En Sıcak Konular

Leyla İpekçi


Leyla İpekçi
0 0 0000

Barış Meclisi'nde, barışın ortak diliyle



Barış Meclisi pazar günü Kadıköy meydanında Kürt sorununun demokratik çözümü için binlerce kişiyi topladı. "Artık yeter, ölüm değil çözüm istiyoruz", "savaş değil barış istiyoruz" gibi sloganların atıldığı mitinge Ahmet Türk gelirken katılımcılar çok yoğun ilgi gösterdi.
Tertip Komitesi Başkanı Murat Çelikkan, Kürtlerin onurlu yaşamalarını sağlamadan bu topraklarda kimsenin özgür olamayacağını anlatırken benim çok önemsediğim bir meselenin altını çizdi: "Kardeşlik olmadan özgürlük ve eşitlik sağlanamaz."

Kardeş, daima bizden farklı olandır. Birtakım güç odakları nefreti iki taraflı çoğaltmak için bilinçaltımızı sürekli kamçılayarak kendi amaçları doğrultusunda bizi kardeş kanı dökmeye yöneltirlerken: Bize elbette 'kardeşini öldür' demezler. Onun yerine katilleri kahraman gibi göstermeye çalışırlar. İktidar odakları kardeş kavgasını kullanmaksızın güç elde etmenin daha vicdanlı bir yolunu bulamayacakları için de kardeşini farklı oluşuyla sevmek değil, ona düşmanlık etmek çok daha kolay oluyor. Barış ise bu yüzden savaşın 'en konuşkan dili' haline getiriliyor.

Siyaset meclislerinde herkes istisnasız barıştan ve çözümden bahseder. Kıbrıs, Kürtler, Irak, Filistin... İş fiiliyata geldi mi, yani siz sahiden kendi yaşadığınız hayatın diliyle barış haykırdığınız vakit siyasetin dili müdahale eder. Ya bir güç tarafından kullanılırsınız, ya diğeri tarafından.

Barış istemek, çözümden yana olmak: Hayata dair bir umut taşımaktır aslında. Ve bu umut insanları kardeş kılmak için en temel unsurlardan biridir. İktidar odaklarının bel bağladığı geçici ateşkes anlaşmalarıyla, içi boşaltılmış barış nutuklarıyla yetinemiyorsanız onların dili sürçmeye başlıyor size karşı. Kimi zaman Saddam yanlısı ilan ediliyorsunuz, kimi zaman radikal dinci. Bazen vatan haini olabiliyorsunuz, bazen dış mihrakların güdümündeki bölücü.

Kesin bir dille şiddeti kınamadan barışı savunmak mümkün değil öncelikle. Şiddetin en şeffafını, en göz önünde olan ve öldürenini de reddedeceksiniz. En gizli olanını da. Şiddetin en gizli olanı çoğunlukla sert kardeşlik kavgalarına yol açabiliyor farkında olmadan. Bir miting alanında halay çekerken bile bu gizli dil gelip sizin kelimelerinizin tonuna ayar verebiliyor. "Ölüm değil çözüm istiyoruz" derken, Kürtler olarak, aslında hiçbir çözümü beğenmeyecek, her çözüm çabasını ille baştan hakir görecek bir dil ile konuşmaya başlayabiliyorsunuz. Türkler'in gizli şiddeti besleyen dili ise "verdik ya dil kursları, işte Gap pakedi de hazır, daha ne istiyorlar" kıvamında kalabiliyor.

İşte gündelik hayat dilimizin bu tür 'alt metinler'i kalabalık meydanlarda, mitinge katılan Turgay Oğur'un dünkü Taraf'ta belirttiği gibi, aniden bilinçaltında kaşınmış nefretin, bastırılmışlığın dilini açığa çıkarabiliyor: "Barış mitingine savaş dilinin egemen olmasından duyduğumuz kaygıyı çevremizdeki gruplarla paylaşmaya çalıştık" diyen Oğur, buna rağmen Kürtler arasında nefsine yenik düşenlerin olduğunu da vurguluyor. Ve evet kimi zaman barışı savunmak için bizlere militarizmin diliyle marş söylemek kalıyor barış mitinglerinde. Henüz kardeşliğin kalp dilinde bir karşılığını bulamadık belki de.

Buna rağmen Kadıköy'de kendi adıma çok umut doldum. Kürt ninelerle teyzelerin, torunlarla babaların, dedelerin bir arada coşkuyla halay çekmesinde, barış şarkıları eşliğinde "yeter artık çözüm istiyoruz" demelerinde saklı bir hakikat vardı. Yalnız Türkler'in geliştirmesi beklenen barış ve kardeşlik dilinin değil, giderek Kürtler'in de şiddetle araya mesafe koymaları, çözümsüzlükten beslenmek yerine, Çelikkan'ın ifadesiyle 'çözümün milyonların barış istiyorum talebinde olduğunu' göstermeleri açısından son derece önemliydi.

Çelikkan'ın konuşmasında farklı kültür ve dillerden gelsek de kalplerimizin bir olduğunu vurgulaması kardeşliğin hakiki anlamına kavuşması açısından barış adına en ihtiyacını duyduğumuz adımdı kuşkusuz. Barış meclislerinde kardeşliğin diliyle söylenecek nice ortak şarkı için hazır olabiliriz bu kez. Hep birlikte.

zaman



Bu yazı 559 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 10 Haziran 2008 'Temel ilkelerin iktidarı'yla evrensel adalet mümkün mü?
    • 3 Haziran 2008 Barış Meclisi'nde, barışın ortak diliyle
    • 27 Mayıs 2008 Adaletin merkez ve çevresi
    • 20 Mayıs 2008 Güneydoğulu dillerde yaşamak
    • 13 Mayıs 2008 Orta Anadolu; Modern yerellikler, çoğul kimlikler
    • 6 Mayıs 2008 Asıl gayrimüslimler çekti bu ittihatçı zihniyetten!
    • 29 Nisan 2008 Adaleti hangi dil ile talep edebiliriz?
    • 22 Nisan 2008 Özgürlük ve barıştan korkanların 'Tam bağımsız Türkiye'si
    • 15 Nisan 2008 Hakikat, ideolojik birimlerle ölçülemez
    • 8 Nisan 2008 İktidardan indiriliş öyküleri: Hep aynı kelimelerle
    • 30 Mart 2008 Ateş ve bahçe
    • 25 Mart 2008 Taraf gazetesi nasıl 'İslamcı ve AKP yanlısı' oldu?
    • 11 Mart 2008 Zalimin diliyle hakkı savunmak
    • 4 Mart 2008 Üniversiteye tarikatlar girecek diye çeteler mi girsin?
    • 19 Şubat 2008 Başörtülüler 'herkes için özgürlük' isteyince...
    • 12 Şubat 2008 Korku tutsaklığından özgür düşünce çıkar mı?
    • 5 Şubat 2008 Ilımlı İslam, laiklik ve 'emperyalizm işbirlikçileri'
    • 31 Ocak 2008 Halkların 'kendi olma özgürlüğü'
    • 29 Ocak 2008 Türbandan korkanlar neden adaletsizlikten korkmuyor?
    • 27 Ocak 2008 Biricik olmak

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,711 µs