En Sıcak Konular

Ertuğrul Özkök


Ertuğrul Özkök
0 0 0000

Büyük yalanlar



BÜYÜK yalanlar tek tek ortaya çıkıyor.Neydi?

Zavallı kızlar, türbana izin verilmediği için okullara gidemiyor değil mi?

Buyurun Radikal Gazetesi’nin dünkü manşeti.

Bilimsel yeteneğinden hiç kuşku duyulmayacak iki öğretim üyesinin araştırmasının sonuçları.

Okula gitmeyen kızlar üzerinde yapılan araştırmanın ortaya koyduğu gerçek.

Bu kızların sadece ve sadece yüzde 1’i türban yüzünden okumaya gidemiyor.

Ya gerisi?..

Yüzde 30’u sınavı kazanamadı.

Yüzde 14.6’sı sınavı kazandı ama evlendiği için okula gitmedi.

Yüzde 14’ü sınava girmedi, çalışmaya başladı.

Yüzde 9.8’i okul hayatından hoşlanmıyordu.

Asıl bir neden var ki o çok önemli.

Yüzde 10.5’inin daha fazla okumasına ailesi izin vermedi.

* * *

Soruyorum.

AKP’nin türban militanları ve onun destekçileri bugüne kadar kızını okula göndermeyen o babaya ne söyledi?

Hiçbir şey.

Çünkü o "çekirdek kadronun" neferlerinden biri.

Ona "Çocuğunu okula gönder" demek yerine, sonu rejime kadar gidecek bir yola giriyorsunuz.

Bir başka sinir bozucu ifade daha...

"Türkiye’de türbana izin verilmediği için çocuğumu dışarıda okutuyorum" bahanesi.

Ben bunu sadece bahane değil, aynı zamanda Türkiye’de kalan binlerce genç kıza da hakaret olarak kabul ediyorum.

Yani okumak için başını açıp kampusa, üniversiteye giren kızlara dolaylı yoldan, "Siz iyi Müslüman değilsiniz" mi denmek isteniyor?

Ama yasağın kalkması iyi olacak.

Hiç olmazsa bu büyük iddianın da ne kadar gerçek olduğunu hep birlikte göreceğiz.

Bakalım MIT’te, Stanford’da, Yale’de, orada burada okuyan türbanlı elitten kaçı ülkesine dönüp okumaya devam edecek?

Yanlış anlamayın, ben Türk kızlarının, delikanlılarının dışarıda okumasına karşı değilim.

Tam aksine, o büyük üniversitelerde ne kadar çok Türk çocuğu okursa o kadar mutlu olurum.

Benim itirazım bu bahanelere.

Yani imkánı olup da çocuğunu dışarıda okutup, buna "Ah ne yazık ki içeride okuyamıyor" kuyruklu bahanesini ekleyenlere.

Yani "Orada eğitim daha iyi" demeyip de, 85 yıllık cumhuriyet rejimine iftira atanlara kızıyorum.

Kızıyorum çünkü ben, bu devletin, bu milletin verdiği bursla yurtdışında okudum.

* * *

Bir başka büyük yalan da "Türkiye’nin ilk sivil anayasasını yapıyoruz" iddiası.

Ne yazık ki o şans kaçtı.

Çünkü, cumhuriyetin sınırlarına dayanan böyle bir zihniyetle işe başlayanların sivil anayasa yapmaları mümkün değildir.

Çünkü bu kadar kötü bir niyetle sivil anayasa yapılamaz.

1982 Anayasası’nı askerler yapmıştı.

Bunu ise Milli Görüşçüler yapacak.

Aralarında ne fark olacak ki?

Sonunda yaptıkları anayasa, şahsi bir ihtirasın, bir cemaatin arzusunun ve rövanş duygusunun anayasası olacaktır.

İsterse dünyanın en iyi anayasası olsun ne fark eder?

27 Mayıs’tan sonra yapılan 1961 Anayasası da pekálá dönemine göre iyi, özgürlükçü bir anayasaydı ama sivil anayasa olamadı.

İstediğiniz kadar arkamda "Yüzde 75 çoğunluk var" deyin.

Bu, yalanlar, misyon duyguları, tarihe geçme hevesleri ve halka verilip de tutulmayan sözler üzerine kurulmuş bir belgeden başka anlam taşımayacaktır.

Bu zihniyetle yapılacak anayasa, benim gözümde bir dernek tüzüğünden farklı olmayacaktır.

Dedim ya, anayasa kadar onu önünüze getiren zihniyet de önemli.

Şimdi görüyorum ki, o niyet iyi bir niyet değil...

 



Bu yazı 778 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 10 Ocak 2011 İslam’ın samimi sesi bu mektupta
    • 23 Eylül 2010 Hayır Ahmet, babanı sen öldürttün!
    • 2 Temmuz 2010 Halk avukatları silkeliyor
    • 1 Haziran 2010 Size sesleniyorum İsrailli dostlarım
    • 15 Mayıs 2010 O kitabı yeniden yayınlamak isterdim
    • 11 Şubat 2010 Postmodern faili meçhuller
    • 7 Ocak 2010 Eyvah, yine dil zaptiyeliği mi
    • 5 Ocak 2010 Önümüzdeki dönem yükselecek yazarlar
    • 3 Ocak 2010 Genel yayın yönetmeni nasıl gider
    • 9 Aralık 2009 Herkesin iki oy hakkı olmalı
    • 25 Kasım 2009 Ergenekon sanığı ile ortak hisler
    • 12 Kasım 2009 Bu da benim ilerleme raporum
    • 14 Ekim 2009 Kimse bana şunu sormadı
    • 1 Ekim 2009 Jurnalci gazetecilere yazıyorum
    • 16 Eylül 2009 Provokatör veya yoldaş
    • 11 Eylül 2009 Gazetecinin felaketi
    • 27 Ağustos 2009 Ben, gazeteci Ertuğrul Özkök
    • 28 Temmuz 2009 Cesur Türkler, cesur Kürtler
    • 16 Temmuz 2009 Manşet yapmamak doğru muydu
    • 8 Temmuz 2009 Kavgayı bitirmek için plan

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,847 µs