En Sıcak Konular

Leyla İpekçi


Leyla İpekçi
0 0 0000

Ateş ve bahçe



Bazen, çok çaresiz anlarımda, buğulu camlarla çevrili bir odada kalakalırım. Hiçbir şeyi berrak göremez olurum. Buğunun gerisinde bulutsu bir hayal belirir. İzlerim onu. Çaresizliğin somutluğu karşısında bulutsu hayallere dalmak umulmadık biçimde yeni bir yol açacaktır önümde.
İlerlemeye başlarım düşüncelerimde. Ufuk çizgisinin olmadığı, renklerin silindiği, dumanın katılaştığı gökyüzünden ileri, daha ötelere giderim düşler aleminde. Bulutların ülkesinde göksel bir yeryüzü kurar, denizi, vadileri, güneşi yeniden selamlarım. Her şeyin ruhu var. Her şeyin ruhuna daha da yaklaşırım. Veririm kendimi iyice. Kendimden geçercesine. Yitip gidercesine bu hayal kütlesinde.

Kendimi verdiğim şeylere dönüşmeye başlarım. Mutluluktur bu. Saf. Katkısız. Yalın. Hakikati kendinde toplamayı arzulayan herhangi bir varlık olabilirim bundan böyle. Benliğiyle barışık, biricikliğinin kalıbında rahat, yokluğunun bilinciyle sarhoş, sıradan bir varlığımdır.

Cennetsi yolculuklar

Tam bu anda sevdiğimin gözleri belirir imgelemimde. Ona bakıp, iyice bakıp da dalabilmişsem derinliklerine, ansızın bir büyünün içinde yol almaya başlarım. Burnuma ıslak toprak kokusu gelir. Kulağımda çocukluğumdan beri işittiğim, beni her şeyin olağan biçimde süregeldiğine ikna eden ve bu yüzden kendimi güvende hissettiren kuş sesleri...

İçimin buzulları erimeye başlar umulmadık bir ısıyla. Kalp atışlarımı işitirim. Alev alev olur içimden geçen düşünceler. Bir lale gibi açıldıkça, değişip dönüştüğümü, güzelleştiğimi hissederim. Sevmek, bir çift gözün zümrütlerinde cennete çevirmiştir yüzümü.

Yapıldığım toprak, canlandığım su, üflendiğim nefes. Ve açıldıkça cennetsi yolculuklarda, aşkla kavrulduğum ateş. Mevsimlerle tasvir ederler bana hakikati. Ölçerek her birinin ısısını, rüzgarını, yağmur ve fırtınalarını kendi birimiyle. Mevsim olurum, tabiat olurum giderek.

Döngüsel bir ritim tutturmuşumdur. Her şey kendi hızıyla kendi etrafında dönüyorken, dairelerden kareye, üçgenlerden küpe, tavaf etmeye başlarım kendi dilimde. Çorak yollar geride kalmaya başlar, sanki unuttuklarımı hatırlamaktayımdır ve devrilir putlarım giderek. Kainat devrilir. Ayılırım bir bahçede. İlkbahar.

Cennet ilkbahardır biraz da. Tıpkı bahardaki kışı görebildiğim gibi, bahçedeki ateşi de görmekteyimdir. Çocukken cennet ile cehennem arasında birkaç adım olduğunu düşlerdim. Çukurlarda ateşe ellerimi uzatmak zorunda kaldığımda, hemen yanımda güllerle dolu bir bahçe hayal ederdim. Birbirleriyle irtibatlı olmalıydı ateş ile bahçe. Çocuk aklımla. Kapanıverirdi derken gözlerim.

Bir yetişkinim artık. Ve düşlerin alışılmadık alfabesinden nice harf devşiriyorum durmadan. Ara katmanlarda rüya ile hayal arasında yepyeni harflerle varıyorum. Cennetsi ışıklara. Kıpır kıpır dudaklarım. Umut dolu bir huzur anı. Belki bir inşirah.

Okumaya başladıkça benden okumam isteneni, dumana dağılan her varlık beyaz bir altın oldu, kamaşmaya başladı gözlerim. Akan ırmakların şırıltısı, solmayan yeşillikler, arılar, uçuşan polenler, gelincik tarlasındaki gibi canlı renkler, ışığın gümüşi oyunları, salkım söğütlerin uzayan gölgeleri, ılık hava, suda çalkanan kristal imgeler. Huzura kavuştuğum ve kendimi güvende hissettiğim bir ilkbahar. Çocuk gibi coşkuyla hoplayıp zıpladığım... Etrafımda sevdiklerim. Bal damlası gibi akıyorumdur bir çiçekten diğerine. Her şeydeki hazineyi kendime katarak. Ve hazine gibi koruduğum tertemiz sözcükleri, aynı harflerle eğildiğim her şeye bırakarak...

Açıldığında gözler, uyku mahmurluğuyla ilk olarak, nasıl masumdur insan. Öyle süt beyazlığında bir kıvam olmuştur hayat. Döndüğüm her yan. Bütün yüzler, bakışlar. Azap geride kalmıştır adeta. Rahmet gazabı aşmıştır. Nefsin sınırlı terimlerinden geçmiş, ruhun uçsuz bucaksız yansımalarında salınmakta olan bir hakikate yaklaşmışızdır beraber.

Gerçeğin hayali

Işıklı geceler. Ateşli bahçeler. Hayal ettikçe yaklaştığım cennet. Varlık ile yokluk arasında salınıp dururken arkadaş oluruz. Sevgili oluruz. İliklerime dek bir neşe yayılır. Aynı anda hüzün olurum baştan aşağı. Neşe ile hüznün iç içeliği ilkbahar ateşinde buzdan bir ada gibi imkansız bir imgelemi canlandırmaya başlar zihnimde.

Karşıtlıklara hayran olurum. Ayrıştığım, bölündüğüm, böldüğüm, ikilik diye öğrendiğim, ikileme, çelişkiye, ikirciğe düştüğüm her şey bütüne varır. Cemal isimleriyle celal isimleri birliğe ulaştırır iki elle beni. Kendimi ve başka her şeyi dialektiğin ötesinde birlerim. Ve sonrasında incecik, daracık bir köprü ayırır her birimizi diğerinden. Hiçbirimizin hükmünü veremeyeceği... Yalnızca bir harf farkı kalacaktır aramızda bundan böyle.

Hayali kurulmamış her gerçek, biraz eksik olsa gerektir. Bu yüzden düşsel bir dilde varolmayı en gerçekçi bir biçimde ifade edebilmek mümkündür. Uzak yıldızlar gibi bir görünüp bir kaybolan harfler açıldıkça bu bahar, bir kez daha, gözümün önünden kalkıyor perdeler. Buğu uçuyor penceremin camlarından. Işık ve harf ayna tutuyor buradan oraya... Bak iyice her şeye. Taşa, göğe, suya, dağa... Hakikatin harflerine. Burasıyla orası arasında birkaç hece vardır belki yalnızca... 

zaman
 



Bu yazı 870 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 10 Haziran 2008 'Temel ilkelerin iktidarı'yla evrensel adalet mümkün mü?
    • 3 Haziran 2008 Barış Meclisi'nde, barışın ortak diliyle
    • 27 Mayıs 2008 Adaletin merkez ve çevresi
    • 20 Mayıs 2008 Güneydoğulu dillerde yaşamak
    • 13 Mayıs 2008 Orta Anadolu; Modern yerellikler, çoğul kimlikler
    • 6 Mayıs 2008 Asıl gayrimüslimler çekti bu ittihatçı zihniyetten!
    • 29 Nisan 2008 Adaleti hangi dil ile talep edebiliriz?
    • 22 Nisan 2008 Özgürlük ve barıştan korkanların 'Tam bağımsız Türkiye'si
    • 15 Nisan 2008 Hakikat, ideolojik birimlerle ölçülemez
    • 8 Nisan 2008 İktidardan indiriliş öyküleri: Hep aynı kelimelerle
    • 30 Mart 2008 Ateş ve bahçe
    • 25 Mart 2008 Taraf gazetesi nasıl 'İslamcı ve AKP yanlısı' oldu?
    • 11 Mart 2008 Zalimin diliyle hakkı savunmak
    • 4 Mart 2008 Üniversiteye tarikatlar girecek diye çeteler mi girsin?
    • 19 Şubat 2008 Başörtülüler 'herkes için özgürlük' isteyince...
    • 12 Şubat 2008 Korku tutsaklığından özgür düşünce çıkar mı?
    • 5 Şubat 2008 Ilımlı İslam, laiklik ve 'emperyalizm işbirlikçileri'
    • 31 Ocak 2008 Halkların 'kendi olma özgürlüğü'
    • 29 Ocak 2008 Türbandan korkanlar neden adaletsizlikten korkmuyor?
    • 27 Ocak 2008 Biricik olmak

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,063 µs