En Sıcak Konular

Ahmet Taşgetiren


Ahmet Taşgetiren
0 0 0000

Yargıtay cephede



Evet, Yargıtay Başkanlar Kurulu, bir bildiri ile cephede yerini almış bulunuyor. Ben hadiseyi böyle yorumluyorum ve bunu, Türkiye için gerçek bir talihsizlik olarak değerlendiriyorum. Seçilen üslup polemik üslubu.
 

Bir sorun çözme arayışından ziyade tavır koyma arayışı söz konusu. Dün Habertürk'te karşılıklı değerlendirmede bulunduğumuz eski Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Yargıtay Başkanlar Kurulu bildirisine imza atanları alnından öptüğünü söyledi. İşte böyle bir vasatta rol alıyor Başkanlar Kurulu. İktidara karşı cansiperane bir duruş. Bu mudur yüksek yargı organının sistem içindeki misyonu?

Sanki siyasi iktidar tekel oluşturmuş, sanki siyasi iktidar dilediğini yaptıracak bir mutlak kudret halinde, sanki Meclis diye bir şey yok, sanki anayasa yapmak Millet Meclisi'nin hakkı değil, sanki millet Meclisi Millet iradesi ile oluşmuyor... Oysa, halktan yüzde 47 oy almış bir iktidar partisi hakkında kapatma davası açılmış. Dünyadan bakanlar "Yargı darbesi"nden söz ediyor. Yani öylesine güç kazanmış bir yargı erki söz konusu. Yani yargı, siyasi iktidarın yüzde 47'sinin bile karizmasını çizmiş. İktidar kısıtlı hale gelmiş. Yargıtay siyasi bir bildiri yayınlayabiliyor. Yani doğrudan siyaset yapıyor. Böyle bir Türkiye...

Yargıtay Başkanlar Kurulu, bir yüksek yargı organını, derin bir siyasi tartışmanın içine sürükleme ve toplum nezdinde itibar tartışmasına yol açma hakkını kendinde bulabiliyor. Neresinden baksanız problem. Siyasi gerilimi daha da derinleştirme hakkı, dünyanın hangi ülkesinde yargının yetki alanına girebilir ki?

Anayasa Mahkemesi Başkanı, kapatma davası sonunda hukukun, demokrasinin ve laikliğin güçlenerek çıkacağı tahmininde bulunmuştu. Demokrasiyi, laikliği bilmem ama hukuk böyle mi güçlenecek diye sormaktan kendimi alamıyorum. Yargı ki, bana göre sessiz güç olma durumunu korumak için azami özeni göstermeli.

Bizde, nazar değmesin, en keskin tartışmalar içinde yargı kurumlarımız veya onların mensupları yer alıyor. Kanaatimce, Yargı kurumlarının kişilerden bağımsız bir kurumsal kimliği bulunmalıdır. ve kişiler, o kurumsal kimliğin, kendilerinden bağımsız olarak özenle korunmasına itibar etmeliler. Bizde yargı kurumlarının kurumsal kimliği, günlük polemikler içinde, o dönemde sorumluluk üstlenenlerin siyasi ideolojileri istikametinde bodoslamasına kullanılabiliyor.

 Bunlar, en büyük zararı söz konusu kurumlara veriyor, ama ne yazık ki bir yaptırım söz konusu değil. Yargıtay bildirisi ile Ankara'nın havasının daha ağırlaşacağı muhakkak. Yargıtay'ın tavrından, Meclis'in ve hükümetin yargı alanındaki tasarruflarına karşı yoğun bir tepki bulunduğu anlaşılıyor. Oysa, hem hükümetin hem Meclis'in, yargı alanının düzenlenmesinde rol oynamayacağı gibi bir yaklaşım kabul edilemez. Meclis, demokratik usullerle oluşmuş bir yasama organı olarak, yargıya ilişkin, hatta şu veya bu yargı organının varlığını da ilgilendiren düzenlemeler de yapabilir ve yargı kurumları, kurallarına göre düzenlenmiş bu ilkeleri uygulamak zorundadır.

Habertürk'teki görüşmede Vural Savaş, "Şu anda Meclis'te grubu bulunan hiçbir parti millet iradesini temsil etmiyor" gibi bir söz söyledi. Bu söz, şu an Yüksek Yargı çevrelerinde ne kadar paylaşılıyor bilmem, ama bu sözün Millet Meclisi ile millet iradesini birbirinden koparan vahim bir anlayışın ürünü olduğunda kuşku yoktur. Yargıtay bildirisi, kapatma davası konusunda da bu yüksek yargı organının taraf hale gelmesinin tipik bir örneğidir.

Kamuoyuna, Anayasa Mahkemesi üyelerinin zaten yaşanan gerilimi üzerlerinde hissettiklerine dair bilgiler yansıyordu. Bundan sonra Anayasa Mahkemesi'nin işi daha zordur. Elhasıl Türkiye zor günler yaşıyor. Herkes sınavda. Bence Yargıtay Başkanlar Kurulu bildirisi, ona imza atanlar adına iyi bir sınav niteliği taşımıyor. Daha kötü durumları dilemem ama bu bildiriler, Türkiye'nin kaos yolculuğunda kilometre taşı diye anılacaktır.
 
bugün



Bu yazı 718 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Eylül 2012 Vesayet tortusunu silmek...
    • 20 Eylül 2012 Ana gündem: Terörü yok etmek
    • 12 Eylül 2012 Gültan Kışanak kaçırılsa...
    • 11 Eylül 2012 AK Parti formatının önemi
    • 9 Eylül 2012 Ne kadar çok ''keşke'' diyoruz
    • 7 Eylül 2012 ''Akil adam'' enstrümanı
    • 28 Ağustos 2012 MGK ne yapacak?
    • 26 Ağustos 2012 Düşme, düşersen üzerine çullanırlar
    • 19 Ağustos 2012 Bayram nostaljisi
    • 14 Ağustos 2012 Aygün ve bölgenin çıplak gerçeği
    • 12 Ağustos 2012 115 asker ölseydi...
    • 9 Ağustos 2012 ''Güvenlikçi politika''
    • 7 Ağustos 2012 Şemdinlili bir ananın Karayılan'a mektubu
    • 2 Ağustos 2012 ''Daha büyük harita''
    • 27 Temmuz 2012 Ortak mutluluğu planlamak
    • 26 Temmuz 2012 Ortadoğu'da ne oluyor?
    • 24 Temmuz 2012 Bölgesel Kürt yapılanması
    • 19 Temmuz 2012 Erdoğan'ın kurgusu ne?
    • 18 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu için son raunt
    • 27 Haziran 2012 Türkiye sınanıyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,397 µs