En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

Televizyon çocuklarımızı hasta ediyor



Son senelerde hayatımızın adeta ayrılmaz bir parçası haline gelen pek çok elektronik alet var. Cep telefonları… televizyonlar… mikrodalga fırınlar… bilgisayarlar… yazıcılar… fotokopi makineleri… DVD oynatıcılar… bunlardan bazıları.
Bunların elbette büyük kolaylıklar getirdiği… daha rahat yaşamamızı sağladığı… iletişim imkanlarını müthiş şekilde artırdığı… bir gerçek, ama bu aletler ‘bilinçsiz kullanıldığında’ faydadan çok zarar da verebiliyor.
Bu hafta basında yer alan iki haber televizyonların özellikle çocuklarımızın ruh ve beden sağlığı üzerine olan olumsuzluklarının hangi boyutlara vardığını açık bir şekilde ortaya koyuyordu.

Fransa’ da televizyon yasağı

Geçen hafta Fransa’da televizyon ve radyo programlarını denetleyen Yüksek Görsel-İşitsel Konsey, televizyon kanallarının 3 yaşından küçük çocuklara yönelik TV şovları yayımlamasını, gelişim sürecindeki çocukları olumsuz etkilenebilecekleri gerekçesiyle yasakladı. Konsey, ebeveynleri de uyararak bebeklerini, Baby TV, BabyFirst TV gibi yurtdışından yayın yapan kanallardan uzak tutmalarını istedi. Konsey, önceki gün aldığı kararın 3 yaşından küçük çocukların televizyonun etkisinden koruma amacı taşıdığını bildirdi. Yetkililer, televizyonun üç yaşın altındaki çocukların zeka gelişimini olumsuz etkilediğini düşünüyor.

Televizyon kalp hastası yapıyor

Milliyet gazetesinde birkaç gün önce yayınlanan haber de şöyle:
"Amerikan Kalp Derneği, odalarında teknolojik ürün bulunan çocuklarda, bunlara çok vakit ayırmaları ve iyi uyuyamamaları nedeniyle kalp hastalıkları riskinin arttığı uyarısında bulundu.
Ailelerinden ve okuldaki arkadaşlarından gördükleri ya da sahip olduğunu anlattıkları dijital cihazları isteyen çocuklar, kısa sürede odalarını teknoloji mezarlığına çeviriyor ve söz konusu cihazlar dolayısıyla çocuklar sağlıklı uyuyamıyor. Amerikan Kalp Derneği’nin hazırladığı raporda, 13-16 yaş arası çocukların günde 6,5 saatten az uyuması halinde, onları gelecekte yüksek tansiyon gibi sorunlar beklediğine dikkat çekildi.
Raporda, çocukların bu sorundan kurtarılması için yatak odalarındaki teknolojik istilânın durdurulması isteniyor. Bunun için ailelerin, çocuklarının yatak odalarından; bilgisayar, bilgisayar oyun konsolları, cep telefonları ve mp3 çalarlar gibi cihazları uzaklaştırmaları gerekiyor. Araştırmaya göre, çocukların büyük bölümü, 8-9 saatlik uyku yerine geç saatlere kadar ya da gecenin bir yarısı kalkarak televizyon izliyor, müzik dinliyor veya arkadaşları ile mesajlaşıyor ve vücudun ihtiyacı olan uykuyu alamıyor.
Minnesota Üniversitesi Halk Sağlığı Bölümü’ndeki bazı araştırmacıların raporuna göre de odalarında televizyon bulunan çocuklar, bulunmayanlara göre daha çok abur cubur tüketiyor ve daha az fizik kültür aktivitesinde bulunuyor."

Televizyon astıma da yol açabilir

Bu iki haberin benim ‘televizyonun çocuk astımındaki artışta önemli rolü olduğunu ileri sürdüğüm’ hipotezimi ne kadar desteklediğini gördüm. 
Şimdi sizlere ilk defa bundan 3 seneden fazla zaman önce yayınlanan o yazımı sunuyorum.
Bu haberlerde yer alan bazı cümlelerin sanki yazımdan alınmış olduğunu da fark edeceğinizi de umuyorum.

İşte o yazım

Evlerimizin vazgeçilmezi olan televizyonların çocuklarda en çok görülen kronik hastalık olan astımın ortaya çıkmasında da önemli olabileceğini gösteren pek çok kanıt ortaya çıkmaya başladı.
Başta televizyon olmak üzere,  mikrodalga fırın, telsiz telefonlar, cep telefonları, bilgisayar, yazıcı, fotokopi makineleri… gibi artık pek çok evde de bulunan elektronik aletlerin yarattığı elektromanyetik radyasyon en başta suçlanan faktör.
Cep telefonlarından yayılan mikrodalgaların mast hücrelerinden histamin, P maddesi, VIP ve NGF gibi kimyasal maddelerin salgılamasını iki misline kadar artırabildikleri saptanmıştır. Bunlar, astım, saman nezlesi, egzama gibi hastalıkların ortaya çıkmasında çok önemli rolleri olan maddelerdir. 800-900 MHz arasındaki bu mikrodalgaların, antihistaminik ve kortizon gibi allerji tedavisinde kullanılan ilaçların etkilerini azalttıklarının da anlaşılması bu konudaki endişelerin hiç de haksız olmadığını göstermektedir.
Uzun süre televizyon seyretmek çocukların hareketlerini azaltmakta, bu da şişmanlığa zemin hazırlamaktadır. Obezite yani şişmanlık, astım için bir risk faktörüdür. Bir taraftan göğüs duvarındaki yağlanmanın hava yollarını sıkıştırması, diğer taraftan akciğer hacimlerinin azalması ve havayollarının daralmasına bağlı olarak bronş aşırı duyarlılığının artması şişmanlarda astım oluşumunu kolaylaştırmaktadır.
Televizyonlardaki reklâmlar, çocukların hazır ve katkı maddesi içeren yiyecek ve içecek tüketiminin artmasında çok önemli bir nedendir. Fazla miktarda karbonhidrat ve katkı maddesi içeren bu besinler, sağlıksız beslenmeye yol açmakta ve kilo almayı kolaylaştırmaktadır. Abur cubur ile iştahları kaçan çocukların sebze, meyve gibi vitamin ve antioksidan içeren besinleri daha az yemeleri de astım için bir risk faktörüdür. Ayrıca, sülfitler, tartrazin… gibi bazı katkı maddelerinin doğrudan astım krizlerine neden oldukları da bilinmektedir.
Uzun süre televizyon seyredilmesi, çocukların temiz havaya daha az çıkmalarına da neden olmakta ve çocuklar ev havasındaki olumsuzluklardan zarar görmektedirler.  Duvardan duvara kaplı halılar, evdeki yeni mobilya ve eşyalar, tüylü oyuncaklar, yün ve kuştüyü yatak takımları… çocukların daha fazla alerjene maruz kalmalarına yol açmaktadır. Evde sigara içilmesi de astımın ortaya çıkmasını kolaylaştıran nedenlerdendir.

Televizyon astımının önlenmesi

• Uzun süre ve yakın mesafeden televizyon seyredilmemelidir.
• Çocuklar, sadece haftanın belirli günlerinde belirli süre televizyon izlemeli, televizyona en az 2 metre uzaktan bakılmalıdır.
• Yatak odasında televizyon, cep telefonu… gibi elektromanyetik radyasyon yayan aletler bulunmamalıdır.
• Çocukların dengeli beslenmelerine özen gösterilmelidir. Hazır ve katkı maddesi içeren yiyeceklerden uzak kalmaları, taze sebze, meyve ve tavuk, balık eti yemelerini sağlanmalıdır.
• Çocukların hareketsiz kalmaları önlenmeli ve spor yapmaya teşvik edilmelidir.
• Evlerdeki alerjen kaynakları ortadan kaldırılmalıdır.
• Evlerde sigara içilmemeli, ev havasının temiz olmasına özen gösterilmelidir.
• Çocuklar temiz ve güzel havalarda mutlaka dışarı çıkarılmalıdır.



Bu yazı 1,044 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    15,787 µs