En Sıcak Konular

Tamer Korkmaz


Tamer Korkmaz
0 0 0000

Susurluk ''Kaza''sından ''NATO Kazısı''na yol gider



Danıştay, geçen hafta Mehmet Ağar'ın Susurluk davasından yargılanmasına karar verdi…

DP'nin eski Genel Başkanı, Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemde (1993-96) cürüm işlemek için teşekkül oluşturduğu savıyla yargı önüne çıkacak…

Danıştay'ın Susurluk davası kapsamında Yargıtay'da yargılanmasına karar verdiği Ağar'ın hakkındaki ciddi iddialara karşı anlatacakları büyük önem arz ediyor.


* * *
1996'nın 3 Kasım akşamı Susurluk yakınlarında uçarcasına hızlı giden Mercedes kamyona çarptığında Mehmet Ağar İçişleri Bakanı idi…

Kaza haberi duyulduğunda Ağar'ın söylemiş olduklarını ise günümüzde pek hatırlayan kalmadı…

Ağar “en iyi savunma hücumdur” ilkesince aynen şöyle konuşmuştu:

“Hüseyin Kocadağ Abdullah Çatlı'yı yakalamış, teslim etmeye götürüyordu…”

Böylesine uyduruk bir senaryoya inanabilecek hiç kimse bulunamamıştı…

Ağar da açıklamasını çok çabuk düzeltmişti; “Ben öyle duymuştum” diyerek!


* * *
“Kaza”da hayatını kaybeden Abdullah Çatlı “Mehmet Özbay” adıyla 2 Ekim 1993'te İstanbul Valiliği'ne müracaat etmiş, can güvenliği olmadığı gerekçesiyle silah taşıma ruhsatı istemişti…

Valilik, yaklaşık sekiz ay sonra 14 Haziran 1994 tarihinde “Mehmet Özbay”ın ruhsat almaya uygun olmadığına karar verdi…

Buna karşılık, Çatlı talebi valilikçe reddedildikten sadece yirmi gün sonra 4 Temmuz 1994 günü “İçişleri Bakanlığı” onayıyla silah taşıma ruhsatı alıyordu…

Dönemin Emniyet Genel Müdürü Ağar, Mehmet Özbay adına düzenlenen ruhsatı onaylarken, Çatlı da “Emniyet Genel Müdürlüğü uzmanı” payesi kazanıvermişti!

Ağar böyle bir belgeden haberi olmadığını söylese de, Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Dairesi tarafından yapılan incelemede imzanın Ağar'a ait olduğu kanıtlanmıştı.

Çatlı, “Emniyet uzmanı” haline getirildiği esnada yıllardır “aranan” bir isimdi!

12 Eylül öncesinde İpekçi Suikastı dahil organize ettiği birçok kanlı terör eyleminden dolayı “acayip aranırken” Evren'in askeri rejimi kendisini -cebine pasaport koymak suretiyle- yurtdışına göndermişti.

Çatlı'nın silah ruhsatı almak için başvurduğu tarihten 15 gün önce de Emniyet Genel Müdürü Ağar, koruculuğu kabul eden DYP milletvekili Sedat Bucak'a bin beş yüz silah vermişti…

Bucak, hurdahaş olan Mercedes'ten sağ kurtulan tek isimdi…

Çatlı'nın Susurluk “kaza”sında kaybolan sır çantası 8 yıl sonra 2004'te ortaya çıkmıştı:

Susurluk sanığı Sedat Bucak'ın mahkemeye verdiği belgelerde Çatlı'nın orgeneral rütbeli askerlerle konuşurken çekilmiş fotoğraflar da yer alıyordu!


* * *
“Kaza”dan sonra Mercedes'te bir cephaneliği andırırcasına “devlete ait” silahlar çıkmıştı…

Çatlı'nın üzerinde de toz kokain bulunmuştu…

18 yıldır eroin ticareti nedeniyle Interpol tarafından aranmaktaydı, Çatlı…

80 sonrasında Fransa ve İsviçre'de birçok kez eroin ticaretinden dolayı hapse girip çıkmıştı…

Papa Suikastı'nda teknik direktörlük yapan Çatlı, İpekçi Cinayeti'nde de rol verdiği Oral Çelik'le birlikte 1982 Şubat'ında Zürih'te sahte pasaportlarla yakalanmıştı…

Interpol tarafından aranmakta oldukları halde, Zürih polisi hızlı ikiliyi salıvermişti. Üstelik kimlik kartlarını da ceplerine koymuşlardı…

Nasıl mı? Çatlı ve Çelik, Ankara'dan Zürih'e gelen CIA elemanlarının ilgilerle yaptıkları görüşmeler sonucunda serbest kalmışlardı!

Çatlı'nın 12 Eylül'den on gün önce Kapıkule sınır kapısından sırtını sıvazlayıp yurtdışına yolcu ettiği Ağca'yı Bulgaristan'a kaçıran da İpekçi Suikastı'nın kilit isimlerinden CIA ajanı Frank Terpil'di…

Bir başka CIA ajanı Francesco Pazienza'nın avukatı Guiseppe de Gori, 1996'da Roma'daki bir basın toplantısında Çatlı'nın ABD'li yetkililer tarafından korunduğunu teyit edecekti. (Devamı Var!)

yenişafak



Bu yazı 1,388 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 18 Eylül 2012 Otuz beşe bakla
    • 24 Ağustos 2012 Arkadakiler
    • 17 Ağustos 2012 ''Düğme''li olsun!
    • 10 Ağustos 2012 Kumpas
    • 3 Ağustos 2012 Yıldızın parladığı o sahne
    • 20 Temmuz 2012 Steril
    • 6 Temmuz 2012 Bir ıslık da biz çalalım!
    • 3 Temmuz 2012 Hava sahamıza giren Wall Street J'eti
    • 5 Haziran 2012 Hayal Teknesi!
    • 15 Mayıs 2012 Büyük Satranç Sahnesi!
    • 8 Mayıs 2012 Hükümete ''Tomahawk'' atmışlardı!
    • 4 Mayıs 2012 Gözlerimiz tamamen kapalı!
    • 24 Nisan 2012 ''ABD Karışmadı'' Yalanı
    • 10 Nisan 2012 Kime, ne lazımmış?
    • 6 Nisan 2012 Şapkanın Altındakiler
    • 20 Mart 2012 Hokus, pokus...
    • 6 Mart 2012 Kafasını koparalım, diyorlardı!
    • 28 Şubat 2012 28 Şubat'ın Balans Ayarları!
    • 17 Şubat 2012 Anahtar
    • 14 Şubat 2012 Hedef tahtası

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,064 µs