En Sıcak Konular

Erdal Şafak


Erdal Şafak
0 0 0000

Krizde bayram



Kurban Bayramı' na işsiz, ücretsiz izinde ve çalışarak ama ücretlerini alamadan girenlerle ilgili haberlerle, belleğimizin derinliklerindeki cezaevine kilitlediğimizi sandığımız hortlaklar birer birer hücrelerinden çıktılar ve bizi 7 yıl öncesine götürdüler.
Krizde bayramın ne demek olduğunu en iyi biz SABAH çalışanları biliriz. Çünkü biz iç içe girmiş kriz çemberlerinden geçerek bugünlere ulaştık.
Madem hortlaklarımız zincirlerinden boşaldılar, bize de o günleri ziyaret etmek düşüyor.
27 Ekim 2000 Cuma akşamı Etibank, TMSF'ye devredildi. Bu, sermayesinin çoğunluğu Etibank ile onun hâkim ortağı Bilgin ailesinde olan SABAH'ın da TMSF'ye devri anlamına geliyordu.
Gazetemiz TMSF'ye geçmişti ama yönetim kadroları aynen duruyordu. Değişen bir şey olmayacağını sanmıştık. Yanıldığımızı kısa sürede anladık.
Birkaç gün geçince nakit akışı önce aksadı, sonra da kesildi. İlan ve satış gelirlerinin aktarıldığı bankalar, alacaklarına mahsuben hepsine el koyuyorlardı. Devir sonrası ilk ay başına ilk kez parasız girdik; "Mücbir sebeplerden dolayı" maaşların ödenmesinin gecikeceği tebliğ edildi.
SABAH çalışanlarının zorunlu ödemelerini (Kira, elektrik-su-telefon faturaları, kredi kartı taksitleri gibi) yerine getirebilmek için eşdostakraba kaynaklarını zorladıkları o günlerde, 22 Kasım 2000'de Türkiye ekonomik kriz girdabına sürüklenmesin mi? Hani şu "Likidite darboğazı"nın yol açtığı söylenen krize.
27-29 Aralık 2000 arasındaki Ramazan Bayramı'na işte bu çifte kıskaçta sıkışmış olarak adım attık.
Kasım maaşına mahsuben avans dağıtılmıştı bayram arefesinde ama koşullar giderek ağırlaşıyordu. Bir gün gazetenin telefonları kesiliyordu. Bir başka gün ajanslar servisi durduruyordu. Bir gün kaloriferler yanmıyordu.

2001'in Kurban Bayramı
2000'i 2001'e bağlayan geceyi asla unutamayız. Herkes eve dönüşünü mümkün olduğunca geciktirmeye çalışıyordu. Elleri ve cebi boş gideceği için. Gözyaşlarını çolukçocuğundan gizlemek için.
Artık sadece öğle yemeği için dağıtılan "Ticket"lerle idare etmeye çalışıyorduk. O "Ticket"lerin para işlevi de gördüğünü keşfettik. Semtteki bakkallar vitrinlerine "Ticket ile alışveriş kabul edilir" uyarıları yapıştırmaya başladılar. Evin ekmeği, makarnası, bakliyatı, sütü bir süre o şekilde karşılanabildi.
Ve sonra 19 Şubat 2001 "Kara Pazartesi". Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik krizinin Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Anayasa kitapçığının fırlatılmasıyla zembereğinden boşaldığı gün.
Bu, iki krizle boğuşan biz SABAH çalışanları için üçüncü gayya kuyusu oldu. Artık avans bile ödenemiyordu. Kadronun neredeyse yarısı yol parası bile bulamadığı için işe gelemiyordu.
5-8 Mart 2001 tarihleri arasındaki Kurban Bayramı'nı işte böyle idrak ettik. "Ticket"ler için yeni bir kullanım alanı bulan, onları yol parası karşılığı taksi şoförlerine kabul ettirmeyi başaran bir avuç arkadaşımızın özverisiyle bayram gazetelerini hazırladık. Liderlerin, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, Başbakan Bülent Ecevit'in, Başbakan Yardımcıları Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz'ın bayram mesajlarını kimimiz öfkeyle, kimimiz siyaset kurumuna sınırsız güvensizliğin neden olduğu tarifi imkansız duygularla sayfalara yerleştirdik. Hepsi de dişimizi sıkmamızdan, sıkıntıların gelip geçici olduğundan dem vuruyorlardı.
O bayramdan sonra en az 1-1.5 yıl daha sürdü çilemiz. Çok ağır bedeller ödedik. Aile düzenimizde, sosyal hayatımızda, ruh sağlığımızda onulmaz yaralar açıldı.
Ama bir gün bile bayrağı düşürmedik. Bir gün bile sıkıntılarımızı, acılarımızı gazetemizin sayfalarına yansıtmadık. O günleri birlikte yaşadığımız, SABAH' ı birlikte ayakta tuttuğumuz tüm çalışma arkadaşlarımızla yaşamımızın sonuna kadar gurur duyacağız.
Evet, Türkiye de, SABAH da o krizleri aştı.
Evet, bitmek bilmeyen o günler, aylar, yıllar boyunca bayrağı yere düşürmedik ama kustuğumuz kanın pıhtıları bugün de boğazımızın veya dudaklarımızın bir yerlerinde duruyor. Ve o pıhtılar her bayramda çözülüp damarlarımızda dolaşmaya başlıyor.
Tanrı kimseyi krizle terbiye etmesin...



Bu yazı 967 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Temmuz 2012 Körfez'e büyüteç
    • 22 Temmuz 2012 Tarih yolları kesiştirince...
    • 4 Nisan 2012 Demokrasiyi taçlandırmak
    • 1 Nisan 2012 Suriye aktörleri
    • 4 Mart 2012 Fıkra gibi
    • 1 Şubat 2012 Konsey'i beklerken
    • 16 Ekim 2011 1961 Ekim'i
    • 26 Eylül 2011 New York'tan dönüş gündemi
    • 20 Ağustos 2011 Şam'la satranç
    • 12 Ocak 2011 Aslında biz bize yeteriz
    • 8 Ocak 2011 Referandum
    • 26 Aralık 2010 Krizin öbür yüzü
    • 27 Kasım 2010 Senede bir gün
    • 18 Kasım 2010 Savaş Lordu
    • 16 Kasım 2010 Beşik sallanıyor
    • 9 Ekim 2010 Sri Lanka modeli
    • 26 Eylül 2010 Dolmabahçe'de medyatik kahvaltı
    • 28 Ağustos 2010 BDP'lilerin söylemleri
    • 30 Haziran 2010 Ortaklık
    • 15 Mayıs 2010 Atina'dan

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,405 µs