En Sıcak Konular

Nuh Gönültaş


Nuh Gönültaş
0 0 0000

Kara günler!



Bugün Türkiye'nin çok sayıdaki kara günlerinden birisinin yıldönümü! 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat vs... Türkiye'nin tarihi biraz da bu askeri darbelerin tarihi demektir.
 

Türkiye'nin kuruluşundan bu yana geçen süre içine sığdırdığı askeri darbelerin dolayısı ile olağanüstü dönemlerin süresi normal dönemlerin süresinden fazladır.

Darbelerin baş aktörü ise her zaman Türkiye'nin kendi ordusudur.

Kuruluşundan bugüne kendi ordusu dışında hiçbir sosyal sınıf, kurum, grup vs. Türkiye'de darbeye, anayasayı güç ile silah kullanarak değiştirmeye, Meclis'in kapısına kilit vurmaya, siyasi partileri kapatmaya ve siyasilere yasaklar getirmeye yeltenmemiştir.

Yaşadığımız ve bildiğimiz bütün askeri darbelerin arkasında emir komuta içinde veya dışında kendi ordusu baş aktördür.

Ve bütün bu darbelerde toplumun darbeyi kabullenip alkışlayabilmesi için bir olgunlaştırma süreci geçirilmiş ve bu süreçte bir kısım asker ve sivillerden oluşan çeteler zeminin darbe için müsait hale getirilmesinde başrolü oynamıştır.

Hep böyle olmuştur... Hatta bu çeteler normal sürecinde cereyan eden bir kısım toplumsal olayları darbeye zemin olsun diye yönlendirmişlerdir.

Onun için "11 Eylül günü akan kan nasıl olmuş da bir gecede 12 Eylül'de son bulabilmiştir" sorusunun cevabını verecek bir babayiğit daha ortaya çıkamamıştır!

Türkiye hiçbir darbecisini cezalandıramamıştır!

Bu yüzden gücü eline geçirdiğini düşünen rütbeliler rejimi tehdit ettiğini düşündüğü bir kısım olayları bahane ederek hükümetleri devirmeyi düşünebilmektedir.

Bu millete yaşatılan her üç askeri darbe de birbirinden farklı şekilde gerçekleşti.

27 Mayıs emir komuta dışında bir tür cunta tarafından gerçekleştirildi.

12 Eylül emir komuta içinde, bütün üst düzey komutanların mutabakatı ile gerçekleşti.

28 Şubat ise diğer darbelerden farklı olarak hükümeti devirme sürecinin bizzat ordu tarafından yönlendirildiği, olgunlaştırıldığı, bir kısım sivil toplum kuruluşlarını fişeklediği, toplumun hükümete karşı ayağa kalkmasını temin edecek bir kısım çabaların bizzat ordunun açıktan yaptığı bir faaliyet olarak karşımıza çıktı.

Bu anlamda 28 Şubat postmodern bir askeri darbe olarak nitelendi.

Darbe darbedir!

Her darbenin amacı bir şekilde hükümeti devirmektir ve her üçünde de bu yapılmıştır.

Her üç darbe de kanlı olmuştur!

27 Mayıs'ta halkın seçtiği başbakan ve bakanlar asılmak suretiyle idam edilmiştir.

12 Eylül'de sürecin olgunlaştırılmasında kullanılan sağ ve sol örgütlerin mensubu gençler "bir sağdan, bir soldan" mantığı ile asılarak idam edilmiştir.

28 Şubat'ta ise akıtılan kanlar gizlenmiştir!
 
bugün



Bu yazı 943 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Temmuz 2012 Delikli demir ile mertlik arasındaki ilişki...
    • 5 Temmuz 2012 İki arada bir derede ölüm!
    • 28 Haziran 2012 Dessas-ı ehli dünyanın hafiyeleri veya satılık kalemler...
    • 26 Haziran 2012 Kılavuzu NATO olanın...
    • 17 Haziran 2012 Davet ile davete icabet...
    • 5 Haziran 2012 AK Parti celladına gülümserken...
    • 31 Mayıs 2012 Kürtaj emanete ihanettir!
    • 13 Mayıs 2012 28 Şubat dalgaları ve hükümetin kıyıları...
    • 26 Nisan 2012 CHP'nin tarihi en yumuşak yeri...
    • 24 Nisan 2012 Vatana ihanetin yasal dayanağı olur mu?
    • 19 Nisan 2012 Peki, AK Parti iktidarı bin yıl sürecek mi?
    • 17 Nisan 2012 Çevik Bir nefreti, Tayyip Erdoğan sevgisi...
    • 14 Nisan 2012 Adaletin rövanşı...
    • 8 Nisan 2012 İçimizdeki darbeciler yüzünden...
    • 29 Mart 2012 Gazete kapatmak çağ dışı bir çözümdür...
    • 22 Mart 2012 Talimatla akreditasyon olur fakat demokrasi olmaz...
    • 13 Mart 2012 Liderlik cesareti...
    • 8 Mart 2012 Stratfor ve WikiLeaks gazeteciliği!
    • 1 Mart 2012 Bu ülkede 28 Şubatlar bitmez!
    • 26 Şubat 2012 15 yıl sonra yeniden ''şubat soğuğu!''

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,117 µs