En Sıcak Konular

Ali Bulaç


Ali Bulaç
0 0 0000

CHP, çarşaf ve yeni açılım



Sayın Baykal'ın çarşaflı hanımlara rozet takması büyük tartışmalara sebep oldu. Belirtmek gerekir ki, bu, benim toplumsal hayatımızın geleceği açısından çok olumlu bulduğum bir adım oldu.
CHP'nin radikalleri ile CHP karşıtlarının şahinleri bu teşebbüsten hoşlanmadılar. Radikal laikçiler, bunun siyasi ve modernleştirici misyonlarından vahim bir sapma olduğunu öne sürerlerken, muhafazakâr-sağcı kesimin siyasetçileri ve ideologları "CHP'nin çarşafı istismar ettiğini" söylediler. Tek olumlu nokta Başbakan R. Tayyip Erdoğan'ın basiretle, CHP'nin "çarşaf açılımı"nı desteklemesi, "bu adımın, sıkıntısını çektiğimiz birçok sorunun çözümüne yardımcı olacağını" söylemesidir.

Sahnede oynadığı rol ve üstlendiği misyon bambaşka olsa da, benim gözlemlerime göre, Deniz Baykal, mevcutlar içinde en birikimli, entelektüel düzeyi en yüksek siyasetçidir. Kendisiyle yüz yüze görüştüğünüzde altına imzanızı atmayacağınız çok az görüşü olduğunu görürsünüz. Nedense siyaset sahnesinde öyle değil. Sarahatle, kadınların yüzde 70'inin başını örttüğünü, çarşafın bir Anadolu geleneği olduğunu söylüyor.

CHP şimdi Genel Merkez'de mescit açmayı da planlıyor. Bu açılımı CHP seçmeninin yüzde 70,1'i destekliyor. Karşı çıkanlar yüzde 12,5; fikir belirtmeyenler 10,4.

Yakın vadede başörtüsü sorununun çözümünde bu açılımdan büyük şeyler beklemek yanlış olur. Bu adıma "siyasi" değil, bir zihniyet sürecindeki değişim ve toplumsal barış açısından bakmak gerekir. CHP'nin kapılarını çarşaflı hanımlara açmış olması, henüz "çarşafın meşruiyeti"ni kabul ettiği anlamına gelmez, belki "varlığını kabul ettiği" anlamına gelir. Yani artık CHP'nin zihin dünyasında çarşaf otoriter yollara başvurarak yok edilmesi gereken bir simge değil, bir realite. Ve bu realite ile temas kurulmadıkça pozitif siyasetten ekmek yemek mümkün değil. Birçok CHP'linin zihninde "kadınlar çarşafla girecek, açılarak çıkacak" veya "sadece oylarını versinler temsil edilmesinler" fikri yattığı gözden kaçmıyor. Hemen söyleyelim, bu böyle olmayacaktır. Bugün "varlığı"nı kabul ettiği çarşafın zamanla "meşruiyeti"ni de kabul edecektir. Çünkü gelişmekte olan kent hayatında ve demokratik siyasette giderek her yurttaş kendi oyunun getirisini hesaplamaya başlıyor.

Burada pratik ve pragmatik bir hesap olduğu doğrudur: Bundan önce sol ve sosyal demokrat partiler yüzde 30-35'e oturuyordu. Bugün tümünü bir araya getirdiğinizde oyları yüzde 15-20 arasında geziniyor. Dindar, sağcı, milliyetçi seçmen yüzde 80'lere oturdu. Bu durumda CHP geleneksel "laikçi politikalar"da ısrar edip ya ebediyen bir fasit daire içine hapsolmuş bir muhalefet partisi olmayı kabullenecek veya iktidar olmak için velinimeti olan müşterisine, oy sahibi seçmene açılacak. Üçüncü seçenek "CHP artı asker" formülüdür ki, bu formülün getirdiği iktidar darbe iktidarıdır.

CHP'nin açılımı sadece çarşaftan ibaret değil. Bugüne kadar "din, laiklik, cumhuriyetin nitelikleri" vb. kavramlar üzerinden siyaset yaptıkça, yasaklar altında bunalan, milli gelirden insanca yaşayacak kadar pay alamayan kitleler sağcı partilere itiliyor. Ortalama bir Türk seçmen "dinime zarar geleceğine aç kalmayı yeğlerim" diyor. CHP zihniyeti haksız yere sağcı-milliyetçi partilere iktidar sağlıyor; bu partiler de dindar kitleleri çantada keklik görüyor. "Kemal Kılıçdaroğlu profili"yle bu alanda da siyaset değişiyor. Semboller üzerinden muhalefet yerini yolsuzluklar, yoksulluk, Kürt sorunu, Alevi hakları, demokratikleşme, işsizlik, suistimaller üzerinden siyasete doğru evriliyor. Unutmayalım, Mustafa Sarıgül'ü öne çıkaran faktör de "diniyle barışık sosyal demokrat siyasetçi" profilidir. Türkiye'nin böyle bir partiye ihtiyacı var.

Çarşaflılara rozet önemli bir adımdır. Başörtüsü ve dinî hayatın özgürlüğü konularında bir mutabakat sağlanması yönünde sevindirici bir gelişmedir. Yakın vadede somut adımlar atılmasa da, en azından gerilimi düşürür, bir yumuşama sağlar. Nihayetinde çözümde rol oynayacak olan, sağcı partileri bırakıp CHP'ye gidecek olanların oylarına sahip çıkmaları olacaktır.

zaman



Bu yazı 479 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 6 Nisan 2013 Neyin özgürlüğü?
    • 7 Nisan 2012 NATO'nun alan dışı stratejisi
    • 12 Kasım 2011 İdrak tutulması
    • 16 Temmuz 2011 Dört aktör
    • 25 Haziran 2011 Tiyatro bu
    • 19 Mart 2011 Afetler, felaketler!
    • 12 Mart 2011 Darbenin medya ayağı
    • 10 Mart 2011 Modelin altı parametresi
    • 7 Mart 2011 'Türkiye modeli'
    • 12 Şubat 2011 İhvan ve İslam korkusu!
    • 22 Ocak 2011 Kısır döngü
    • 13 Ocak 2011 Azınlık veya zımmi!
    • 10 Ocak 2011 Çatışmalar ve potansiyeller
    • 18 Aralık 2010 Başka bir dünya, başka bir iktisad!
    • 15 Kasım 2010 Diyanet'te 'yeni dönem'
    • 2 Ekim 2010 Millî Görüş'ten son kopuş!
    • 18 Eylül 2010 Ayrışmanın fotoğrafı
    • 2 Ağustos 2010 Askerler ve rolleri
    • 26 Temmuz 2010 Neden akletmiyoruz?
    • 24 Temmuz 2010 35. madde

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,826 µs