En Sıcak Konular

Hatice Saadet Kalyoncu



Hatice Saadet Kalyoncu
0 0 0000

Küstüm!



Çocukluk yıllarımızdan kalma bir eylemdir orta parmağımızı işaret parmağının üzerine atıp “küstüm” demek. Böylelikle karşımızdakine bize karşı bir hata yaptığını açıkça ifade ederek, telafi etmesi gerekliliğini ortaya koyduğumuz tepkisel eylemimizdir.

İnsan büyüdükçe tepkileri de değişir, tepki verecekleri de.

Kişilerin “Tüketici Kimliği”ni fark etmesiyle başlayan süreç “tüketimden gelen bir güç”ün varlığını da ortaya koydu. Kendisine karşı kabul edilemez tutumlara karşı firmalara “küstüm” diyerek onlara yanlışlarından geri dönmeleri konusunda ikazlarda bulundu. Bunu yaparken de firmaların anlayacağı dilden onlara seslendi: “Boykot

Tatsızlık yaşadığınız bakkaldan bir daha alış veriş yapmamak, sizinle doğru dürüst ilgilenmeyen servise bir daha arabanızı götürmemek, suratı sirke satan lokanta sahibi yüzünden bir daha orada yemek yememeye karar vermek,  hepsi birer küskünlüktü, hepsi birer boykottu. Kimi küskünlükler devam etti kimi ile barıştık.

Kimi zaman sadece bireysel bir tepki oldu kimi zamansa aynı tepkiye sahip tüketicilerin eklemlenerek oluşturduğu bir kitlesel tepki.

Kısaca mal veya hizmet satan, ister büyük ister küçük tüm işletmelere yeri geldiğinde “Ben tüketmezsem, sen satamazsın, satamazsan batarsın” şeklinde özetlenebilecek güç ile “Hatandan dön!” dedik.

Çok uzun zaman  "işçi sınıfının üretimden gelen gücü"  öykülerini dinleyen bizler, sahip olduğumuz ve kolayca kullanabileceğimiz gücümüzle ulusal politika bir yana, uluslar arası politikalara bile karışma, değiştirme ve müdahale olanağı bulduk.

Örneğin, 2002 yılında Philip Morris firması tarafından üretilen ve üzerinde cami resmi bulunan Chesterfield sigarasının üzerindeki cami resmi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tüm girişim ve ricalarına rağmen kaldırtılamamıştı. Ülkemizde faaliyet gösteren tüketici derneklerinden biri olan Tüketiciler Birliği’nin konuya el atarak firmanın yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunması ve ardından sigara paketi üzerindeki cami resminin en kısa sürede kaldırılmaması halinde, tüketicileri bu sigara markasını satın almamaları için boykota yönlendireceklerini açıklaması üzerine, dünyanın dev firmalarından olan Philip Morris 111 ülkede sattığı sigara paketi üzerindeki cami resmini kaldırmıştı.
Aslında boykotları daha çok kendi ülkemiz ve diğer ülkeler arasındaki sorunlarda kullandık. Boykot gücünü kullanarak arada sorun yaşanan ülkeye ait firmaların ürettikleri mal ve hizmetleri satın almayarak cezalandırma yoluna gittik. Böylelikle ekonomik yönden bir zaaf oluşturularak, aradaki sorunun ülkemiz lehine çözümü için karşı ülkeyi mevcut politikadan sapmaya zorladık.
Fakat dünya değişiyordu, değişti. Küresel ekonomi bu gücümüzün etkisini azalttı. Çünkü küreselleşen ekonomik düzen ile birlikte tüketiciye sunulan mal ve hizmetlerin milliyetini tespit olanağı ortadan kalktı. Sözgelimi; bir bilgisayarın kasası bir ülkede, içindeki çipler bir ülkede, fişleri bir ülkede yapılmakta, başka bir ülkedeki şirket tarafından dünya pazarına sunulmakta, dünya pazarına sunulan bu bilgisayar kendi ülkesindeki yerli bir firma tarafından ithal edilmekte ve iç pazara satılmaktadır.

Şimdi, bu bilgisayar acaba hangi ülkenin malıdır, milliyeti nedir?

Bu sorunun yanıtı küreselleşen ekonomik düzende artık kolay kolay verilememekte, mal ve hizmetler artık milliyetsiz. Hal böyle olunca tüketicinin tüketmeme gücünü kullanarak ulusal ve hatta uluslar arası ilişkilere müdahalesi de zayıfladı.

Çünkü falanca ülkenin malını boykot edecek olan tüketici, o mal ile ilişkili yerli girişimcisine zarar vermek istemez. Boykota tabi mal ve hizmetleri ülkeye ithal eden, distribütörlüğünü yapan, yan sanayini oluşturan, mal ve hizmetlerin tanıtım ve reklam çalışmalarını yürüten firmalar bundan etkileneceği için kaş yapayım derken kaş çıkarmayı hiçbirimiz istemeyiz.

Bir yandan tüketmeme gücü ile yanlışları düzeltebilme imkânı, bir yandan küresel ekonomi yüzünden kime küseceğini bilememe…

Öte yandan diğer bir sıkıntı da bir boykot söylemi içerisinde olan bireylerin takındığı rehavet. Tüketici boykotlarının toplumsal refleksleri harekete geçirmesi, canlandırması gerekirken, tam tersi olası diğer tepkilerin de önünü kestiği, toplumsal refleksi zayıflattığı, tepki vermesi muhtemel bireyleri tembelliğe ittiği de görülmekte. Boykota katılmakla rahatlatılan vicdanlar, yapılması gereken başka girişimler için harekete geçmemek için kendince geçerli bahaneleri bulmuş olmakta.

Bu yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakal durumunda tüketicinin “boykot” kavramını tamamıyla hayatından çıkarması beklenemez. Çünkü kapitalist dünya en ufak bir ekonomik dalgalanmayı bile hazmedemez. Bu yüzden tüm paradokslara rağmen tüketici boykotları hala iş gören bir mekanizmadır. Eğer boykotu doğru tasarlar, hedefi doğru belirlersek hala etkin ve olumlu sonuçlar elde edebiliriz.

Yaklaşık 4 yıldır yani Amerika’nın özgürlük getireceğim diye Irak’a girdiği günden bu yana bir boykottayım. Amerikan ürünlerini boykot ediyorum deme imkânım yok ama Amerikan yaşam tarzını boykot ediyorum. Bu yaşam tarzını boykot yaklaşımı da Tüketiciler Birliği’ne ait ve çok da akıllıca. Amerikan tarzı yaşam diyince aklınıza gelen belli başlı ürün ve yaklaşımlar. Karnım acıktığı zaman şu malum fast food restoranlarında karnımı doyurmuyorum, sıcak yaz günlerinde hararet bastığı zaman kana kana su içiyorum, hani şu ne olur ne olmaz diye kenara koyduğum param YTL olarak duruyor. Bunları yapmakla kalmıyor bu yaptığımı yüksek sesle dile getiriyorum. Diyeceksiniz ki Amerika Irak’tan çıktı mı? Hayır, ama Amerikan’ın dünyanın her köşesinde faaliyet gösteren firmaları Türkiye’de bir değişiklik fark etti. Devlet büyükleri birbirlerine bu olayla ilgili düşüncelerini sözle yazıyla ifade etmişlerdir, ben de tüketici sıfatımla ifade ettim, ediyorum, edeceğim.

Burada yeri gelmişken anlatmadan geçemeyeceğim. Hz. Muhammed hakkında o had bilmez karikatürler gündeme geldiğinde birçok kişi tarafından “boykot” söylemleri dolandı durdu. Bununla ilgili olarak görüşlerine değer verdiğim bir büyüğüm ise şöyle demişti: “Peygamberinize küfrediyorlar diye rahatsız oluyorsanız peygamberiniz gibi yaşamaya daha çok özen gösteriniz.”
Her olayda yerli yersiz boykot söylemleri işi sadece söylemde bırakacak hale dönüşmemeli. Boykot bilinçli tüketicinin tüketmemesiyle olabileceği gibi duruşuyla da gerçekleşebilir.



Bu yazı 1,216 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 6 Ocak 2009 Param yok sizlere!
    • 30 Aralık 2008 İsrail Hep Aynı Ya Biz?
    • 22 Aralık 2008 'İşte biz o gün tükeneceğiz'
    • 15 Aralık 2008 Tren ile bir bayram yolculuğu sırasında
    • 1 Aralık 2008 'Satın almama günü' ve 'Alışveriş için gün bugün'
    • 24 Kasım 2008 Sabit ücrette son durumlar
    • 10 Kasım 2008 Taşınıyor musunuz?
    • 3 Kasım 2008 Kirayı en ucuz ödeme yolu
    • 27 Ekim 2008 1 Kasım eylemi
    • 20 Ekim 2008 Taraf arıyorum
    • 6 Ekim 2008 Krizimiz geldi hadi akıllanalım!
    • 29 Eylül 2008 Bilgilensek mi Bilgilenmesek mi?
    • 22 Eylül 2008 Verimli ol, tatillere dokunma
    • 15 Eylül 2008 Küstüm!
    • 8 Eylül 2008 Hakkını bilmekle haddini bilmek arasındaki sınırı kim belirler?
    • 1 Eylül 2008 Ramazan israf ve insaf
    • 23 Ağustos 2008 Voltran'ı oluşturmak...
    • 11 Ağustos 2008 Reklâmlar geçiyor
    • 4 Ağustos 2008 İbadet edasıyla tüketim çılgınlığı
    • 28 Temmuz 2008 Doğru Tüketici

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,596 µs