Bu cumartesi, artık futbola en ilgisi olmayanlarımız bile duydu, milli futbol takımımız 2010 Dünya Kupası elemeleri için Ermenistan milli takımıyla maç yapacak.
Şimdi size artık klişe ötesi bir hale gelen ‘Futbol asla yalnızca futbol değildir’ (Simon Kuper’in güzelim kitabının adı yani) muhabbeti
yapacak değilim ama bu sefer sahiden bu maç sıradan (ve Türkiye açısından çantada keklik sayılan) bir maç olmaktan çıktı, yanyana yaşayan ama yine de birbirine sırtını dönmüş iki ülkenin birbiriyle dolaysız konuşabilmesinin sembolik bir fırsatına dönüştü.
Ermenistan, Sovyetler Birliği dağılıp bağımsızlığını ilan ettiğinde, bu ülkeyi resmen tanıyan ilk ülkelerden biri Türkiye oldu. Hatta o dönemde, hükümetin bu ülkeyle diplomatik ilişkileri başlatmak için Büyükelçi atamaya bile hazırlandığını ama bu hazırlıkların rahmetli Çoşkun Kırca gibi bazı şahin isimlerin girişimleriyle engellendiğini de biliyoruz.
Neyse, karşılıklı büyükelçi teatisi tabii kötü bir şey değil ama iki ülkenin birbiriyle dostane ilişkiler götürmesinin temel şartı veya olmazsa olmazı da değil bu durum.
Mesela Türkiye 80 ve 90’lar boyunca epey sürtüştüğü, hatta sonunda savaşla tehdit ettiği Suriye ile karşılıklı diplomatik ilişkisini hiç kesmedi, bizim büyükelçimiz Şam’da hep oldu. Öte yandan, mesela İzlanda’nın Türkiye’de, bizim de orada diplomatik temsilcilerimiz yok ama iki ülke bildiğim kadarıyla dostlar.
Söylemeye çalıştığım gibi Türkiye ile Ermenistan arasındaki sorunlu ilişki, hatta neredeyse düşmanca ilişkinin temelinde diplomatların yokluğu yatmıyor. İki ülkenin ilişkileri sorunlu, çünkü ortada gerçek sorunlar var. Ve bu sorunlar konuşulmuyor.
Sorunların bir kısmı, iki ülkenin karşılıklı sorunları. Bir kısmı ise Ermenistan’ın uluslararası hukuku ihlal edip Azerbaycan’ın beşte birini işgal etmesinden kaynaklanan sorunlar.
Her iki kategorideki sorunlar da aslında çözümsüz olmayan, karşılıklı iyi niyetin varlığı durumunda kolayca hâl yoluna sokulabilecek meseleler. Ama bunun için iki tarafın, yani Türkiye ile Ermenistan’ın dolaysız biçimde birbiriyle konuşabilmesi gerekiyor.
Ermenistan’ın şimdiki Cumhurbaşkanı Serj Sargisyan, uzun yıllardır süren Türkiye ambargosunun da etkisiyle bir hayli fakir düşmüş, nüfusunun önemli bir bölümünü kaybetmiş olmanın da etkisiyle belki, önce The Wall Street Journal gazetesine bir yazı yazdı ve 6 Eylülde oynanacak Ermenistan-Türkiye maçına Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü davet etti.
Aynı Sargisan, daha geçen hafta bu davetini Radikal’in Ankara Temsilcisi Murat Yetkin’e verdiği demeçle bir kez daha yineledi. Ardından Cumhurbaşkanı Gül bu demece yine Radikal’de, yine Murat Yetkin aracılığıyla sıcak bir cevap verdi ama davete icabet edip etmeyeceği hususunda bir karar beyan etmedi.
Dün bir kez daha Radikal’den ve Murat Yetkin’den öğrendik ki Cumhurbaşkanı Gül, toplamı 6-7 saatlik bir gezi için Ermenistan’a gitmeye karar vermiş. İki Cumhurbaşkanı, herhalde maçtan önce buluşma fırsatı bulacaklar, konuşulacak şeyleri konuşacaklar, sonra da büyük ihtimalle birlikte maça gelip yanyana maç seyredecekler. Cumhurbaşkanı Gül’ün maçın hemen ardından Erivan’dan ayrılıp Ankara’ya dönmesi bekleniyor.
Bu, umarım iyi bir başlangıç olur. Çünkü bir önceki sefer iki ülkenin Cumhurbaşkanı buluştuğunda ben de kapının önündeydim ve Süleyman Demirel’in Koçaryan’la yaptığı görüşme sonrası öfkesi burnunde ve şaşkınlığını gizleyemeyen biçimde ‘Savaş çıkarmak istiyor bu adam’ dediğine kendi gözlerim ve kulaklarımla tanık oldum. Umarım bu sefer iki cumhurbaşkanının görüşmesi böyle sonuçlanmaz, umarım bu sefer sadece Türkiye ile Ermenistan arasındaki pürüzler için değil, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki pürüzler için de sağlıklı bir tedavi zemini oluşturulabilir.
Eğer bu olursa, pişecek olan çorbada bir tutam olsun tuzu olan bir gazetenin yöneticisi olarak çok gururlanacağım!
radikal
Değerli okuyucumuz,
Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
· Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
· Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
· Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
· Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
· Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
· Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
· Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
· Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.
Yorumlar
+ Yorum Ekle