En Sıcak Konular

Emre Aköz


Emre Aköz
0 0 0000

Rektör seçimlerinde Aysun Kayacı mantığı



Durum 'dağdaki çobanla benim oyum bir olabilir mi' diyen Aysun Kayacı'nın mantığına benziyor:

Dün, rektör seçimlerini ve ardından cumhurbaşkanının yaptığı atamaları, "demokrasi" ölçütüyle değerlendirmenin niye yanlış olduğunu, "hizmet alan" konumundaki öğrenciler (ve hastalar) açısından anlatmaya çalıştım.

Bunun üzerine çok sayıda mesaj geldi. Üniversite çalışanları, rektör seçimlerinde yapılan "sınıf" ayrımına ve "elitizme" dikkat çekiyor.
İşte birkaç mesaj:

- "Yazınız bir başka önemli gerçeği belirtmemiş: Rektörü sadece 'öğretim üyeleri' seçiyor. Yani: Yardımcı doçent, doçent ve profesörler. Buna karşılık okutman, öğretim görevlisi, araştırma görevlisi ve uzman arkadaşların oy hakkı yok." (İsmail İ.)
Ara notu 1: Okurumuz ayrıca " oy hakkı olan " kadrolar ile " oy hakkı olmayan " kadroların bazen yemekhanelerine kadar ayrıldığını da belirtiyor.

- "Rektör seçiminde, öğretim görevlisi, uzman, okutman, asistan, araştırma görevlisi, müdürler ve geriye kalan tüm personel; doktorlar,
hemşirelere vs. oy kullanamaz. Yani kısaca üniversitede çalışanların yüzde 10'u oy kullanır. Peki, oy nasıl kullanılır? Oy hakkı olanlar, el yazıları ile bir kâğıda adayın adını ve soyadını yazarlar. Böylece rektör seçilen kişi, o el yazılarından kim kimin adamı tespit edebilir. Gerisi malum." ( Ali A. )

Not notu 2: Dün Prof. Toktamış Ateş'e rastladım. " Gerçekten de elinizle adayın adını mı yazıyorsunuz " diye sordum. Öyleymiş.

- "İdari/mali işlerdeki iktisat mezunu memurların, mediko sosyaldeki doktorların, üniversitede hastane varsa o hastanedeki doktorların, teknisyenlerin, yapı işlerindeki mimarın, inşaat mühendisinin, üniversite genel sekreterinin ve tüm kademelerdeki memurların rektör seçiminde oy kullanma hakkı yoktur." ( Ali E. )

Okurumuz şöyle devam etmiş:

"Durum 'dağdaki çobanla benim oyum bir olabilir mi' diyen Aysun Kayacı'nın mantığına benziyor: Rektör seçimlerinde de ' öğretim üyesi ile idari personelin oyu bir olmaz' mantığı var."

İşte durum bu!

Ayrımcı, seçkinci, eşitsizlik üreten bir sisteme var karşımızda.
Dolayısıyla, " Cumhurbaşkanı birinci geleni niye atamadı, bu yapılan demokrasiye aykırı " diye bağırıp çağırmanın bir anlamı yok.

Cumhurbaşkanlarının bazı atamaları anti-demokratik de, sanki rektörün bu biçimde seçilmesi çok mu demokratik?

Bağırıp çağırmak yerine sistemi tekrar ele almak gerekiyor.
Dünkü yazıdan sonra, Boğaziçi Üniversitesi eski rektörü, siyaset bilimi hocam Prof. Üstün Ergüder'den de mesaj aldım.

Şöyle diyor:

"Rektörün seçimle belirlendiği birçok Avrupa ülkesinde, rektörler genellikle senato veya sınırlı sayıda üyesi olan seçici kurullar tarafından görevlendiriliyor ve bu kurullarda muhakkak öğrenci ve idari personel temsilcileri bulunuyor.

Ayrıca rektör secimi Avrupa'da giderek terk edilen bir sistem: Bildiğim kadarıyla Yunanistan, Türkiye ve İtalya en aykırı örnekler."
Konuyu tartışalım: Senato ya da seçiciler kurulu ya da başka bir model. Neticede bu işleyişi değiştirmek gerek.

Çünkü mevcut sistem mantığı gereği; gerilim, yolsuzluk ve kayırma üretiyor.

Tabii bundan nemalananların var güçleriyle direneceklerini de bilelim.
Unutmadan: Direnirken, " Avantama dokunma " diyemeyecekleri için, " Ata'ma dokunma " diyecekler.

sabah



Bu yazı 1,202 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 23 Ağustos 2012 Yeni Anteplere dikkat!
    • 28 Haziran 2012 Suriye aynı zamanda Rusya'dır!
    • 21 Haziran 2012 Bunlar bizi kandırıyor
    • 23 Mayıs 2012 Tek emperyalist ABD mi?
    • 15 Mayıs 2012 Silivri izlenimleri (1)
    • 10 Mayıs 2012 Başkanlık sistemi: Valiyi halk mı seçecek?
    • 6 Mayıs 2012 Aşk olmadan meşk olur mu?
    • 3 Mayıs 2012 Çelişik mesajlar kafa karıştırıyor
    • 27 Nisan 2012 27 Nisan'ın da hesabı sorulacak mı?
    • 24 Nisan 2012 Stalinci olmak suç mu, değil mi?
    • 3 Nisan 2012 PKK'nın vesayet aracı KCK
    • 16 Mart 2012 Aleviler neden Sivas'ı 'yaptıranları' görmek istemez?
    • 9 Mart 2012 Hani kadınları eve kapatacaklardı?
    • 22 Şubat 2012 Seçilmişler, atanmışların kulu değil... Ya seçenler?
    • 16 Şubat 2012 Krizler bitmeyecek
    • 14 Şubat 2012 O ajanlara bir de böyle bakın
    • 10 Şubat 2012 2014 kavgası
    • 8 Şubat 2012 Kemalistler ve İsrail lobisi
    • 5 Şubat 2012 Müsamere kardeşliği
    • 25 Ocak 2012 Kemalistlerin baba kompleksi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,503 µs