En Sıcak Konular

Ahmet Taşgetiren


Ahmet Taşgetiren
0 0 0000

Demirel- Cindoruk: Araftakiler



Yavuz Donat "Bir zamanlar size de 'idam sehpası' hatırlatılırdı", diye başlıyor sormaya, 1965'te tek başınıza iktidara geldiğiniz seçimin kampanyasında, önünüze 'Menderes'in akıbetini unutma' anlamında bir not bile yollanmıştı.
 

Çok nazik bir soru: Ne diyorsunuz? Belki de Baykal'ın Başbakan'a yönelik sözleri üzerine Başbakan'dan yana bir "empati" bekliyor. Cevap ne olmalı? O, Başbakan'ın "Biz beyaz çarşafla çıktık yola" sözlerini "Acındırma" olarak tanımlıyor ve "Acındırmaya gerek yok" diyor. "Halk bölündü, fevkalade ıstırap içindeyim" temasına devam ediyor.

O, yani 9'uncu Cumhurbaşkanı Demirel. 28 Şubat'tan bu yana üstlendiği yeni misyon icabı olsa gerek, böyle zamanlarda hemen kapısı çalınıyor, üç - beş cümle ile koroya dahil ediliyor. Doğan Holding Production'un belirlediği roldeki dünkü replikleri şöyle:

"Dinin talepleri başını örtmekle bitmez. Yarın ilk ve ortaokulda türban istenecek, sonra kamu gelecek. Karşı devrim korkusu vardır. İran olur muyuz? Endişe budur." Aslında başka yerlerden gelmiş. Başka rollerden gelenin vuruşu daha yıkıcı oluyor herhalde ki, o ve yol arkadaşı Cindoruk, sürekli sahneye çıkarılıyor. Mesut Yılmaz da, yan rollerde sahne alıyor. Ama "mazi" peşini bırakmıyor insanın. Tıpkı Yavuz Donat gibi, bir başkası da hatırlatıyor Demirel'e mazisini...

Yılmaz Özdil soruyor: "536 imam hatip lisesinin 327'sini tek başına açarak, erişilmesi adeta imk·nsız bir rekor kıran kimdir? "H·kim kılınacak olan şeyler, İslam'ın getirdiği ana kaidelerdir, sünneti seniyyedir" diyen kim? "İmam Hatipler, imam yetiştirsin diye açılmadı. Dinini bilen doktorlar, avukatlar, mühendisler olsun diye açıldı" diyen toplum mühendisi kim?

"Müslüman bir ülkede, dinini bilen insanlardan niye korkuluyor ki" diye soran mütedeyyin isyank·r kim? "Türkiye, laikliği dinsizlik olarak anlamış" diyen felsefe insanı kim?" Kim sizce bunları yapan? Bunları Başbakan Erdoğan ne yapabilir, ne söyleyebilir. Özdil'in yazısında altta sıralanan beş isim içinde Süleyman Demirel yanıp sönüyor. "İrticanın üç ayağından biri" Demirel'di vaktiyle İnönü'nün muhalefet dilinde...

Diğer ikisi Ticanilik ve Nurculuk'tu. O zaman Demirel de muhalefet karşısında cansiperane çırpınır, kendisinin "siyasal İslamcı" olmadığını anlatmaya çalışırdı. Doğrusu da buydu. Ne Menderes siyasal islamcıydı, ne Demirel, ne de Özal. Belki hepsi, ülke insanının "Öz yurdunda garip, öz vatanında parya" olma hissini değiştirmeyi amaçlayan adımlar atmışlardı. Ama hepsi, "irtica" ile, "Cumhuriyet'i yıkmak"la, "karşı devrim" cilikle suçlanmışlardı. Şimdi o cenahta, o "karşı devrim" suçlamasını tüketiyorlar.

Taban nerede? Tabandan çoktan koptular. Oysa insanda "vefa" diye bir his olmalı. Size uzun siyaset yıllarınızda güç veren kitlelerin hassasiyetlerine saygı duymalısınız. 28 Şubat'tan bu yana çok kötü rollerde arzı endam ediyorlar.

CHP çizgisine monte olmuş bir eski demokratlık... Bunun adı Araftır. Araf ise, yalnızlık demektir. Bir süredir DYP - Demokrat Parti eksenindeki toplumsal tükeniş, bu "Araf tükenişi"dir. Demirel şu ifadeyi anlayacaktır: "Müzebzebine beyne zalik. La haülai velailahaülai..."

Ama orada da rahat edemeyeceklerdir. Çünkü onlara hep, aynen Yılmaz Özdil'in üslubuyla "Siz değil miydiniz?" diye sorulacaktır. Hani "Değişenler"den hep "Değişimin hikayesi" isteniyor ya... Bu, Demirel kuşağından da istenecektir. -28 Şubat'ta neyi bıraktın, neyi yüklendin? Ve neden? Ben Demirel, Cindoruk ve Yılmaz görüntülerine her baktığımda "Araf'taki yalnız adamlar" ın dramını görmekteyim. İşin kötüsü bu yalnızlık günden güne derinleşecek.
 
bugün



Bu yazı 663 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Eylül 2012 Vesayet tortusunu silmek...
    • 20 Eylül 2012 Ana gündem: Terörü yok etmek
    • 12 Eylül 2012 Gültan Kışanak kaçırılsa...
    • 11 Eylül 2012 AK Parti formatının önemi
    • 9 Eylül 2012 Ne kadar çok ''keşke'' diyoruz
    • 7 Eylül 2012 ''Akil adam'' enstrümanı
    • 28 Ağustos 2012 MGK ne yapacak?
    • 26 Ağustos 2012 Düşme, düşersen üzerine çullanırlar
    • 19 Ağustos 2012 Bayram nostaljisi
    • 14 Ağustos 2012 Aygün ve bölgenin çıplak gerçeği
    • 12 Ağustos 2012 115 asker ölseydi...
    • 9 Ağustos 2012 ''Güvenlikçi politika''
    • 7 Ağustos 2012 Şemdinlili bir ananın Karayılan'a mektubu
    • 2 Ağustos 2012 ''Daha büyük harita''
    • 27 Temmuz 2012 Ortak mutluluğu planlamak
    • 26 Temmuz 2012 Ortadoğu'da ne oluyor?
    • 24 Temmuz 2012 Bölgesel Kürt yapılanması
    • 19 Temmuz 2012 Erdoğan'ın kurgusu ne?
    • 18 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu için son raunt
    • 27 Haziran 2012 Türkiye sınanıyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,257 µs