En Sıcak Konular

Leyla İpekçi


Leyla İpekçi
0 0 0000

İktidardan indiriliş öyküleri: Hep aynı kelimelerle



Bir yol ayrımındayız. Hukuksal süreç işliyor, ayağınızı denk alın, uzlaşın diyen insanların hakikat ile olan ilişkilerine yakından bakmayı ve siyasetin bütün kriterlerinin dışına çıkarak onların hesapçı yaklaşımlarına tanıklık etmeyi istiyor muyuz? Yoksa kendi siyasi hassasiyetlerimizin bize açtığı tek yol olan 'iktidar çatışması'ndan ilerleyip parti kapatma davasından politik bir zafer veya yenilgi çıkarmak isteyenlerle suç ortaklığı mı yapacağız? Sahiden ne istiyoruz?
Hukukun evrensel ilkelerini hiçe sayarak hakikatle pazarlık yapanların içtenliğini, entelektüel namusunu ve saf niyetini sorgulamak yerine biz de bu hesapçılığın karasularında kendi kibir adalarımızı mı koruyacağız seri numarası birbirini tutan ve kimler tarafından sağlandığı halen bilinmeyen bombalara, itiraf ve hedef şaşırtma metodlarıyla?

Adına siyaset bilimi dediğimiz ve üniversitelerde göğsümüzü gere gere okuttuğumuz onca bilgi birikimi, onca akademik uğraş ne içindi? Yüz yıldır bu topraklarda vuku bulan isyanların, baskınların veya katliamların yetişen her yeni kuşak tarafından tarih kitaplarında ve siyasi analizlerde irdelendiği gibi olmadığı anlaşıldı da ne değişti? Kullanılan hep aynı uğursuz kelimeler değil miydi? Faili meçhullerin, çatışma çıkaran kışkırtıcıların, kardeşler arasına fitne fesat sokan çokbilmiş kanaat önderlerinin çevirdiği bin bir entrikayı yorumlamak için mi okutuyoruz üniversitelerimizde onlarca ağır metni, kalın düşünsel kitabı, siyasi analizi? Nihayetinde hep 'irtica tehdidi', hep 'birliğimize kasteden rejim düşmanı' diyeceksek yüz senedir...

İkinci Abdülhamit'in tahttan indirilişinin gerçekleşmesi için nasıl bir dil oluşturulduğunu en başarılı siyaset bilimi profesörü bugünden bakarak ölçebilir mi gözü kapalı bir biçimde? İstibdat yönetimini eleştiren ve padişahın alaşağı edilmesi gerektiğini savunan yeni iktidar elitleri hangi gerekçelere, nasıl bir üsluba başvurmuşlardı ve neden? 28 Şubat sürecinde bir başka hükümeti alaşağı etmek için Susurluk'ta uç veren karanlık devlet ilişkilerinin aydınlatılmasına karşı yapılan eylemlerin Refahyol hükümetinin sözümona irticai faaliyetlerine karşı yapılmış gibi gösterenlerin kullandığı dil ve başvurdukları gerekçeleri hatırlayın. Bugün birçok kapatma gerekçesinin çeşitli tezgahlara başvurularak gerçekmiş gibi yutturulduğu ortaya çıkmış olmasına rağmen bir tek yeni kelime girdi mi indiriliş öykülerimizin alt metnine?

Daha birkaç yıl önce Ecevit'in yaşlılığı gerekçe olarak gösterilerek iki kader arkadaşının (Ecevit ve Özkan) arasının açılmasıyla başarıya erdirilen bir başka 'indiriliş' öyküsünün dilini yeterince kavrayabildi mi benzer öykülerin kurgusal arka planını yorumlayan siyasi analistlerimizin çoğu? Kavrayabilselerdi bile hangi dille engel olabileceklerdi, örneğin 28 Şubat sürecinde kurulan azınlık hükümeti döneminde tavan yapacak olan yolsuzluklara? Hangi adalet talibi hukuki mücadelelerle, bilimsel yöntemlerle deşifre edebildi siyasi tarihin resmi olmayan ve bizden her daim uzak tutulan karanlık yüzünü? Hangi kuşak yüzleşebildi bu milletin yüzleşmekten kaçınarak ertelediği onca gayrimeşru 'imha' yöntemiyle, onca 'indiriliş' gerekçesiyle?

Parti kapatma davası için hazırlanan iddianamede kullanılan gerekçelerin birçoğunun yalan haber veya dezenformasyon olduğu delilleriyle birlikte kanıtlanmış olması karşısında isyan etmiyorsak, adalet talebimizde namuslu olmayan bir şeyler var demektir. Hayır AKP'ye ille oy vermiş olmamız gerekmiyor bunun için. Sadece hak ve hukuk adına duyarlı olmamız yeterli. O halde neden ortak bir ses çıkarmıyoruz? Neden bu ülkenin çok okunan gazeteleri hâlâ pişkince bu saptırılmış haberleri parti kapatma gerekçesi olarak sayıp dökebiliyorlar ısrarla?

Zalimlerin dili karşısında yegane gücümüz namusumuz, vicdanımızdır. Serinkanlı ve orta yollu, ılımlı, açılan davayı meşrulaştıracak her türlü analiz karşısında hakikati talep edelim ısrarla. Zira zulmün en fazlası şiddetin gizli diliyle gerçekleşiyor gece gündüz.

zaman



Bu yazı 860 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 10 Haziran 2008 'Temel ilkelerin iktidarı'yla evrensel adalet mümkün mü?
    • 3 Haziran 2008 Barış Meclisi'nde, barışın ortak diliyle
    • 27 Mayıs 2008 Adaletin merkez ve çevresi
    • 20 Mayıs 2008 Güneydoğulu dillerde yaşamak
    • 13 Mayıs 2008 Orta Anadolu; Modern yerellikler, çoğul kimlikler
    • 6 Mayıs 2008 Asıl gayrimüslimler çekti bu ittihatçı zihniyetten!
    • 29 Nisan 2008 Adaleti hangi dil ile talep edebiliriz?
    • 22 Nisan 2008 Özgürlük ve barıştan korkanların 'Tam bağımsız Türkiye'si
    • 15 Nisan 2008 Hakikat, ideolojik birimlerle ölçülemez
    • 8 Nisan 2008 İktidardan indiriliş öyküleri: Hep aynı kelimelerle
    • 30 Mart 2008 Ateş ve bahçe
    • 25 Mart 2008 Taraf gazetesi nasıl 'İslamcı ve AKP yanlısı' oldu?
    • 11 Mart 2008 Zalimin diliyle hakkı savunmak
    • 4 Mart 2008 Üniversiteye tarikatlar girecek diye çeteler mi girsin?
    • 19 Şubat 2008 Başörtülüler 'herkes için özgürlük' isteyince...
    • 12 Şubat 2008 Korku tutsaklığından özgür düşünce çıkar mı?
    • 5 Şubat 2008 Ilımlı İslam, laiklik ve 'emperyalizm işbirlikçileri'
    • 31 Ocak 2008 Halkların 'kendi olma özgürlüğü'
    • 29 Ocak 2008 Türbandan korkanlar neden adaletsizlikten korkmuyor?
    • 27 Ocak 2008 Biricik olmak

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,749 µs