En Sıcak Konular

Yahya Bostan



Yahya Bostan
0 0 0000

Bölge cehenneme döner mi?



Rusya ile Gürcistan arasında patlak veren savaş sonrasında gündeme çeşitli sorular geliyor: Rusya ile ABD savaşır mı? Türkiye savaşa çekilir mi? Savaş bölgeye yayılır mı?

Şimdi revaçta olan soru ise şu: Rusya Ayı’sının pençesi ikinci hedef olarak Ukrayna’yı mı seçecek?

Malumu aliniz, Rusya ile Gürcistan arasındaki çatışmalar sürerken Rusya Kırım’dan yola çıkan üsleriyle Gürcistan’ın Karadeniz sahillerini ablukaya almış hatta bu gemilerin bombalamalara katıldığı belirtilmişti. Bu durum Gürcistan’daki gibi bir renkli devrimle Moskova’dan uzaklaşan Kiev yönetimini rahatsız etmiş, uzun bir süredir yapılan Kırım’daki Rus üssünün durumu ile ilgili tartışmalar iki başkent arasında tekrar alevlenmişti. Ukrayna kendi toprağı olan Kırım’dan Rus donanmasının kaldırılmasını istiyor. Öte yandan daha önce yapılan anlaşma gereği 2017’ye kadar Kırım’da kalacak olan Rusya anlaşmanın kendisine verdiği hakla Kırım’daki asker sayısını artırma yolunu seçiyor. Yani 2017’ye kadar Karadeniz’e açılan kapısını terk etme niyetinde değil.

İşte ‘acaba iki ülke savaşır mı’ şeklindeki sorular yaşanan bu gerilimden kaynaklanıyor. Gürcistan ve Rusya ‘batı ittifakının’ iki sembol ülkesi olduğu için Batı’yı cezalandırdığına inanılan Rusya’nın ikinci hedefinin Ukrayna olduğuna inanılıyor.

* * *

Bugün tecrübeli bir televizyon programcısından aynı yanılgıyı duymasaydım ‘toplum tartışıyor işte’ deyip geçecektim. Ancak ben bu tür iddiaları duyduğumda kıkır kıkır gülmeye başlıyorum. 1 Mart tezkeresi öncesi ve sonrasında yapılan tartışmalarda ‘asıl hedef Türkiye’ şeklindeki iddialara da aynı tepkiyi vermiştim. Elimde değil, bu bende bir refleks halini aldı.

Çünkü artık televizyoncularımız bile sapla samanı ayıramaz hale gelmiş. Ne yazık ki kriz dönemlerinde anlaşılmaz bir korku idrakimize yapışıyor. Neden, nasıl sorularını sormadan, dengelere bakmadan ve dahi ‘gerçekçi olasılık’ları hesaba katmadan korku gözlüklerimizle dünyaya bakmaya başlıyoruz.

* * *

Fazla uzatmadan yüreklere su serpelim: Rusya Ukrayna’ya saldıramaz. Irak’ı gözüne kestiren ABD nasıl İran’a saldıramıyorsa, Gürcistan’ı beş gün boyunca hırpalayan Rusya da Ukrayna’ya saldırmaz. Sebebi çok basit: İran Irak değil, Ukrayna da Gürcistan değil…

Bir kere Ukrayna denilen ülkenin nüfusu yaklaşık 45 milyon. Gürcistan’ın ise 4 milyon. Aradaki fark devasa… Diğer yandan Ukrayna, her ne kadar içeride yüzde 17’lik bir Rus azınlığı barındırsa da Moskova’dan uzaklaştıktan sonra Ukrayna bilincini oluşturmayı deniyor. Bunda da başarısız olduğu söylenemez. İşe Ukrayna Kilisesi’ni Moskova’dan ayırıp Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlayarak başlıyor. Moskova’nın bölge üzerindeki etkisine darbe vuracak bu girişime batı dünyası da destek veriyor. Türkiye bu konuda ‘yorumsuz’.

Elbette Ukrayna Rusya için çok önemli. Rusya’nın ünlü stratejisti Aleksandr Dugin’in özenle vurguladığı gibi Ukrayna Rusya’nın Karadeniz ve Avrupa’ya açılan kapısı. Rusya’nın Ukrayna’nın peşini bırakmayacağı, turuncu devrimle stratejik olarak kendisinden uzaklaşan ülkede ibreyi tekrar Moskova’ya döndürmeye çalışacağı beklenebilir. Bunu denemedi de denemez. Ukrayna Devlet Başkanı Yuschenko’nun muhalif liderken zehirlenmesinden tutun da daha sonra Başbakan olan Tymeshenko’nun ‘yolsuzluk’ iddiasıyla hakkında tutuklama kararı çıkarmasına, Ukrayna’yı doğalgaz silahıyla vurmasına kadar Moskova Kiev’le uzun bir süre uğraştı. Bu uğraşın devam edeceği ortada.

Ancak Gürcistan gibi güçsüz bir ülkeyi vurmak için bile ilk adımı karşı taraftan bekleyen Rusya Ukrayna hayati bir yanlış yapmadan Kiev’e karşı harekete geçemez. Çünkü uluslar arası topluma bunu anlatamaz. ‘Uluslar arası toplum ne yapabilir ki’ demeyin. Böyle riskli bir adım beraberinde Doğu Avrupa’nın yüzünü tamamen ‘batı’ya dönmesi anlamına gelir. NATO, ABD ve AB silahlarının, hatta nükleer silahlarının, Rusya’nın sınırlarına yerleştirilmesi anlamına gelir. Moskova böylesi bir kutuplaşmaya kapı aralamayı göze alamaz.

* * *

Eğer bu anlattıklarım yeterli gelmediyse Ukrayna’nın pek konuşulmayan bir özelliğini daha hatırlatalım: Ukrayna tıpkı Rusya gibi nükleer bir güç.

Soğuk Savaş bitip de Ukrayna bağımsızlığını ilan ettiğinde ülke ABD ve Rusya’dan sonra dünyanın en büyük üçüncü nükleer gücüydü. Dile kolay elinde Sovyetlerden kendisine miras kalan 2275 nükleer başlık bulunuyordu. Daha sonra yapılan Nükleer Silahlardan Arınma anlaşması çerçevesinde 2002 yılına kadar tüm nükleer silahlarını Rusya’ya imha edilmek üzere verdi ya da ortadan kaldırdı. Elbette başlıkların hepsinin teslim edilip edilmediği üzerinde durulup çeşitli spekülasyonlarda bulunulabilir. Ancak buna gerek yok. Şu anda dört adet reaktörü bulunan Ukrayna, elektrik ihtiyacının yarısını nükleer santrallerinden karşılıyor. Uranyum zenginleştirme çalışmalarını da sürdüren Kiev için nükleer başlıklarına tekrar kavuşmak zor olmamalı.

Bu söylediklerim nükleer silahlanma yarışından hoşlandığım anlamına gelmesin. Bilakis bu tehlikeli bir süreç olur. Söylemek istediğim Ukrayna’nın Gürcistan gibi ‘kolay yutulur’ bir lokma olmadığı, Rusların da bunun bilincinde olduğu. Müsterih olun: Gerçekçiliği elden bırakmayan Ruslar tüm bölgeyi cehenneme çevirecek o adımı atmayacak.



Bu yazı 1,465 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ekim 2008 Erdoğan Diyarbakır’ı gözüne kestirdi
    • 21 Ekim 2008 DTP Türkiye’yi kaybetti
    • 26 Eylül 2008 Siyaset işte böyle dinamitlenir
    • 15 Eylül 2008 Büyük İsrail artık bitti
    • 8 Eylül 2008 Pax-Anatolia: Yüzyılın barış projesi
    • 4 Eylül 2008 Başbuğ ne yapıyor?
    • 30 Ağustos 2008 Bölge cehenneme döner mi?
    • 24 Ağustos 2008 Bahçeli Ergenekon’la nasıl mücadele etti
    • 5 Ağustos 2008 Bir devir böyle bitti: Siyaset dışı beklenti çöpe gitti
    • 30 Temmuz 2008 ‘Dünyanın en büyük siyasi projesi’ ne demek?
    • 28 Temmuz 2008 Baykal’ın göremediği…

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,661 µs