En Sıcak Konular

Ahmet Taşgetiren


Ahmet Taşgetiren
0 0 0000

Bu yasak sürdürülebilir mi?



Hadiseyi, akıl çerçevesinde düşünmek lazım. Öyleyse soralım: -Bu yasak sürdürülebilir mi? -Hayır sürdürülemez.

Gelin irdeleyelim: Başörtüsü, üniversite seviyesinde 40 yıl önce gündeme giriyor. O zamandan beri okuyan genç kızların gündeminde. Örtülü bir yasağa rağmen ilgi sürekli artıyor. 10 yıl önce, üniversiteler kesin yasak uygulamaya başladı.

Ama, genç kızların başörtüsü ile ilgisi bitmedi. Bir kısmı başını açmadı, bir kısmı dışarıda başörtülü oldu, kapıdan girerken başını açtı, bir kısmı başını açsa da içinde ukde ile yaşadı. Her şeye rağmen özgürlük talebi bitmedi. Toplum yüzde 80 civarında bir olumlu görüşle bu talebi onaylıyor. En son bu talep Meclis iradesine yüzde 80'lik bir çoğunlukla yansıdı. Bundan sonra yasağın sürmesi iki ihtimalle mümkün: 1- Yargının, Meclis'in yüzde 80'lik iradesini ters yüz etmesiyle. 2- Askerin, yönetime el koyup fiili bir yasak uygulamasıyla... Evet, sadece bu iki ihtimalle başörtüsü mutlak anlamda yasaklanabilir.

Onun dışındaki itirazlar, Meclis iradesini gölgeleyemeyeceğine, daha önemlisi değiştiremeyeceğine göre, çünkü bu irade, halkın sandıktan çıkan reyine dayandığına göre netice alması mümkün değildir. O zaman diğer iki şıkka gelelim: Soru bir: -Yargının, Meclis iradesini ters yüz edecek bir tavrı, yasağın sürmesini temin eder mi? TBMM bir anayasa değişikliği yaptı, "Yasama" organının kararlarını denetleyen Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa değişikliklerini "esas"tan inceleme ve bozma yetkisi yok. Bu durumda bu Anayasa değişikliğini "esas"tan bozamaması lazım. "Esas" ise, özgürlüğü getiriyor.

Şu sıralar, dışardaki vaveyla, Anayasa Mahkemesini bu anayasa kuralını aşmaya teşvik niyeti taşıyor. Yüce Mahkeme böyle bir şey yapar mı? Yapmaması beklenir. Ama diyelim ki böyle bir şey yaptı, bu yasağın sürmesini sağlar mı? Sağlar, sağlar ama, millet iradesi ile çelişen bir yargı kararı olarak sağlar. O durum ise, sistem ve yargı - millet ilişkisi açısından gerçekten sancılı bir durumu göze almak demektir. "Millet iradesini dışlayan bir yargı kararı" görüntüsü sağlıklı ise, yasak sürebilir. Soru iki: -Askeri bir tavır yasağı sürdürebilir mi? Askeri tavrın farklı kademeleri söz konusu olabilir.

Diyelim asker, "Biz bu özgürlüğe karşıyız" gibi bir açıklama yaptı. Bu da yasa dışı ama, Meclis iradesi, böyle bir tavrı, "Milli irade böyle tecelli ediyor" diyerek es- geçebilir. Askerin tavrı bir bildiri ile sınırlı kalmayabilir. "Çatışma vs" temalarından yola çıkarak bir askeri müdahale yapabilir. Asker gelir, iktidara el koyar, Meclis'i ıskat eder, yasağı sürdürür? Acaba sürdürebilir mi? Bundan önce, tabiidir ki, asker böyle bir iktidarı sürdürebilir mi, sorusunu sormak gerekiyor.

Cevap şu:

Asker böyle bir iktidarı da sürdüremiyor. Asker böyle bir iktidarı, sivil kadrolarla paylaşıyor, sivil kadroların bir ideolojik kimliği oluyor ve halk kısa sürede böyle bir iktidarın ideolojik kimliğini "teşhis ediyor!" O teşhis edilen kimliğin, halk nezdindeki itibarı kadar, askeri müdahalenin de itibarı oluyor. Asker, şu anda başörtüsüne karşı gruplardan bir iktidar oluşturacaksa, o grupların, millet nezdindeki etkinliği, toptan yüzde 20'yi geçmiyor.

Bu durumda askeri müdahale, yüzde 20'nin iradesini temsil etmiş oluyor. Yüzde 20 iradeyle bir yasağın sürdürülmesi, nasıl bir fecaattir, bunu düşünmek yeter. Kaldı ki, bir askeri müdahale, Türkiye'de hep görüldüğü gibi, sonunda sandığa gitmek zorunda ise, böyle bir yasakçı zihniyet sandıktan yine dönecektir. Askerin toplumla ilişkide aldığı yara, fecaatin artısı olacaktır. Bence Asker, şurada benim yaptığım durum değerlendirmesini yapar ve asla millet iradesini dışlayıcı bir tavrın içine girmez. Çünkü, burada tahlil ettiğim iki tavır da biri yargısal, diğeri askeri anlamda "millet iradesi"ni devre dışı bırakıcı bir tavırdır.

Türkiye, o tür yollarda sadece zaman ve enerji kaybediyor. O tür yolların hiçbirisinin Türkiye'ye bir yararı olmuyor. Her iki kurumsal yapının, şu an, ciddi bir toplumsal talebi yansıtan "Başörtüsüne özgürlük" beklentisine karşı, marjinal grupların geliştirdiği özgürlük karşıtı yapılanmaya monte olması kadar sağlıksız bir durum düşünülemez. Bu yasak er veya geç kalkacaktır. Ne kadar erken kalkarsa Türkiye o kadar yakın zamanda normalleşecektir. Devleti elinde kırbaçla toplumu nizama sokuyor gösteren bir yasak, Türkiye'ye asla yakışmıyor.
 
bugün



Bu yazı 536 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Eylül 2012 Vesayet tortusunu silmek...
    • 20 Eylül 2012 Ana gündem: Terörü yok etmek
    • 12 Eylül 2012 Gültan Kışanak kaçırılsa...
    • 11 Eylül 2012 AK Parti formatının önemi
    • 9 Eylül 2012 Ne kadar çok ''keşke'' diyoruz
    • 7 Eylül 2012 ''Akil adam'' enstrümanı
    • 28 Ağustos 2012 MGK ne yapacak?
    • 26 Ağustos 2012 Düşme, düşersen üzerine çullanırlar
    • 19 Ağustos 2012 Bayram nostaljisi
    • 14 Ağustos 2012 Aygün ve bölgenin çıplak gerçeği
    • 12 Ağustos 2012 115 asker ölseydi...
    • 9 Ağustos 2012 ''Güvenlikçi politika''
    • 7 Ağustos 2012 Şemdinlili bir ananın Karayılan'a mektubu
    • 2 Ağustos 2012 ''Daha büyük harita''
    • 27 Temmuz 2012 Ortak mutluluğu planlamak
    • 26 Temmuz 2012 Ortadoğu'da ne oluyor?
    • 24 Temmuz 2012 Bölgesel Kürt yapılanması
    • 19 Temmuz 2012 Erdoğan'ın kurgusu ne?
    • 18 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu için son raunt
    • 27 Haziran 2012 Türkiye sınanıyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,886 µs