En Sıcak Konular

Leyla İpekçi


Leyla İpekçi
0 0 0000

Üniversiteye tarikatlar girecek diye çeteler mi girsin?



Ergenekon adlı karanlık çetenin uzantıları araştırılırken 'Kuvvayı Milliye' veya 'vatanseverler' gibi adlarla kurulan bazı çetelerin, beş rektör ve iki dekanla ilişki içinde oldukları ortaya çıktı.
Örgüt üyeleriyle telefon görüşmelerinin kayda alındığı öne sürülen bu isimlerin, başında bulundukları üniversitelerde 'ulusalcı kadrolaşma'ya gittikleri, kampüslerinde düzenledikleri oturumlarda bu yönde propaganda yaptıkları belirtildi.

Hatta şu anda tutuklu bulunan bir doçentin kimi profesörler hakkında resmi ideoloji karşıtı oldukları gerekçesiyle apaçık iftiralarda bulunduğu, onları 'yetkili merciiler'e fişlediği ortaya çıktı. Tamamen saptırılmış birtakım verileri birleştirerek, yargısız infaz mekanizmasını devreye sokarak akademisyen muhbirliğine soyunan bir doçentin, özgür ve evrensel düşünceyle hangi düzeyde bir ilişkisi olabilir?

Yine bir başka üniversite rektörü -ki şu anda mahkûm edildi- vaktiyle 'irticacı' diye fişlediği 65 akademisyenin işine, sicillerinde usulsüzlük yapmak suretiyle son verebilmiş. Koskoca rektörün, bu öğretim üyelerinin siciline "cemaatçi, radikal dini akımlarla bağlantılı, devlete karşı düşmanca tavır içerisinde, uyumsuz" gibi ifadeler yazarken vicdanlı olmak ve adil davranmak gibi bir kaygı gütmemesi nasıl kabul edilebilir? Yalan dolan hükümlerle, süslü iftira kampanyalarıyla, hamasi slogan soytarılıklarıyla mı 'cumhuriyetimizin kazanımları'na sahip çıkacağız?

Cumhuriyet mitingleri sürecinde kimi büyük şehirlerde Vatansever Kuvvetler Güçbirliği hareketinin üyeleriyle görüşen bazı rektörler, küçük çocukların para karşılığı bayrakla yürütüldüğünün de ortaya çıktığı bu gösterilere kendi üniversitelerinden öğretim üyeleri ve öğrencilerin de katılmasını teşvik etmişler. Bayrağın bir ayrımcılık nesnesi haline getirilip salt bir kesimin sembolü olarak benimsetilmesine katkıda bulunmakla mı evrensel düşünebilen bir gençlik yetiştirilecek? Öğrenciler gerekirse ayrımcı, bölücü veya faşizan olabilir ama yeter ki rejimi tehdit etmesinler diyerek mi ilelebet yaşatacağız devletimizi?

Bir başka üniversitenin rektörü, geçtiğimiz günlerde görevinden ayrıldıktan sonra bir açıklama yaptı ve gazeteden okuduğumuza göre, üç yıl önce başbakanı üniversiteye geldiğinde konuşturmaması için YÖK'ün eski başkanından talimat aldığını belirtti. "Üniversiteler Atatürkçü düşünceyi özümsemiş, laik cumhuriyet ilkelerinin yer bulduğu kurumlardır" diyerek itirazını gerekçelendiren rektör, başbakanın laiklik düşmanı olduğundan zerre kadar kuşku duymamış ki, ziyareti sırasında protokol konuşması yapmaması için de epey uğraşmak zorunda kalmış.

Bir ideolojiyi muhafaza eder gibi görünerek, son derece onurlu bir 'devlet nöbetçisi' gibi haykırarak, vatansever ve kuvvacı yakıştırmaları sadece kendine uygun görerek rektör makamına yükselebilen kişilerin vicdanı kaç kat örtünün altına gizlenmiş bilinmez. Ama bazı üniversitelerin giderek çete üyelerinin cirit attığı yerler haline dönmesini şu ana dek hiç dert etmeyen onca akademisyen, onca yazar çizer var. Mesela yine bir üniversite rektörü şöyle bir gerekçeye başvurabiliyor gönül rahatlığıyla: "98 yılı öncesinde üniversiteler tarikatların, cemaatlerin kol gezdiği, çocukların baskı altına alındığı yerler haline gelmişti. Türban yasağı kalkarsa yine eskiye döneriz." Yani: Dışarıda zaten tarikatçı olduğu varsayılan birtakım kızlar, üniversiteye başlarını açarak girdikleri sürece tarikatçılık engellenebiliyor böylelikle. Müthiş bir akıl yürütme doğrusu. Peki, 98 sonrası üniversiteler ulusalcı çetelerin, suç örgütlerinin, bombayla yakalanan kuvvacıların rektörlerle kirli bağlantılarının tespit edildiği yerler olmaya devam mı etsin bu mantıkla?

Kendilerine eleştirel bakanlardan bile birer 'rejim düşmanı' üretmek ve bu düşmanı imha etmek suretiyle hep aynı cumhuriyet elitinin iktidarını sürdürmesine hizmet eden rektörlerle nasıl dolduruldu peki üniversiteler? Bu kişilerin liyakatine bakıldı mı yoksa kabaca ideolojileri mi yeterli oldu oraya atanmaları için? Kadrolaşma dedikleri tam da bu değil midir?

zaman



Bu yazı 643 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 10 Haziran 2008 'Temel ilkelerin iktidarı'yla evrensel adalet mümkün mü?
    • 3 Haziran 2008 Barış Meclisi'nde, barışın ortak diliyle
    • 27 Mayıs 2008 Adaletin merkez ve çevresi
    • 20 Mayıs 2008 Güneydoğulu dillerde yaşamak
    • 13 Mayıs 2008 Orta Anadolu; Modern yerellikler, çoğul kimlikler
    • 6 Mayıs 2008 Asıl gayrimüslimler çekti bu ittihatçı zihniyetten!
    • 29 Nisan 2008 Adaleti hangi dil ile talep edebiliriz?
    • 22 Nisan 2008 Özgürlük ve barıştan korkanların 'Tam bağımsız Türkiye'si
    • 15 Nisan 2008 Hakikat, ideolojik birimlerle ölçülemez
    • 8 Nisan 2008 İktidardan indiriliş öyküleri: Hep aynı kelimelerle
    • 30 Mart 2008 Ateş ve bahçe
    • 25 Mart 2008 Taraf gazetesi nasıl 'İslamcı ve AKP yanlısı' oldu?
    • 11 Mart 2008 Zalimin diliyle hakkı savunmak
    • 4 Mart 2008 Üniversiteye tarikatlar girecek diye çeteler mi girsin?
    • 19 Şubat 2008 Başörtülüler 'herkes için özgürlük' isteyince...
    • 12 Şubat 2008 Korku tutsaklığından özgür düşünce çıkar mı?
    • 5 Şubat 2008 Ilımlı İslam, laiklik ve 'emperyalizm işbirlikçileri'
    • 31 Ocak 2008 Halkların 'kendi olma özgürlüğü'
    • 29 Ocak 2008 Türbandan korkanlar neden adaletsizlikten korkmuyor?
    • 27 Ocak 2008 Biricik olmak

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,705 µs