En Sıcak Konular

Toktamış Ateş


Toktamış Ateş
0 0 0000

Korkular ve yalanlar



AKP iktidarının, bu endişeyi ortadan kaldırma konusunda, yeterince gayretli olmadığını hatta üst düzey kimi yöneticilerinden, bu korkuyu tahrik edici beyanatlar geldiğini söylemiştim.

Ve laik düzenden yana olan vatandaşların, güvence olarak gördükleri kurumun, Silahlı Kuvvetler olduğunu yazmıştım. Tabii "Sen ne biçim demokratsın?.." gibisinden eleştiriler peş peşe gelmeye başladı. Galiba benim kaderim "hiç kimseye yaranamamak." Ne yazsam birileri eleştiri oklarını çeviriyor. Ne diyelim "sağlık olsun!" Hamama giren terler...

Türkiye'de çağdaş ve laik bir düzenden yana olanlar, silahlı kuvvetlerin katkısı olmaksızın da direnebilirler. Fakat bunu için ciddi bir örgütlenme gerekir. Laiklik mitinglerinde yüz binlerce insanı meydanlara toplayan irade "bir rüzgar gibi" esip geçtikten sonra örgütsüzlük kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. Ve CHP bu boşluğu dolduramayınca birtakım "tipler" bu boşluğu kullanmak istedi ve istiyor.

Fakat maalesef yalanlar çerçevesinde. Bir süre önce çok aklı başında bir öğrencimin Fatih çevresinde belgesel çekme konusundaki endişesini anlatmış ve bu belgeseli birlikte çektikten sonra "korkusunun nedenini" sorduğumda "Herkes öyle söylüyor" dediğini vurgulamıştım. "Herkes yalan söylüyor..." Belli kaynaklardan bilgilenen insanlar kendi görüşlerini "herkes" maskesinin ardına gizliyor. Kötü niyet var mı? Hiç sanmıyorum ama bu mazeret olamaz.

Geçenlerde bir televizyon programında; akademisyen bir hanım, Çarşamba'ya (Fatih), kara çarşaflı olmayan hiçbir kadının ve cüsseli olmayan hiçbir erkeğin giremediğini, gözleriyle görmüş gibi anlatıyor ve ısrar ediyordu. Evet, bir ara Çarşamba semti, bir tür, kurtarılmış bölge idi ve "İstanbul'daki Tahran" olarak isimlendirilirdi. Şimdi o "tipler", Fatih'in başka bölgelerine de geçtiler.

Gene Perşembe günkü yazımda vurguladığım gibi; o görüntü, benim de hoşuma gitmiyor. Ama karışmayı düşünemiyorum. "Onlar", benim yaşamıma müdahale etmeyi düşünmedikleri sürece... Fakat o akademisyen olduğu anlaşılan hanımın düşüncelerine getirdiği kanıt çok ilginç: "Bunu herkes biliyor.." Müthiş bir kanıt!

Geçenlerde bir hekim arkadaş, çok ilginç bir suçlamada bulundu. "Bu AKP'liler, çok yalancı oluyor", dedi. "Bak Melih Gökçek'e. Hem Ankaralılar'a sürekli siyanürlü su içirmiş ve hem de kendini kurtarmak içi. İzmir Belediyesi'ni suçluyor". Baktım, bu hekim arkadaş da, yüzde yüz samimi, buna inanmış. Hiç tartışmaya girmedim. Çünkü bilirim ki kimi zaman insanlar, gördüklerine değil, görmek istediklerine inanırlar. Türkiye "sol"undaki bu zaaf, en üst düzeyde de kendini gösteriyor.

Sayın Deniz Baykal, (her şeye rağmen), çok değer verdiğim , saygı ve sevgi duyduğum bir siyasetçidir. Zaman zaman dile getirdiğim bu konuyu; milletvekili seçilebilmek için, "yağcılık" olarak da değerlendiren, kimi "garibanlar" da olmuştu. Ne diyelim, Allah ıslah etsin... Fakat Sayın Baykal da; özellikle, CHP parti grubunda, kimi zaman kontrolü yitiriyor.

Örneğin; geçtiğimiz salı günü, TBMM CHP Grup toplantısında yaptığı konuşmada, Japon Anayasası'nı, Mac. Arthur'un (ABD); Alman Anayasası'nı, gene başta ABD olmak üzere, işgal kuvvetlerinin yaptığını dile getirdikten sonra; 1982 Anayasası'nı, neredeyse övecekti. Bir de, bu anayasayı, Ulusal Mücadele'ye bağlamaz mı... Vallahi, "pes" dedim. Hele; aralarında, son derece değerli insanlar olduğunu bildiğim ve Türkiye'nin sol siyasetinin en seçkin isimlerinin olduğu CHP grubu, bunu ayakta alkışlamaz mı... Bu kez, "eyvah" dedim. 

Günümüz Türk siyasetinde, CHP'ye düşen sorumluluk, bence AKP'den fazla. Zira; CHP'li siyasetçiler, AKP'lilere oranla çok daha deneyimli. Ve ilk bilmeleri gereken şey, "duygusallıkla" ve bu duygusallığın getireceği yalanlarla, siyaset üretilemeyeceği. Ve hiç unutulmaması gereken bir başka şey; CHP'nin, bu devletin "kurucu unsuru" olmasıdır. Bu "gemi" batarsa, hep birlikte batarız.

bugün



Bu yazı 878 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Ekim 2008 Tartışmanın kazandırdıkları...
    • 12 Temmuz 2008 Korkular ve yalanlar
    • 10 Nisan 2007 Sayın Doğramacı’ya ödül...
    • 14 Ocak 2007 Ayağına kurşun sıkmak
    • 6 Ocak 2007 ABD’nin Ortadoğu planları

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,088 µs