En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Dosyalar savaşı



CHP'li Kılıçdaroğlu ile AK Partili Fırat arasındaki 'büyük düello' geride kaldı ancak tartışma bitmedi, öyle kolay kolay bitecek gibi de değil.
Sadece medyada değil ülkenin dört bir yanında tartışmayı kimin kazandığına ilişkin yorumlar sürerken Fırat, dün yeniden basının karşısına çıktı ve Kılıçdaroğlu'nun açıkladığı 'kırmızı hat' belgesinin sahte olduğunu ileri sürdü. Suçlama ağır, Kılıçdaroğlu'nun buna cevabı mutlaka olmalı. Bir oturumda neticelenecek bir düello değil bu. Belgeler üzerindeki çalışmalar yenilerini ortaya çıkaracak.

Son tartışma bundan sonra siyasi gündemin 'dosyalar savaşına' teslim olacağını gösteriyor. Yerel seçim odaklı bu savaş çok da sert geçecek. Daha meydanlara çıkmadan dosyalar havada uçuşacak. Zaten yerel seçimlerin böyle bir özelliği vardır, öncesinde bolca yolsuzluk dosyaları gündeme gelir. Ağır iddialarla rakipler birbirlerini yıpratmaya çalışır. Bunların sonuç verdiği de olur, çünkü Türk toplumu iddia bile olsa yolsuzluklar konusunda çok duyarlıdır, sandığa yansıtır.

Çankaya'nın CHP'li Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz'ın sesli bir kaseti ortaya çıktı. Gizlice kaydedildiği anlaşılan kasette başkanın ağzından Çankaya Belediyesi'nde 'akçeli işler' anlatılıyor. CHP'li meclis üyelerini kastederek 'Buradaki yamyamları doyurmak zorundayım.' diyor Başkan. Eryılmaz kaset için 'montaj ve acemice' demekle yetiniyor. Açıklama tatmin edici değil. Çankaya'nın seçimde simgesel önemi var. CHP'nin kalesi, AK Parti burada kazanmak için kolları sıvadı. Çankaya'da seçim kaybetmenin CHP'ye faturası çok ağır çıkar. Kaset sadece Eryılmaz'ı değil CHP'yi de sarstı.

Yeni dosyaların, yeni kasetlerin bugün yarın piyasaya sürülmesi hiç de sürpriz olmaz. Bir bilgiye dayanarak söylemiyorum bunu, işaretleri ortada. Yerel seçimin doğası da dikkate alındığında dosyalar savaşının ne denli çetin geçeceğini tahmin etmek zor değil. Bazı şehirlerde başkanların kaderini tek başına belgelerle dolu dosyalar bile belirleyebilir.

Belgelerin ortaya döküldüğü tartışmalar, karşılıklı atışmalar, düelloya kadar varan kapışmalar iyi hoş da mizah boyutu hep eksik kalıyor. Mizah da eklense çirkin görünen üslup bile sempatik hale gelebilir. Mizah en ağır ve sert tartışmayı bile kabul edilebilir kılıyor çünkü. Yeni kuşak siyasetçilerin eskiye oranla mizah konusunda epey zayıf olduğunu söylemek mümkün. Türk siyasetinde çok başarılı örnekler var aslında.

Birkaç gün önce 'şerefsiz, alçak' gibi çirkin kelimeler sarf edilirken nüktedanlığıyla ünlü Osman Yüksel Serdengeçti'yi hatırladım. Serdengeçti'nin milletvekilliği döneminde her biri mizah şaheseri olan davranışları Ankara'da sıkça tekrarlanır. Serdengeçti milletvekili iken bir gün Meclis'te kürsüye çıkar, muhalefet partisinin sert tepkisiyle karşılaşır, sözlü sataşmalar, laf atmalar dayanılmaz boyutlara ulaşınca kendisini tutamaz ve muhalefet sıralarına dönerek 'Bu Meclis'in yarısı şerefsizdir' der.

Ardından büyük bir tepki tabii. Sözünü geri alması istenir. Oturumu yöneten başkan devreye girer 'Lütfen kürsüye gelerek sözünüzü geri alın.' ricasında bulunur. Serdengeçti 'Peki' der ve kürsüye doğru yürür. Bütün milletvekilleri dikkat kesilir, acaba nasıl özür dileyecektir. Serdengeçti kürsüye çıkar ve 'Bu Meclis'in yarısı şerefsiz değildir' der. Sözünü geri almıştır ama biraz düşününce bu söylediği de sorunludur. Ancak pek üzerinde durulmaz, bir nükte olarak siyaset tarihine geçer.

Bugün de siyasetin mizaha ihtiyacı var. Meclis'te en ciddi anlarda, tartışmalarda gerilim had safhaya ulaştığında tebessüm ettirmeyi becerebilen siyasetçinin yıldızı parlayacaktır. Ciddi ve asık suratlı siyasetin topluma yansıması da aynı şekilde negatif oluyor.

Dosya savaşlarıyla gerilecek siyasi iklimde düello ve karşılıklı atışmaların sık sık tekrarlanacağı yeni dönemde siyasi mizaha her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulacak.

zaman



Bu yazı 655 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,191 µs