En Sıcak Konular

Kürşat Bumin


Kürşat Bumin
0 0 0000

Ak Parti'ye 'vurma'nın zamanı değil



Bugüne kadar birçok kere sormuş olsam da tekrarında fayda var: Herkes bir yana, “varlık nedeni”nin demokrasi olduğunu unutmamak zorunda olanların başında “medya” olarak adlandırılan alanda “eyleyenler” gelmemekte midir?

Ona ne şüphe... Çünkü “medya mensubu” her şeyden önce “ifade özgürlüğü” olmadan olamaz-yapamaz. Dolayısıyla demokratlığını hangi sıfatla (muhafazakar, liberal, sosyalist ya da cumhuriyetçi, fark etmez) birlikte ifade ederse etsin, her şeyden önce bu özgürlüğüne halel getirmeyecek bir demokrasi çerçevesinin savunucu olmak zorundadır. Yoksa, Türkiye'nin “basın tarihi”nin de tanıklık ettiği gibi, “sahibinin sesi” olmaktan öte bir rolü olmayacaktır.

Bu genel değerlendirmeyi Ak Parti davası karşısında alınan tavırlardan hareketle örneklendirebiliriz.

Tamam, geçen gün bir televizyon programında Nabi Yağcı'nın çok yerinde olarak dile getirdiği gibi, Ak Parti'nin “demokratlığı”ndaki eksiklikleri “kadın ve işçi sorununa” kayıtsızlığından başlayarak eleştirebilirsiniz. Ama bu eleştiriler, partinin kendisini zaten başından beri “liberal demokrat” değil “muhafazakar demokrat” olarak tarif ettiği hatırlanınca istemeden de olsa, ülkede estirilmek istenen “soğuk rüzgârlar””ın değirmenine su taşımak anlamına gelmeyecek midir?

Benzer eleştirileri partinin içinize sinmeyen “laiklik” anlayışı, verdiği bazı “tavizler”, kimi zaman bayağı incitici biçimde atılan nutuklar, Kürt sorunu karşısındaki tutukluk, “Sivil Anayasa”yı hızla akıldan çıkarmak gibi kolaylıkla alt alta sıralanabilecek yanlışlarına-hatalarına yönelik olarak da tekrarlayabilirsiniz.

Ama bu fasılda da iş “iktidar partisinin kapatılması” gibi demokrasi açısından dehşetengiz bir ihtimale dayanınca her şeyi -şimdilik de olsa- bir yana bırakıp “demokrasi cephesi”ne öncelik verilmesi gerekmez mi?

Nabi Yağcı'nın çok yerinde olarak dile getirdiği değerlendirmeye tekrar dönelim: Karşınızda, sizin gönlünüzden geçen bütün “iyilikler”i gerçekleştirmek için yola çıkmış ve tek başına iktidar olmuş bir parti yok. Karşısında bütün beklentilerinizi sıraladığınız parti kendisini “muhafazakar demokrat” olarak tarif etmiş bir parti. Tabii ki o bildiği yoldan gidecek, tabii ki siz de bildiğiniz eleştirileri yapacaksınız. Ama her şeyden önce, üzerinde mutabık kalmamız gereken bir ilke var: Bu parti kapatılamaz.

Ak Parti'yi sorguya çekmek için bugünden bu kadar acele etmeyelim. Bekleyelim bakalım: AK parti dolayımı ile ülkenin üzerine çökertilmek istenen şu ağır hava dağılsın bir kere. “Ak Parti kaçıyor” diye mi acele ediyoruz? Bütün enerjimizi Ak Parti'nin “kaçmaması” için seferber edelim.

Dolayısıyla ben bugünden başlayarak, “dava” sonuçlanıncaya kadar, Ak Parti'nin söylem ve icraatlarına takılmama kararı aldım. Ak Parti ve onunla birlikte (olduğu kadarıyla) demokratik sistemin uçurumun kenarından dönmesini bekleyeceğim. Sonra atış için zamanımız çok olacak zaten kısmetse...

Sıralanan ihtimaller şöyle böyle bir şey değil. Mahkeme'den kapatma kararının çıkması sadece AK Parti'yi ve diğer siyasal partileri “lüzumsuz” kılmayacak. Bu yönde bir kararın açacağı en büyük yara “hukuk” alanında olacak. Devlet siyasi partileri “lüzumsuz” kılarken, hukuk da toplumun nazarında “lüzumsuz” bir konuma yerleşecek. Düşünün: Yargıtay Başkanı'nın ağzından “cüzdan-vicdan” benzetmesini (bile) duyarak adalete güveni son derece sarsılmış olan bu toplum, bir de kapatma kararının verildiğine şahit olursa “hukuk devletimiz” hakkında ne düşünecek, onu nereye koyacak? Bir toplumunun başına daha büyük bir felaket gelebilir mi?

“Devlet tarafından siyasal partiler, toplum tarafından da hukuk 'lüzumsuz' addedilecek, ama 'laiklik' ebediyen var olacak!” diye bir iddianız var ise o başka tabii ki...

Yeni Şafak



Bu yazı 368 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Aralık 2011 'Harbe hazırlık' ve Bahçeli'den 'suikast hazırlığı' yorumu
    • 20 Kasım 2011 Çadırlarda yaşayan depremzedeler kışlalara yerleştirilsin
    • 19 Kasım 2011 'Bedelli' tartışması ışığında Uğur Kantar cinayeti
    • 22 Mayıs 2011 'Darbecilik genleri': Büyük bir keşif!
    • 7 Şubat 2011 Kıbrıslı Türkler ne diyor?
    • 16 Ocak 2011 RTÜK Kanunu'nun 'yayın ilkeleri'
    • 26 Eylül 2010 Yeni anayasa'?
    • 10 Temmuz 2010 Kötümser mi –yoksa- iyimser mi olmalıyız?
    • 28 Mart 2010 Paket'e ilişkin 'üç tarz'ı siyaset'
    • 7 Aralık 2009 DTP'ye de dokunma!
    • 29 Kasım 2009 İki karar da problemli (2)
    • 16 Kasım 2009 'Dersim Açılımı'
    • 5 Ekim 2009 'Yargı' bizi çıldırtmadan…
    • 14 Eylül 2009 'Vatan hizmeti'nin sapkın bir tarifi: İşkence yapmak
    • 2 Ağustos 2009 Çözüm 'Türkiye modeli' çerçevesinde aranmasın sakın
    • 27 Temmuz 2009 YÖK'ün aldığı kararın 'önümüzü açtığı' doğru mu?
    • 9 Şubat 2009 Bir tahliye kararı
    • 18 Ekim 2008 Başbakan'ın desteği
    • 12 Temmuz 2008 Konuyu ikisi de bilmiyor muydu zaten?
    • 23 Haziran 2008 'Lalalık pedagojisi'ne devam

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,677 µs