En Sıcak Konular

Nuh Gönültaş


Nuh Gönültaş
0 0 0000

Azgın azınlık, TBMM'ye olmayan bir yasağı kaldırttı!



Halkın TBMM'deki temsili ile rakamlar ve anketler arasında büyük bir uyum söz konusu.
 

Son bir aydır üzerinde en çok tartışılan "Türban yasağı" konusunda da bezeri bir uyum ortaya çıkıyor.

 Anketler yüzde 80'e 20'yi gösteriyor.

TBMM'deki oylama sonucu da aşağı yukarı yüzde 80'e yüzde 20.

Şimdi... Türkiye'nin geleceğinden korkmamak gerekiyor.

Çünkü özgürlükçüler çoğunlukta, yüzde 80. Yasakçılar azınlıkta yüzde 20.

Son tartışmalarda yüzde 20'nin ortak ismini de iyice netleştirdi: "Azgın azınlık"

Yüzde 80'in adı her zaman "sessiz çoğunluk'tu.

"Sessiz çoğunluk" sessiz kaldıkça "azgın azınlık" her türlü antidemokratik tavırla çıktı onların karşısına.

Çünkü sessiz çoğunluğu temsil eden siyasi partiler Meclis'te dağınık bir durumdaydı ve rejimle uzlaşmak uğruna kendilerine oy verenlerin taleplerini bugüne kadar hep görmezden geldi.

TBMM'deki yüzde 80 dün, yüzde 20'nin yasakçılığından güç olan ve üniversitelerde örgütlenmiş azgın azınlığın resmen olmayan ve fakat fiilen uyguladığı "Başörtüsü yasağının anayasadaki güya dayanaklarını ortadan kaldırdı.

Bakın azgın azınlık yasakta diretince sessiz çoğunluğa ne yaptırdı?

Yasalarda olmayan ve fakat fiilen uygulanan bir yasağı yasal olarak kaldırdı.

Azgın azınlık eğer yasakta diretmeseydi, ne anayasa da ne de yasalarda böyle bir düzenlemeye gerek kalırdı, konu hoşgörü çerçevesinde çözülürdü. Böylece kimse de olayın bir "rövanş" olduğunu söyleme gereği duymazdı.

Bu süreçte ortaya çıktı ki, yasakçıların, azgın azınlığın, sürekli yasak yasak diyerek bunun için ileri sürdüğü gerekçelerinde boş olduğu ortaya çıktı.

Yasağın Avrupa Birliği ayağı çöktü. Bu zaten yalandı ve Avrupa Birliği'nin üniversitelerde başörtüsü yasağı uygulamasına geçit veren bir kararı yoktu ve hiç bir Avrupa ülkesi üniversitesinde başörtüsü yasağı diye bir yalan ve yasak yoktu. Ama rektörlerimiz hep bu tezle yasağı savunuyorlardı.Yalan her zaman çökmeye mahkumdur.

Yasağın anayasal ayağı çöktü, çünkü aslında anayasada başörtüsü yasağı diye bir yasak söz konusu değildi.

Yasal ayağı çöktü, çünkü yasalarda başörtüsü yasağı diye bir şey yoktu.

Peki o zaman TBMM neyi kaldırdı?

Komik ama TBMM resmen olmayan bir yasağı kaldırdı. Azgın azınlığın dayattığı fiili yasağı resmen kaldırdı.

Başörtüsü ya da türban, zaten serbesti. Fakat azgın azınlığın üniversitelerdeki örgütü bu yasağı fiilen uyguluyor, gerekçe olarak da Anayasa ve Avrupa Birliği kararlarını gösteriyordu.

Bu süreç hepsini çökertti. Fiili yasakçıların gerekçelerinin gerçek olmadığı yalan olduğu ortaya çıktı. Gerekçelerinde ileri sürülen Anayasa maddelerinde bir daha yasağı savunabilme ihtimallerini ortadan kaldırdı.

Çöktü, hepsi çöktü!

Bakın Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'a göre de anayasa ve yasalar türbanı yasaklamıyor.

Ona göre de yasalardan ve anayasadan kaynaklanan bir başörtüsü yasağı yok.

TBMM olmayan bir yasağı kaldırdı ama bu süreç yasakçılığı fiilen sürdürmeye çalışanların yalanlarını ortadan kaldırmaya yaraması açısından son derece verimli geçti!

bugün



Bu yazı 917 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Temmuz 2012 Delikli demir ile mertlik arasındaki ilişki...
    • 5 Temmuz 2012 İki arada bir derede ölüm!
    • 28 Haziran 2012 Dessas-ı ehli dünyanın hafiyeleri veya satılık kalemler...
    • 26 Haziran 2012 Kılavuzu NATO olanın...
    • 17 Haziran 2012 Davet ile davete icabet...
    • 5 Haziran 2012 AK Parti celladına gülümserken...
    • 31 Mayıs 2012 Kürtaj emanete ihanettir!
    • 13 Mayıs 2012 28 Şubat dalgaları ve hükümetin kıyıları...
    • 26 Nisan 2012 CHP'nin tarihi en yumuşak yeri...
    • 24 Nisan 2012 Vatana ihanetin yasal dayanağı olur mu?
    • 19 Nisan 2012 Peki, AK Parti iktidarı bin yıl sürecek mi?
    • 17 Nisan 2012 Çevik Bir nefreti, Tayyip Erdoğan sevgisi...
    • 14 Nisan 2012 Adaletin rövanşı...
    • 8 Nisan 2012 İçimizdeki darbeciler yüzünden...
    • 29 Mart 2012 Gazete kapatmak çağ dışı bir çözümdür...
    • 22 Mart 2012 Talimatla akreditasyon olur fakat demokrasi olmaz...
    • 13 Mart 2012 Liderlik cesareti...
    • 8 Mart 2012 Stratfor ve WikiLeaks gazeteciliği!
    • 1 Mart 2012 Bu ülkede 28 Şubatlar bitmez!
    • 26 Şubat 2012 15 yıl sonra yeniden ''şubat soğuğu!''

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,444 µs