En Sıcak Konular

Enis Berberoğlu


Enis Berberoğlu
0 0 0000

Kürt sorunu, Apo sorunu



ANKARA KİMİLERİ ve/veya PKK’ya sempati duyanlar bu başlığa bakıp, "Ne fark var?" diyebilir.

Ben tamamen farklı düşünüyorum, hatta çözüm için bu özdeşliğin/irtibatın mutlaka kırılması gereğine inanıyorum.

* * *

Okuyanlar bilir, lafı dolaştırmayı, havada bırakmayı sevmem.

AKP ve DTP arasında başlayan diyalog sürecini fevkalade önemsiyorum.

İlk deneme 1991’e rastladı, Kürt sorunu DEP’li vekiller sayesinde Meclis zeminine taşındı. Açıkçası kamuoyu pek hazır değildi, DEP’liler de üniversite kantinindeki eylemciler kadar acemi davrandı.

Bir şans heba oldu, 30 bin hayata mal oldu.

Yıllar sonra bu kez DTP, Meclis’e girdi. Ortam 16 yıl öncesine göre çok değişikti.

MHP hiç tahrike kapılmadan DTP’nin elini sıktı. Türk Silahlı Kuvvetleri, sivil otorite ile birlikte hareket edeceği mesajını hiç tereddüde meydan bırakmayacak açıklıkta verdi. Ama iktidarla, sorunlu bölgenin vekilleri nedense (belki de Kürt oyları rekabeti yüzünden?) pek sıcak teması tercih etmedi.

Bu mesafeli politikanın bilinen tek istisnası Dengir Mir Mehmet Fırat (AKP) ile Ahmet Türk’ün (DTP) önceki hafta yedikleri yemek oldu. Peki masada ne konuşuldu?

Kürt sorunu mu, bölgenin geri kalmışlığı mı, eğitim ve sağlık sorunları mı, yetersiz yerel yönetimler mi?

Tabii ki hepsine değinildi ama ana gündem İmralı eksenliydi.

Ahmet Türk ve arkadaşları daha önce Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’e aktardıkları iddiaları Dengir Mir Mehmet Fırat ile paylaştı: Abdullah Öcalan’a işkence, eziyet yapıldığını ileri sürdü. Başbakan’dan yemekten 48 saat sonra yapacağı Diyarbakır gezisini "muhtemel tepkiler" nedeniyle ertelemesi istendi.

Böylece, "Bir şans daha tepildi" demesem bile en azından eksik/yetersiz kullanıldı.

Çünkü bir yandan sınır içi/ötesi harekát emirleri veren siyasi otoritenin... Diğer yandan, tam aksi yönde politikayla İmralı mahkûmunu muhatap alacak bir pazarlık başlatmasını beklemek abesti.

* * *

Haberlere göre, AKP ile DTP arasında ikinci tur yemekli görüşme söz konusu. AKP kulislerinde, bu kez işaret ve teşvikin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den geldiği bilgisi konuşuluyor.

Ama ilk tecrübeden sonra herkes temkinli yaklaşıyor:

AKP’nin Apo gündemli bir masaya oturmayacağı biliniyor.

Bu şans da kullanılmazsa ne olur? Önümüz kış ve baharda yerel seçim... Yani dağdaki silahlı eylem azalır... Ama ve lakin düzdeki seçim atmosferinde düşmanlık alır başını gider.

O yüzden haddimiz ve niyetimiz olmasa da, önerimiz basit.

Apo’nun durumu, AKP ve DTP görüşme masasında "neden" ve "önşart" olarak ele alınamaz.

Çünkü Apo’nun durumu, son 25 yıllık silahlı mücadelenin somut sonucudur.

Apo’nun İmralı’da yatmasına yol açan ortam ve nedenler ortadan kalkarsa...

Sonuçları da daha kolay ve medeni ortamda tartışılır hale gelir.

Habeas corpus

YAZIMA bu ilaveyi yapmadan önce Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ile bir kez daha görüştüm.

Abdullah Öcalan’a İmralı’da kötü muamele ve işkence yapıldığı iddialarını ve kendisinin son derece kesin dille yalanlanmasını hatırlattım. "Sayın Bakan, aradan geçen zaman içinde size, iddiaları doğrulayacak yeni bilgi ulaştı mı?" diye sordum. Bakan Şahin, "Hayır" dedi ve ekledi: "Öcalan’a işkence ve kötü muamele iddiaları kasıtlı ve yalandır. Bahane olarak kullanılıyor."

Denilebilir ki, "Bu iddialar doğruysa ne olur?" Hemen söyleyeyim, ayıp olur. Başlıktaki Latince ifade, bizim imparatorluk tarihimiz kadar eski. Diyor ki, "Vücudun senindir"...

Yani mahkûmun fiziki varlığı, cezayı kesen devlete emanettir.

Bebek katili olması, cezasını adil çekmesine engel değildir.



Bu yazı 271 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 1 Kasım 2009 Kuzey Irak tamam
    • 20 Eylül 2009 Babacan: Başbuğ çok kafa yoruyor bizim için bir şans
    • 26 Temmuz 2009 Üniversite sınavında sıfır çekenler kim?
    • 17 Mayıs 2009 Ev sahibi kompleksi
    • 15 Mart 2009 Baykal: Ergenekon balans ayarı çabası
    • 8 Şubat 2009 Kamer: Tosun’u sadece Başbakan değil, Bilal ve Sema da tanımaz
    • 1 Kasım 2008 Kürt sorunu, Apo sorunu
    • 26 Ekim 2008 İstanbul’a Kemal Derviş markası
    • 25 Ekim 2008 Barzani ile yakınlaşma PKK’nın kimyasını bozuyor
    • 4 Ekim 2008 Bayramını merak eden ülke: Suriye
    • 12 Ağustos 2008 Kafkas satrancında PKK yeniden piyon
    • 12 Temmuz 2008 Darbe duyumu çamur değildir elleri yıkamalı
    • 11 Mayıs 2008 Kandil söndü silahsız geçildi
    • 1 Ocak 2008 Kürt Hamas’ı kurulur mu?
    • 1 Aralık 2007 ABD’den 2 tercih birden
    • 25 Kasım 2007 Güneydoğu’ya özel teşvik
    • 11 Kasım 2007 Paşa’nın Irak analizi
    • 10 Kasım 2007 Reuters vermedi bizimkiler verdi
    • 4 Kasım 2007 PKK ne zaman biter?
    • 3 Kasım 2007 Tıpkı Kabil’deki gibi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,234 µs