En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

İlaç mı, davul tozu minare gölgesi mi?



Günümüzde en çok satılan ilaçların başında ‘antidepresanlar’, yani depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar geliyor. Her gün tüm dünyada milyonlarca insan bu ilaçları adeta leblebi gibi tüketiyor. Üstelik bunlara bir başlayan, öyle antibiyotikler gibi üç-beş gün veya bir hafta değil, aylarca hatta yıllarca bu ilaçları almak zorunda kalıyor. Bu işten kârlı çıkan ise tabii ki ilaç firmaları oluyor; her yıl milyarlarca dolar firmaların kasalarına oluk gibi akıyor.

Roy Moynihan’ ın Satılık Hastalıklar isimli kitabında da belirttiği gibi: ‘Hemen hepsi ilaç üreticileri tarafından finanse edilen klinik deneylerin sonradan yapılan bağımsız analizlerine göre bu antidepresanların plasebo ya da sahte ilaca oranla ortalama faydası vasat seviyededir. Oysa riskleri ve yan etkileri, cinsel problemlerden ilaç bağımlılığına, reaksiyonlardan ve gençler arasında intihar eğilimi riskinde artışa kadar geniş bir yelpazeye yayılır.’

Antidepresanların ‘sanıldıkları kadar etkili olmadıklarını’, ilaç etkinliklerinin ‘şişirildiğini’, birçok insanın bu tür ilaçları ‘boş yere aldıklarını’ ortaya koyan araştırmaların sayısı da her geçen gün artıyor.

Meselâ, bundan bir ay kadar önce dünyanın önde gelen tıp dergilerinden olan ‘New England Medicine’ de yayınlanan bir araştırma, ilaç firmalarının antidepresanlarla ilgili yeni bir ‘numarasını’ daha ortaya çıkardı.

Araştırmada, günümüzde çok satılan Prozac ve Paxil gibi antidepresan ilaçları üreten firmaların bu ilaçlarla yapılan klinik çalışmaların üçte birinin sonuçlarını yayınlamadıkları veya başka bir deyişle de ‘gizledikleri’ belirlendi. Bunlar, elbette ilaçların etkili olmadığı sonucuna ulaşan çalışmalar.
Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi’ nden Erick Turner ve arkadaşlarının FDA’ nın kayıtlarından yararlanarak yaptıkları araştırmaya göre, 12 antidepresan için başlatılan 74 klinik çalışmanın 38’ inde ilaçların etkili olduğu belirlenmiş ve bunların 37’ si çeşitli dergilerde yayınlanarak tıp dünyasına sunulmuş. Buraya kadar sorun yok. İnsanı depresyondan kurtaran ve yan etkisi de olmayan harika bir ilacın bulunması kimi memnun etmez ki.

Ancak, bir de sonuçları olumsuz veya şüpheli olan 36 çalışma var. Bu 36 çalışmanın 22 tanesi hiç yayınlanmazken, sadece 3 tanesinin sonucu olduğu gibi, 11 tanesininki ise sanki ilaç faydalı imiş havasında yayınlanmış. Mesela, Paxil isimli ilaçla yürütülen 7 negatif araştırmanın 5’ i sanki böyle bir çalışma yapılmamış gibi ‘sümen altı’ edilmiş.

Bu değerlendirmelere göre, antidepresanlarla ilgili yayınlanmış çalışmalara bakılırsa, bu ilaçların yüzde 94 oranında etkili oldukları kanaatine varmak mümkün. Ama sonuçları duyurulmayan çalışmalar da hesaba katıldığında ilaçların başarı şansının yüzde 51 olduğu ortaya çıkıyor.
Araştırmanın başkanı Turner, negatif sonuç veren çalışmaların  yayınlanmamasının tek sebebinin ilaç firmaları olmayabileceğini söylüyor. Klinik çalışma sonuçlarının çalışmayı yapan kişiler tarafından dergiye gönderilmemiş veya bir dergiye gönderilen çalışmaların yayın kurulu tarafından yayın için kabul edilmemiş olabileceğini mümkün görüyor, ama bu açıklama iyi sonuç veren çalışmaların muazzam ‘yayın başarısını’ tabii ki açıklayamıyor.

Antidepresanlar plasebodan farksız

İngiltere’ de Hull Üniversitesi tarafından yapılan ve Public Library of Science isimli tıp dergisinde dün yayınlanan, 47 klinik çalışmanın değerlendirildiği bir araştırma da Prozac, Seroxat, Effexor ve Serzone gibi ülkemizde de yaygın olarak kullanılan ‘antidepresanların’  sanıldığı kadar etkili olmadıklarını ortaya koydu. Araştırmaya göre, bu ilaçlar sadece ağır depresyonu olanlarda sınırlı derecede işe yarıyor ve bunlar hastanın kendisini iyi hissetmesini sağlayan plasebo, yani ‘yalancı ilaç’lardan çok farklı etkiye sahip değiller. Buna göre, hafif veya ağır olmayan depresyonu olan pek çok hasta bu ilaçları boş yere alıyor.

Gelelim neticeye

Önce sözüm hastalara: Bu yazıyı okuyup da antidepresanların tamamen faydasız, işe yaramaz ilaçlar olduklarını düşünmeyin sakın. Bugünkü mutluluklarını, huzurlarını bu ilaçlara borçlu olan milyonlarca insan da var elbette ki.
Şimdi de doktorlara: Her şeyin para ile ölçüldüğü şu vahşi kapitalist dünyada, bilimsel araştırma sonuçlarının bile her zaman ‘güvenilir olmadığını’ unutmayın. Hele de şık giyimli, nazik propogandistlerin sözlerine, ilaç reklamlarına, promosyonlara kanıp ilaç yazma hatasına asla düşmeyin.

Daha ne diyeyim?



Bu yazı 4,960 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,703 µs