En Sıcak Konular

Umur Talu


Umur Talu
0 0 0000

Ya öyle değil de böyle ise...



İnsanlar elbette hayalleriyle, umutlarıyla, hayatlarıyla, geçimleriyle, sevgileriyle ilgili "hayal kırıklığı" yaşayınca, kırılırlar hakikaten.
Ama "bilgi, inanç, güven, bildiğini zannettiklerin, emin olduğunu sandıkların" bir gün "başka türlü bir şey" olarak tecelli veya tescil edilirse, ne olur?
Niteliğine göre, bir sıkılma, bir utanç, bir özeleştiri, yanılgıyı kabul ile birçok kabulün, önkabulün, önyargının sarsılması mümkün olur mu?

Şimdi deniyor ki, bir "Gizli tanık", ifadesinde, "Danıştay saldırısı"nın "Ergenekon'un ulusalcı sanıkları" tarafından düzenlendiğini ayrıntısıyla anlatmış.
Başka iddialarla, Cumhuriyet'e de atılan bombalarla örtüştüğü üzre, bu "doğru" ise...
Ne olacak?
Mesela, tabii tek tek ne düşünmüştünüz bilmiyorum ama, o gün yoğunlaşan, şiddetlenen bazı fikirleriniz değişebilir mi?
Milyonlarca insan, saldırının "en azından kağıt üstünde" kendileri gibi düşünen, duruma göre kendilerini "cumhuriyetçi, Atatürkçü, ulusalcı, bağımsızlıkçı, irtica düşmanı" gibi nitelemelerle "arz eden" birilerince organize edilmiş olması "ihtimali" veya "hakikati" karşısında "artık" ne düşünecek?
Elbette önem ve değer verdiği kavramlardan vazgeçmesi gerekmiyor ama o günkü "bilgi, yargı ve öfke"si üstüne şimdi ne diyecek?

"Sıradan vatandaş" ın sığınacağı bir "sıradanlık" var diyelim...
O gün oraya hasta Ecevit'i sürükleyip belki de ölümünü hızlandıranların bir vicdan azabı olacak mı?
Bu olay üstüne büyük yorumlar yapan, kitleleri harekete geçiren sivil siyasetçilerin bir özeleştirisi olabilecek mi? O gün orada "askeri" siyaset yapan kimi komutanların, bu arada geçen gün Fenerbahçe tribününde "akçalı sanık" bir işadamının yanında golleri alkışlayan eski genelkurmay Başkanı'nın diyeceği başka bir şey olacak mı?
Muhtıra yazarları bir özür istidası hazırlayacak mı?
Manşetlerinden, köşelerinden, ekranlardan belli bir varsayıma göre kan damlatanlar yüzbinlerce okurdan, izleyiciden özür dileyecek mi?
Önyargı ile yargı oluşturan yüksek yargı insanları; akademik şüphecilikten, ampirik kanıttan dahi nasipsiz "bilim adamları ve kadınları" kürsülerde özeleştiri yapabilecek mi?
Önü mönü bırakın; fazla kurcalamadan yargı kararı oluşturabilenlerin vicdanında bir sızı, meslek hayatında bir acı olacak mı?
Orada, törende bakan hırpalayanlar, küfür kıyamet gidenler bir "haksızlık" hissinin rahatsızlığını duyacak mı?

Hayatımızın hayal kırıklıkları bu olaydan ibaret değil elbette!
Tersi bir durumda da, bu kez öteki yanda, başka tarafta, asla kendi yargılarından utanç duymayacakların olduğundan şüphemiz var mı ki!
Başka bir sürü durumda, en tepeden en masum sıradanlıklara sığınanlara kadar, birçoğumuzun, herhangi bir utancı olabiliyor mu?
Tarihin başka türlü de okunabileceği, yok saydıklarımızın var olması, var saydıklarımızın başka biçimde tezahürü veya yokluğu, bize belli bir mahcubiyetle ama yeni bir iştahla yepyeni bir ufuk mu açıyor, yoksa suçlu bir telaşla hakikati beynimizin, vicdanımızın çukurlarına, aceleyle açılmış ve unutmaya ayrılmış mezarlarına mı gömüyoruz?
Bir bakın işte!

sabah



Bu yazı 807 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Ocak 2009 Kravatın vicdanı
    • 15 Ocak 2009 Yeraltı ordusu!
    • 26 Aralık 2008 Hakikatin içyüzü
    • 15 Aralık 2008 Onların oğulları kızları...
    • 11 Aralık 2008 Bak şu bakana!
    • 23 Kasım 2008 Üç ana...
    • 17 Kasım 2008 Taş ile bomba... Kanun ile adalet
    • 13 Kasım 2008 Ya öyle değil de böyle ise...
    • 19 Ağustos 2008 Kırk tilki kırk ayak
    • 28 Temmuz 2008 Kahpelik!
    • 28 Ekim 2007 Kasrı Şirin mi şirin!
    • 10 Ekim 2007 Düşünmeye davet
    • 26 Ağustos 2007 Biat kültürü imiş!
    • 21 Haziran 2007 Büyük lokma... Büyük konuşma
    • 20 Haziran 2007 Susurluk, Ankara Sauna, Atabey Kaldırım, Danıştay Trabzon, İstanbul bomba Cumhuriyet
    • 17 Haziran 2007 Her senaryo aktörünü bulur
    • 11 Haziran 2007 Şimdi incir zamanı
    • 3 Haziran 2007 Bana her şey seni hatırlatıyor!
    • 29 Mayıs 2007 Bunu da gördük!
    • 28 Mayıs 2007 Kanmayın kıymayın!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,304 µs