En Sıcak Konular

Murat Yetkin


Murat Yetkin
0 0 0000

‘Hepimiz aynı toprağın çocuklarıyız’



Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye’nin Kafkaslarda donmuş sorunların diyalog yoluyla çözümden yana olduğunu bunun bölge insanına huzur ve refah getireceğini söyledi. Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sargisyan’ın dün Radikal’de yayınlanan mülakatı üzerine Radikal’e konuşan Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye’nin komşularıyla bütün sorunlarını çözmek istediğini ve gönlünün bir gün Ermenistan dâhil bütün bölge ülkelerinin bölgesel kalkınma projelerine katılabilmesinden yana olduğunu söyledi.
Gül, “Bölge hepimizin bölgesi. Hepimiz bu toprakların çocuklarıyız. Tarihte Türkler ve Ermeniler bu topraklarda beraber yaşadı. Acı ve tatlı hatırlar var” diye konuştu.
Gül’ün Radikal’in sorularına yanıtları şöyle:

Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sargisyan, 6 Eylül’de milli futbol takımları arasında Erivan’da oynanacak karşılaşmayı birlikte izlemenizi, ilişkilerin geliştirilmesi için bir fırsat olarak gördüğünü söyledi. Gidip gitmeme konusunda kararınızı verdiniz mi?
Sayın Serj Sargisyan ile mülakatınızı dikkatli bir şekilde okudum. Önemli bir mülakat olarak görüyorum. Problemin çözümüne ve yanlış anlamaların giderilmesine her düzeyde katkı verilebileceğinin bir örneği olarak gördüm. Sayın Sargisyan’ın daveti konusunda değerlendirmelerimizin gelişmeleri bütün boyutlarıyla ele alarak devam ettiğini söyleyebilirim.

Ermenistan’da diplomatik ilişki kurulması ve sınırın açılması yönünde bir talep ve beklenti mevcut. Bu konuda gelişme beklenebilir mi?
Son dönemde bölgenin barışı için yapılan çabaları samimiyetle destekliyorum. Fırsatların değerlendirilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Arzumuz şu: Bütün komşularımızla problemlerimizi çözmek istiyoruz. Sorunların diyalog yoluyla çözümüne çok önem veriyoruz. Bölgede problem çözen bir ülkeyiz. Kafkaslarda da barışa, istikrara çok önem veriyoruz.

Nedir sorunların çözümü önündeki engel o zaman?
Kafkaslarda donmuş problemlerin, başta Yukarı Karabağ olmak üzere diyalog yoluyla, cesaretle çözmenin bu bölge insanına büyük huzur ve refah getireceğine inanıyorum.
Kazakistan’da, Astana’daki karşılaşmamızda Sayın Sargisyan’a da söyledim. Bu bölge, hepimizin bölgesi. Hepimiz bu toprakların çocuklarıyız. Tarihte çok uzun yıllar boyunca Türkler ve Ermeniler bu topraklarda beraber yaşadı. O kadar ki, Osmanlı, Ermenilere ‘Millet-i sâdıka’ dedi; devlette önemli görevler verdi. Birçok acı ve tatlı hatıralar var. En son Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun töreninde de söylediğim gibi, gönlümüz bir gün bütün bölge ülkelerinin bu projelere katılmasından yana. Kültür ve gelenekler olarak birbirine çok yakın olan bölge insanının, farklı etnik kökenlerden ve dinlerden olsalar da, güvenli bir ortam oluştuğunda tahminlerin ötesinde bir istikrar ve refah düzeyini yakalayacağına inanıyorum. Dediğim gibi, gelişmeleri yakından takip ediyoruz.

Ermenistan ince buz üzerinde yürüyor

ERİVAN-Gecenin üçü ve Erivan havalimanından şehre doğru gidiyoruz. Ülke üzerine ilk havadisi taksinin sürücüsü Samvel’den alıyorum: Ciddi benzin sıkıntısı var. Rusya’nın Gürcistan’daki ana demiryolu hattındaki bir köprüyü bombalaması sonucu Poti limanından tren tankerleriyle yapılan benzin sevkıyatı durmuş.

Uçak yakıtı da Rusya’dan aynı yoldan geldiği için ülkenin havayolu şirketi, uçaklarına olabildiğince dolu depoyla Ermenistan’a gelmeleri talimatı vermiş. Bu yüzden son yıllarda en çok para getiren sektörleri İtalyan yatırımları sayesinde artan turizm olmasına karşın yakıt taşıyabilmek için uçaklarına tam yolcu ve yük alamıyorlardı. Daha sonra Cumhurbaşkanı Serj Sargisyan’ın kendisinden öğreneceğimiz üzere duran yalnızca günlük yapılan benzin sevkıyatı değil; Ermenistan ticaretinin yüzde 70’i bu tek köprünün tahribatıyla durmuş vaziyetteydi.

Şehirdeki hummalı inşaat faaliyeti yanıltıcı olabilir. Evet, özellikle şehir merkezinde her biri 15-20 katlı binalar yükseliyor. Birkaç cadde dışarıdaki Sovyet döneminden kalma köhne binalarla tezat oluşturan bu yapıların giriş katlarında dünya giyim ve lüks tüketim mağazaları şubeler açmaya hazırlanıyor; bir kısmı açmış bile. Peki para nereden geliyor? Erivan’da yaşayan bir batılı gözlemci “Diaspora’dan” diyor; “Ülkenin görüntüsünü düzeltmek istiyorlar. Fakat pek üretim yok. Ticaret ise tamamen oligopol sisteme dayanıyor. Örneğin petrol ticareti iki ailenin elinde. Örneğin çiçek ithalatını yalnızca bir aile yapabiliyor. Hepsinin siyasette ve yönetimde bağlantıları var”.

Bu tablonun doğal sonucu olarak mafya güçlenmiş. Kaldığım otelin kapısı önünde bir kaynağımla buluşmayı beklerken üç dört lüks araç aynı anda yanaştı. İçinden Kurtlar Vadisi görüntülü adamlar indi. İkisi diğer araçlardan inen çakma Barbie kadınlarla birlikte otele girdi, diğerleri dışarıda kaldı; onlar korumaydı. Az sonra bir polis arabası yanaştı ve diğer araçları trafiği tıkadıkları için uyaracak oldu. Korumalardan biri, güpegündüz gömleğini sıyırdı ve Glock otomatiğini, sertliği ile meşum Ermeni polisine gösterdi. Polis aracının hızla uzaklaşması görülecek manzaraydı.

Dışarıdaki Ermenilerin yaptırdığı lüks binaların ciddi bir kısmını, İran Ermenileri yaptırıyor. Çok zenginler, çoğu ABD’de yaşayıp yılın birkaç haftasını geçirecekleri Erivan’da müthiş konut yatırımı yapmaya başlamışlar. Bu durum, İran’da rejim değişikliği, dolayısıyla ülkelerine umudu taşımaya başladıkları şeklinde yorumlanıyor.

Ama Ermenistan nasıl Rusya’ya kafa tutacak durumda değilse, İran’a da kafa tutacak durumda değil. Türkiye ve Azerbaycan sınırları işlemiyor. Gürcistan kapısı şu anda kapalı ve Ermenistan’ın dünyaya tek karayolu açılımı İran kalmış durumda. Yalnızca ticaret yönünden değil. Petrol sıkıntısı ortadayken doğal gaz İran’dan geliyor, ama bu tabii ki İran doğal gazı değil. İran, bir yandan Türkiye ile büyük anlaşmalara girme havasını atıyor ama kendine yetecek gazı dahi üretemiyor, üstelik dünyanın ikinci büyük gaz yatağı üzerindeyken. Onun yerine dünyanın en büyük yataklarına sahip ülke devrede: Ermenistan, doğalgazını kulağını ters eliye gösterircesine Rusya’dan alıyor. Hrazdan termik santralini ise, evet doğru tahmin ettiniz, Gazprom satın almış.

Zaten havaalanına indiğimde ülke hakkında aldığım ikinci havadis, bir ilan panosundan oluyor. Gazprombank, Ermenileri kendisine güvenmeye çağırıyor. Gazprom’un petrol işine Gazpromneft ile girdiğini ve ilk büyük işini Samsun-Ceyhan hattıyla almak istediğini biliyordum, ama Gazprombank’ı bilmiyordum doğrusu. Samvel, “İki ay kadar oldu açılalı” dedi, “Büyük şirket”.

Türk olduğumu öğrenince Samvel’in ilk tepkisi şu oldu: “Gül gelecek mi?”
“Gelsin mi?” diye sordum. “Gelsin” dedi, “Bıktık düşmanlıktan. Türkiye büyük ülke”. Sanki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Sargisyan’ın davetine icapla 6 Eylül’de maça giderse, bütün husumet bitecek, sınır kapısı açılınca Ermenistan dünyaya açılacak, ticaret ve ekonomi güçlenecek; böyle bir beklenti var. Ne kadar gerçekçi tartışılır. Ama bu aslında çaresizliğin getirdiği, çaresizlikten büyütülmüş bir beklenti de olabilir. Çünkü Ermenistan, bütün o gururlu milliyetçi, söylemine karşın, adeta ince bir buz tabakası üzerinde yürüyor. Rusya ve İran arasında sıkışmış, çıkış yolunu Türkiye’den arıyor.

Ama Samvel’in en azından şahsi çıkış yolunu bulmuş. Tatillerinde ailesiyle Antalya’ya gidiyor. Kemer’de beş yıldızlı otelde, bir gün otobüsle Aspendos, bir gün tekneyle Olympos turu dâhil, günlük 25 dolara kaldığını, Türkiye’nin bir numara olduğunu söylüyor.
Her şey dâhilci turizm yatırımcılarımız adına ben utandığım için, Türk turistlerin böyle bir fiyatı rüyalarında göremediğini o yüzden de Samvel kadar rahat Kemer’de beş yıldızlı tatile gidemediklerini söyleyemedim artık.

radikal



Bu yazı 556 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 22 Mart 2012 İki önemli mesele
    • 15 Mart 2012 Türkiye'nin yeni deniz stratejisi üzerine
    • 23 Aralık 2010 Şahin'den çağrı: Siyasi partiler yasası değişmeli
    • 11 Aralık 2010 Üniversitelerde ikinci 68 mi?
    • 5 Aralık 2010 Ankara'dan Tel Aviv'e: Özür insani-siyasi diye ayrılamaz
    • 21 Kasım 2010 'Diyarbakır'da 3. bir yol açabiliriz'
    • 19 Kasım 2010 'Füze kalkanında mutabakata yakınız'
    • 15 Kasım 2010 2010 model Ecevit çıkışı
    • 7 Kasım 2010 Hem AK Parti hem de CHP'de merkeze açılım
    • 23 Ekim 2010 Bedelli görüşülmedi ama söz siyasetin
    • 18 Ekim 2010 Gül ve Demirel'le dinleme üzerine
    • 3 Ekim 2010 Siyaset sahnesinde bu kez çok güzel hareketler var
    • 30 Eylül 2010 ABD, Irak sınırında güvenlik şeridine destek verdi
    • 26 Eylül 2010 Bilim dünyasına biraz daha ilgi
    • 16 Eylül 2010 CHP'nin hatası ve faturası
    • 11 Eylül 2010 Öcalan 'boykot' dedi, tansiyon yükseldi
    • 30 Temmuz 2010 Kılıçdaroğlu: Geçmişteki yanlışları telafi ediyoruz
    • 25 Temmuz 2010 Orduda değişim
    • 22 Temmuz 2010 Başbakan hesaplaşacaksa madde 35 ve YÖK'ü kaldırsın
    • 20 Temmuz 2010 AB elçisi: Yeni bir İran istemiyoruz

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,143 µs