En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Özkök'ten yorumsuz yorumlar



İki gündür iki iddia süslüyor gazete sayfalarını. İlki darbecilerin emekli Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'e suikast planladığı, diğeri ise Özkök'ün devrin Jandarma Komutanı Şener Eruygur'a darbe toplantılarını izlettiği yönünde.
Bırakın doğruluğunu, suikastın bir iddia olarak gündeme gelmesi bile ürkütücü. Darbecilerin siyasi iktidardan önceki hedefi, darbenin önündeki engel durumundaki komutanları Özkök Paşa mıydı?

Bu ciddi soruyu düşünürken aklıma o günlerde medyada sık sık Rüştü Erdelhun olayını hatırlatan yazılar geliyor. Bilindiği gibi 27 Mayıs döneminin Genelkurmay başkanı olan Erdelhun Paşa, darbecilerle işbirliği yapmadığı için koltuğunu kaybetti, genç subaylar tarafından itildi, kakıldı, Yassıada'da yargılandı. Hiç yeri değilken durduk yerde gazete köşelerinde Özkök'e Erdelhun'un akıbetinin niye hatırlatıldığını şimdi daha iyi anlıyorum. Birileri 'Sonun Erdelhun gibi olur' derken bildikleri varmış meğer. Ayışığı ve Sarıkız gibi darbe planlarından haberdarmışlar. O yazılara burada cevap vermiş, 'Sadece Erdelhun değil Aydemir de hatırlanmalı' demiştim. Bir kara leke olarak Erdelhun olayı yaşandı, doğru. Ancak tarih tek yönlü okunmaz. Birkaç yıl sonra Talat Aydemir de başarısız darbe girişimlerinin bedelini hayatıyla ödedi, üç arkadaşıyla birlikte idam edildi. Erdelhun'un yaşadıklarını hatırlatanlar Talat Aydemir'in akıbetini akıllarından çıkarmamak zorunda.

Özkök Paşa'nın, kendisiyle ilgili korkunç iddialar hakkında ne düşündüğünü herkes merak ediyordu. Meslektaşlarımız sordu. Darbe senaryolarının odağındaki isim eski Jandarma Komutanı Eruygur'u makamına çağırarak darbe toplantılarını izletti mi? Özkök'ün bu soruya verdiği kısa cevap çok manidar: "Yorum yok diyorum. Bu konuda hiçbir şey söylememiş oluyorum." Bu iki cümle aslında çok şey anlatıyor. Birçok yorumu da beraberinde getiriyor. Kesin bir dille yalanlamaması, olayın doğruluğuna kapı aralıyor. En yetkili ağızdan çıkan kısa cümle 'darbe planlarının' gerçek olduğuna işaret ediyor.

Eruygur'un kendisini izlettiği, telefonlarını dinlettiği iddiası için de yine aynı cevabı tekrarlıyor: 'Yorum yok'. Peki Eruygur'u yakın takibe aldırdı mı? Özkök, 'Hayır, ben astlarımı izletmedim. Bunu yaparsanız kimse size güvenmez.' diyor. Özel olarak izletmemesi, darbe toplantılarından haberdar olmadığı anlamına gelmez. Darbe, yasalara göre en büyük suç. Bu suça bulaşanlar herhalde direktife gerek duyulmaksızın, kendi mekanizması içinde takibe alınır, toplantıları izlenir. Bunu bilgi olarak söylemiyorum, sistemin selameti açısından böyle olması gerektiğini düşünüyorum. Ya kendisini hedef alan suikast planları?.. Konunun diğer tarafları bir özel nedene bağlamasa da üst düzey tedbirler alındığını doğruluyor. Özkök, CIA'nın bu yönde istihbarat verip vermediği konusunda, 'Korumalar bize duyurmadan tedbir alırlar. Böyle bir ihbar bana bildirilmiş değil.' diyor. Eğer bu korkunç, insanı ürküten iddialar karşısında 'yorum yok' ise, inkar yok ise 'çok şey var' demektir.

Bunları da yargı süreci ortaya çıkaracak. Nitekim Özkök Paşa da yargıya havale ediyor. Bütün bunlar Ergenekon soruşturmasının bir parçası. Çok kritik gelişmenin arifesindeyiz. Yarın, dört gözle beklenen iddianame nihayet kamuoyuna açıklanacak. Daha doğrusu mahkemeye gönderilecek. Konu savcıdan mahkemeye intikal edecek. Hakkında bir uçtan öteki uca değin birbirinin zıddı yorumların yapıldığı Ergenekon davasının gerçek boyutunu iddianame ile anlayabileceğiz. Ben korku ve endişe ile değil, heyecan ve umutla iddianameyi bekleyenlerdenim. Türkiye için dönüm noktası olarak görüyorum çünkü. Son söz olarak, cuma günü burada yazdığım 'Türkiye üzerine oyun kuranlar mutlaka Özkök Paşa faktörünü hesaba katmalı' cümlesini, yorumsuz yorumları gördükten sonra tekrarlamak istiyorum. Artık herkes anlamış olmalı ki; meydan boş değil, bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak...

zaman

 



Bu yazı 612 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,842 µs