getirmedi.
Ama ille de çocuklar.
Siz 12 yaşında çocuklar panzerle, kurşunla öldürüldüğü için "istifasını veren" bir bakan gördünüz mü şu yıllarda, Yunanistan'da değil, buralarda. İstifasını verirken, "Can almak demokrasilerde mazur görülemez" diyen bir yerli.
Neden?
Bizim çocuklar daha mı değersiz? Biz "Fransa'da, Yunanistan'da tepki ve öke" ye sempati duyabilirken, burada daha mı ürkek, daha mı vurdumduymaz, daha mı resmi şiddetiz?

O DA İNSAN
Polisin maruz kaldığı bir sürü şiddet de var.
Amir hakareti, tayin sefaleti, aşırı mesai felaketi, angarya eziyeti. Tabii ki ölüm riski de.
"Polisin insan hakkı"nı da savunun, ona şiddet uygulayana karşı; sonra, kim onlarca kurşun sıkabilmişse bir çocuğa, kim panzer sürebilmişse küçücük bir bedene, kim parkta bir tekmede öldürmüşse, kim küçük bir kolu bükmüşse, kim işkenceden geçirmişse, ona karşı da "çoluk çocuk her insanın hakkı"nı savunun.
Hep devlet olmayın; etrafı kırıp dökmeseniz bile, belki vicdanınızda isyan eden küçük bir "anarşist" vardır; bir kulak verin.

sabah



Bu yazı 1,041 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Ocak 2009 Kravatın vicdanı
    • 15 Ocak 2009 Yeraltı ordusu!
    • 26 Aralık 2008 Hakikatin içyüzü
    • 15 Aralık 2008 Onların oğulları kızları...
    • 11 Aralık 2008 Bak şu bakana!
    • 23 Kasım 2008 Üç ana...
    • 17 Kasım 2008 Taş ile bomba... Kanun ile adalet
    • 13 Kasım 2008 Ya öyle değil de böyle ise...
    • 19 Ağustos 2008 Kırk tilki kırk ayak
    • 28 Temmuz 2008 Kahpelik!
    • 28 Ekim 2007 Kasrı Şirin mi şirin!
    • 10 Ekim 2007 Düşünmeye davet
    • 26 Ağustos 2007 Biat kültürü imiş!
    • 21 Haziran 2007 Büyük lokma... Büyük konuşma
    • 20 Haziran 2007 Susurluk, Ankara Sauna, Atabey Kaldırım, Danıştay Trabzon, İstanbul bomba Cumhuriyet
    • 17 Haziran 2007 Her senaryo aktörünü bulur
    • 11 Haziran 2007 Şimdi incir zamanı
    • 3 Haziran 2007 Bana her şey seni hatırlatıyor!
    • 29 Mayıs 2007 Bunu da gördük!
    • 28 Mayıs 2007 Kanmayın kıymayın!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,976 µs