En Sıcak Konular

Tamer Korkmaz


Tamer Korkmaz
0 0 0000

İşte perde arkası



12 Eylül askeri yönetiminin ihtilalden yirmi iki gün sonra "el bebek, gül bebek" yurtdışına gönderdiği Abdullah Çatlı Avrupa ülkelerinde başı her dara düştüğünde CIA tarafından korunup kollanıyordu…

CIA'nın çok taraflı ajanı Gladio'cu Francesco Pazienza, Çatlı'nın CIA başta olmak üzere NATO eksenli bütün Avrupa istihbaratıyla birlikte çalıştığından söz etmişti…

Pazienza, İtalya'da kontrgerilla yöntemi ile gerçekleştirilen "istikrarsızlaştırma" operasyonlarında adı öne çıkan iki "gladyo'tör!"den biriydi…

Diğeri Stephano Delle Chiae idi…

Çatlı ile CIA ajanı Chiae 9 Eylül 1982 sabahı Güney Amerika'dan ticari bir uçakla geldikleri Miami gümrüğünde iki dakika ara ile ABD'ye giriş yapmışlardı…

Ağca'yı 12 Eylül'den hemen önce Bulgaristan'a kaçıran CIA ajanı Frank Terpil de İtalya'da bulunmuştu…

Gladyo'nun kullandığı elemanların eğitilmelerinde rol alan Terpil, ABD'deki bir televizyon programında Ağca'nın yurtdışına kaçırılmasını sağladığını itiraf etmişti…

Terpil, ABD-NATO kaynaklı İpekçi Suikastı'nın organizatörü Çatlı'nın arkasındaki isimdi.


* * *
İtalya'da bir Susurluk "kazası" yaşanmamış olsa da; kamuoyu NATO antetli bir kontrgerilla örgütünün varlığını 1990 yılında savcı Felipe Casson'un ciddi gayretleri sayesinde öğrendi.

Bu tarihten 18 yıl önce otomobillerine yerleştirilen bomba sonucu hayatlarını kaybeden üç Carabinieri'nin dosyasını yeniden ele alan Casson, NATO silahlarıyla dolu bir yeraltı deposu keşfetmişti…

Üç polisin ölümüne sebep olan bombaların ikiz kardeşleri bu depoda bulunmuştu. (Ümraniye cephaneliği filminin orijinali yıllar önce İtalya'da çekilmiş!)

139'una ulaşılan depolar İtalyan gizli servisinin emrindeydi…

Casson'un ortaya çıkardığı -NATO'ya bağlı olarak çalışan "Ordine Nuovo" grubu SSCB'nin İtalya'yı işgal etmesi halinde sabotajlar düzenleyecekti. (Daha önce yazmıştım: Halkımız 12 Eylül darbesine karşı koysaydı NATO'nun acil müdahale birliği devreye girecekti!)

Casson'un büyük çabaları sonucunda dönemin İtalya başbakanı Gladio'yu lağvetti…

Ardından NATO'ya bağlı tüm Avrupa ülkelerinde gizli silahlı grupların örgütlendiği, çok sayıda gizli cephanelikler oluşturulduğu ortaya çıktı.

ABD derin devleti, SSCB'nin Avrupa'yı işgal edebileceği varsayımıyla NATO üyesi ülkelerin tamamında "kontrgerilla örgütleri" kurmuştu…

Türkiye dahil bütün üye ülkelerde kurulan derin mekanizmalar Brüksel'deki NATO karargahından yönetiliyor; kontrgerilla operasyonları ise CIA tarafından düzenleniyordu.


* * *
Bütün bunlardan sonra şimdi en çarpıcı noktaya geliyoruz…

Avrupa'da Gladio temelli yapılanmanın üzerine gidilerek gizli örgütlerin "temizlendiği" buna karşılık Türkiye'de üstelik bir Susurluk süreci yaşanmasına rağmen aynı hayati adımın atılamadığından yıllardır söz eder dururuz…

NATO'ya üye olduktan bir yıl sonra Özel Harp Dairesi'nin kurulduğu Türkiye'nin diğer üye ülkelerden daha da derinde bir farkı vardı!

ABD, Türkiye'yi yıllarca hep "stratejik müttefik" olarak tanımladı, değil mi?

Washington'ın "stratejik müttefiki" Ankara'da demokratik süreçlerle iktidar olmuş hükümetlerden ziyade bütün kurumların üzerinde olan (asker dahil) Gizli İktidar-Derin Devlet yapılanmasıydı!

Bu yapı, 1944'ten beri ABD'ye bağlı/bağımlı olarak hüküm sürdü: Şu cümleye dikkat ediniz, sadece ÖHD'yi değil Türkiye'yi perde arkasından yönetti!

1 Mart tezkeresinin reddinden itibaren (2003) bu Amerikancı Gizli Mekanizma çok ciddi güç kaybına uğradı; 2006'nın 15 Mayıs'ında da lağvedildi!

Son bir buçuk yıldır Türkiye'nin ABD'den kopmuş sahici devleti "Yeni Ankara" söz konusu Gizli İktidar kalıntılarını deşifre ediyor…

Susurluk'un örtbas edilmesinin (veya Veli Küçük'e dokunulmayışının) ana nedeni o dönemde Gizli İktidar'ın hala egemen olmasıyla ilgiliydi…

Artık Gizli İktidar hakimiyetini kaybetti: Bundan dolayıdır ki, 28 Şubat'ın ve Susurluk'un uzantısı Ergenekon çetesi un ufak ediliyor!

yenişafak



Bu yazı 856 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 18 Eylül 2012 Otuz beşe bakla
    • 24 Ağustos 2012 Arkadakiler
    • 17 Ağustos 2012 ''Düğme''li olsun!
    • 10 Ağustos 2012 Kumpas
    • 3 Ağustos 2012 Yıldızın parladığı o sahne
    • 20 Temmuz 2012 Steril
    • 6 Temmuz 2012 Bir ıslık da biz çalalım!
    • 3 Temmuz 2012 Hava sahamıza giren Wall Street J'eti
    • 5 Haziran 2012 Hayal Teknesi!
    • 15 Mayıs 2012 Büyük Satranç Sahnesi!
    • 8 Mayıs 2012 Hükümete ''Tomahawk'' atmışlardı!
    • 4 Mayıs 2012 Gözlerimiz tamamen kapalı!
    • 24 Nisan 2012 ''ABD Karışmadı'' Yalanı
    • 10 Nisan 2012 Kime, ne lazımmış?
    • 6 Nisan 2012 Şapkanın Altındakiler
    • 20 Mart 2012 Hokus, pokus...
    • 6 Mart 2012 Kafasını koparalım, diyorlardı!
    • 28 Şubat 2012 28 Şubat'ın Balans Ayarları!
    • 17 Şubat 2012 Anahtar
    • 14 Şubat 2012 Hedef tahtası

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,449 µs