En Sıcak Konular

Nedret Ersanel



Nedret Ersanel
0 0 0000

Beyaz Saray, ‘Tom Amca’nın Kulübesi’ olur mu?



“Allah bundan sonrası için güç versin” diyelim…

Hani Müslüman iddiaları da doğruysa belki niyazımız tutar!

Ama asıl iş şimdi başlıyor. Obama’nın “değişim” söylemine sarılmış seçim kampanyası Cumhuriyetçiler karşısında bakalım nasıl işleyecek?

“Bakalım”ı, bekleyelim görelim manasına almayın. “Buyrun beraber bakalım” içindir…

Artık söyleyebiliriz… Barack Obama, Demokrat Parti'nin başkan adaylığı için 16 aydır yürüttüğü mücadelede zaferini ilan etti.

Ama bir yanlışı da düzeltelim… Şu an itibarıyla, (02 Haziran 2008, 14:00) tüm televizyon kanalları ve gazetelerin söylediğinin aksine rakibesi Hillary Clinton yarıştan çekilmiş değil.

Bir-iki gün içinde ya “kısmet buraya kadarmış” diyerek adaylığı tamamen bırakacak, veya “oyun daha bitmedi, şişman kadın şarkısını söylemeden perde kapanmaz” diyecek.

“Daha ne olacak ki” diye sorabilirsiniz… Ben de derim ki; daha çok şey olur!

            *   *   *

Bir yanlış anlama olmasın… Beis yok. Barack Obama yüzde 90 ihtimalle Demokrat Parti’nin Başkan adayıdır.

Fakat ben, küresel ve bölgesel liderliği bulunan ülkelerin seçimlerine, halkın “pure” iradesini sandığa eksiksiz yansıtacağına hep şüphe ile bakarım.

“Daha çok şey olur” demem bu nedenle.

Hillary Clinton’un “iki-üç gün danışmanlarımla görüşeceğim, kararımı sonra açıklayacağım” demesine bu manada mim koyabilirsiniz.

            *   *   *

Nedenleri çok…

Ara seçimlerden hemen sonra Demokrat Parti Konvansiyonu toplanacak. Bizim sağ partilerin “kongresi” sayın.

Toplantının sonunda Obama “resmen” partinin Başkan adayı ilan edilecek. Bu ana kadar da inanılmaz pazarlıkların bini bir paraya gidecek.

Adayın ilan edilmesi, Cumhuriyetçiler’e ve John McCain’e karşı tek yumruk görüntüsü verecek muhakkak ama dengeler her zaman iyi kurulamayabilir.

İlk sorun şu... Hillary Clinton ara seçimlerden mağlup çıksa da, Demokrat Parti içinde büyük güç elde etti.

Bu nedenle Obama, Clinton’la iyi geçinmek zorunda. Kaldı ki, seçim kampanyası boyunca birbirlerinin boğazını sıkan iki liderin son açıklamaları iki eski dostun kavuşmasına benziyor.

Obama bakın ne demiş dün; “Clinton dayanıklılığı, cesareti ve Demokrat Parti hedeflerine bağlılığı ile milyonlarca Amerikalıyı etkilemeyi başardı”.

Fransızlar’ın meşhur Guardian Gazetesi,  “Obama'nın hedefi Clintonlarla iyi geçinmek olmalı” diyor.

Obama’nın Kasım ayında yapılacak seçimlerde Clintonlar’a ihtiyacı olacağı belli. Belli ama daha şimdiden anketler Clinton’u destekleyenlerin yüzde 40’ının Obama’ya oy vermeyeceğini söylüyor.

Üstelik Clinton’un delegeleri ve süper delegelerinin Demokrat Parti Konvansiyonu'nda Obama’nın ardında durmaması, göze alınamayacak kadar büyük bir risk.

Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayını erkenden belirlemesi ve Demokratların bir türlü bitmeyen ön seçim çekişmelerinin içinde bir türlü çıkamaması, partiyi Kasım için hayli yormuş durumda.

            *   *   *

İşte “pazarlıklar” dediğim süreç de bu zemine denk gelecek.

Mesela… Hillary Clinton “Obama'nın Başkan Yardımcısı adayı olmaktan mutluluk duyacağını” dile getirdi.

Demek pazarlığın ilk konusu bu olacak.

Olacak ama Obama için bu durum içinden çıkılır gibi değil. Obama tüm seçmenlerine ve kampanyasının ana arteri genç seçmene verdiği “değişim” sözüyle yükseldi.

Oysa Clinton kelimenin tam anlamıyla “eski” demek. “Hanedan” kültüründen gelen Clinton’un başkan yardımcısı seçilmesi, Obama taraftarlarınca “değişen bir şey yok” diye okunabilir. Ki bu çok tehlikeli.

Zira söylediğimiz gibi Obama bizzat “değişim” demek.

            *   *   *

Peki Obama, Clinton’u ABD’nin ikinci adamı yapar mı?

Financial Times, Obama ve Clinton'ın, Demokrat Parti'yi Beyaz Saray'a taşımak için bundan sonraki yolu beraber yürümeleri gerektiğini yazıyor; “Obama’yı, Cumhuriyetçi rakibini mağlup etmekten daha zor bir görev bekliyor. O da, Clinton'a oy veren milyonlarca seçmeni, kendisini desteklemeye ikna etmek."

Yorum, fiili görevi Obama’ya yıkmış ama Clinton rıza göstermeden o işin zor olduğunu söylemeliyim…

İzleyebildiğim bir çok Amerikan gazetesi, partiyi Obama'nın arkasında toplanmaya ikna etme konusunda etkili olabilecek tek kişinin Hillary Clinton” olduğunu iddia ediyor.

            *   *   *

Obama için ikinci kriz noktası kendisiyle ilgili.

Bir tür lider yorgunluğundan bahsediliyor. Bir başka önemli gazete Independent yorgunluğu tarif etmiş; "İlk siyah aday ile ilk kadın aday arasındaki vahşi ve bazen de çirkin yarış, şimdiden Amerikan siyaset tarihinde ayrıcalıklı bir yer edindi. En masraflı, en çekişmeli ve seçmenin ilgisi açısından en büyük yarıştı bu."

Obama’nın seçim kampanyasındaki pırıltıyı yitirdiği görüşü genel kabul buluyor. Buluyor ama dinlenmek/yenilenmek için belki bir gün dahi fırsat bulamayacak.

Ülke turuna çoktan-keyifle-başlamış McCain’in karşısına sürülecek.

           *   *   *

Demek ABD Başkanlığı’na ve dünya liderliğine koşan 47 yaşındaki ilk siyahi adayın önünde üç problem duruyor…

1) Partiyi hızla ve eksiksiz toparlamak. Bu “tavizler” dönemi demek. Bu da Başkanlık seçiminde oy verenlerin Obama’ya bakışını etkileyebilir.
2) McCain için yeni mücadele planı hazırlamak. Bu yepyeni ve şartları farklı bir savaş demek. 3) Özel seçmen kitleleri (orta yaş ve üzerindeki kadınlar, mavi yakalılar ve siyahlar dışındaki etnik gruplar) ve “bazı eyaletler için” ikna planları yapmak. Bu da meşakkatli bir uğraş. Zira bu gruplar genellikle Obama’ya yakın durmuyor.

Bazı eyaletlerden kastım ise henüz ortada olan ve Başkanlık seçiminde kilit rol oynayan bölgeler. Ohio ve Pennsylvania gibi.

“Bir-iki eyaletten ne olur” demeyin. Örneğin sadece Ohio’ya bakarak seçim sonucunu kestiren geçmiş örnekler bulunuyor.

2006’daki ara seçimlerde, “meraklıları bütün gece televizyon karşısında beklemesin, Ohio sonuçlarını alıp, yatın. Sabah sonuç o olur” yazdığımı anımsıyorum.

Öyle de olmuştu.

             *    *    *

Son nokta bence en önemlisi...

Başkanlık seçimlerinde Obama'ya yönelik "ırkçı" söylemler artacaktır.

Konu "Beyaz" Saray olduğunda, kimse bu türden propagandanın seçmen kitlelerini rahatsız etme olasılığından çekinmez.

Çekinmek bir tarafa, prim bile yapabilir.

Hep söylediğim gibi, ABD ciddi muhafazakar bir toplum ve zihin altında hâla yaygın ırkçılık bakışı bulunuyor.

Tüm bunlar bir araya geldiğinde, Obama'nın bir eliyle kavradığı iktidar şansını, iki elle tutabilmek için çok taviz vermesi gerekecek.

Bu tavizler Obama'ya istemediği "şapkaları" giymeye zorlayabilir.

Sonuçta kazansa bile ortaya, "değişimi" gerçekleştirecek "bağımsız" bir siyahi lider değil, "Tom Amca'nın kulübesinde oturan bir Başkan çıkabilir."



Bu yazı 2,083 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 13 Mayıs 2014 Ruslar UFO’larla bizim gibi it dalaşı yapabilir mi?
    • 6 Mayıs 2014 Berlin, Obama’nın (en iyi) arkadaşı değil
    • 29 Nisan 2014 'Manidar Zamanlama'ları Ayarlama Enstitüsü
    • 22 Nisan 2014 Albino çocuk ve beyaz kurdeleli uzaylılar inlere girebilir mi?
    • 15 Nisan 2014 'ABD'den Türkiye çıkışı' yazılır, 'ABD'den sakın çıkma' okunur!
    • 8 Nisan 2014 İsrail yanımıza, Rusya kolumuza, ABD nereye?
    • 31 Mart 2014 Erdoğan'ın yolu 'oralarda' anlaşıldı mı?
    • 25 Mart 2014 Twitter'ı kapatan Facebook'u niye kapatmadı?
    • 17 Mart 2014 Tokalaştığınız el işe yaramaz, diğer el önemli!
    • 10 Mart 2014 Büyük resme çıplak gözle bakılmaz
    • 4 Mart 2014 Dünyanın söküldüğü yer
    • 25 Şubat 2014 Aurens'in raksını Hüseyin alkışlıyor...
    • 11 Şubat 2014 Uçak gemisinden korkabilirsiniz ama büyüğü var
    • 4 Şubat 2014 Angel(a)’nın kanatları ve ışığın askerleri!
    • 28 Ocak 2014 MİT’i kelepçelemekten daha 'sembolik delil' ne olabilir...
    • 21 Ocak 2014 Akdeniz’de Çin-Rus tatbikatı ‘devlet TIR’larını rahatlatır mı?
    • 13 Ocak 2014 Rusya, İran yüzünden Londra'ya elinin tersiyle...
    • 7 Ocak 2014 Enerjiniz olmadan enerjiyi mi kontrol edeceksiniz?
    • 31 Aralık 2013 2014: Bize ne olacaksa, tüm bölgeye o olacak!
    • 24 Aralık 2013 Türkiye'nin canını o yüzden yakıyorlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,167 µs