En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Seçim mi geliyor?



Hayır, yerel seçimlerin erkene çekilmesini kastetmiyorum. Gelişmelere göre o da mümkün. Sonbaharda 'çift sandık' çok sürpriz olmaz.
Açıkça söylemek gerekirse başkentte 'Türkiye'yi ancak bir seçim rahatlatır' diyenlerin sayısı artıyor. Sandığın siyasal sistem üzerindeki pozitif etkisini uzun uzun anlatmaya gerek yok aslında. Seneyi devriyesine girmekte olduğumuz 27 Nisan bildirisinin kasvetli havasını seçim dağıttı. Eğer sandık öne alınmasaydı, ülke farklı yönlere savrulabilirdi.

Hatta sonu belirsiz, demokrasi dışı karanlık maceralara bile sürüklenebilirdi. Bu yönde hesap yapanların olduğunu bilmeyen yok. Oyunu seçim bozdu. Hatırlayın o günleri. Ankara'ya müthiş belirsizlik egemendi. Anayasa Mahkemesi'nin 367 kararını bildiri gibi parlamenter işleyişe müdahale olarak değerlendirmek gerekir. Karar bugünlerde yine hararetle tartışılıyor. Tartışılmalı da. Daha çok konuşulacak. Dönemin mahkeme başkanı iddiaların aksine asker veya başka kesimlerden bir telkin gelmediğini söyledi.

Tüm iddiaları yalanladı. Ancak 367'nin normal şartlarda açıklanamayan bir karar olduğu da gün gibi aşikar. O dönem bildiri ve onun etrafında gelişen olaylar Anayasa Mahkemesi'ni etkiledi. Bizde şekli ne olursa olsun demokratik sisteme dışarıdan müdahale siyasi dengeleri altüst eder. Siyasi yapı çok kırılgan ve aşırı hassas. Müdahalenin şiddeti düşük de olsa ağır hasara yol açıyor.

Tam bir yıl aradan sonra sanki tekrar başa döndük. Yaşananlardan kimse ders çıkarmadı. Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi ortam yine bulanıklaştı. Ankara'nın havası gene kasvetli. AK Parti'ye yönelik kapatma davasıyla başlayan sürecin sonunu kestirebilene aşkolsun. Siyasi görüşü farklı da olsa herkes tedirgin. Endişe içinde 'Nereye gidiyoruz, bu işin sonu ne olur?' diye soruyor. Türkiye'nin gözü Ankara'da. Büyük işadamlarından küçük esnafa kadar...

İşte tam bu ortamda, bir çıkış yolu aranırken 'sandık' bir seçenek olarak başkent kulislerinde ciddi ciddi konuşulmaya başlandı. AK Parti'de kapatma davası sonuçlanmadan seçime gidilmesini isteyenler var. Şu an parti içinde pek taraftar bulmasa da önümüzdeki günlerde bir alternatif olarak masaya geleceğini tahmin ediyorum. AK Parti ve DTP hakkındaki kapatma davaları karşısında siyaset çözüm üretmekte güçlük çekiyor.

22 Temmuz seçimlerinde sandıktan çıkan yüzde 50'nin üzerindeki oy sistemin dışına atılması riski ile karşı karşıya. Doğrudan kapatmanın hedefi olan partiler dışında kalanlar ilgisiz görünüyor, çözüme katkı yapmaktan uzak tutum içinde. MHP'nin başlangıçta işaretini verdiği parti kapatmayı zorlaştıran açılımın arkası gelmedi. Kapatma kararından önce seçim ne işe yarar? Yararı olur. Bir kere anti demokratik havayı dağıtır. Siyasi yapı yeni şartlara göre yeniden şekillenir.

Son dönemde yaşanan Ankara gelişmelerine halkın ne tür tepki vereceği görülür. Hepsinden önemlisi seçimden sonra herkes hesabını milli iradeye göre yapar. Ve siyaseti dizayn etmek isteyen siyaset mühendisleri bertaraf edilir. Siyaseti Ankara oyunları değil halkın iradesi şekillendirir. Kısaca söz gerçek sahibine geçer. Zaten Anayasa Mahkemesi'nin AK Parti hakkında vereceği olumsuz karar seçimi kaçınılmaz olarak ülkenin gündemine sokar. Kapatma kararı karşısında sandığın önünde kimse duramaz. Siyasi yapının dışarıdan müdahaleler veya mahkeme kararlarına göre değil de milli iradeye göre biçimlenmesinden daha doğal ne olabilir ki...

Görünen o ki sandık sanıldığı gibi çok uzak ihtimal değil. Kaf Dağı'nın arkasında hiç değil. Herkes hesabını buna göre yapsın. Strateji üretirken halkı da hesaba katsın. Siyasi partiler de antenlerini siyaset dışı odaklara değil yarın oy istemek için karşısına çıkacağı millete çevirsin...

zaman



Bu yazı 615 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,643 µs