En Sıcak Konular

Sami Kohen


Sami Kohen
0 0 0000

Türkiye'nin rolü ne kadar önemli?



TÜRKİYE'nin bölgesel anlaşmazlıkların çözümünde oynadığı rolün önemi nedir? Ankara bu çabalarında ne kadar etkili oluyor, ne ölçüde sonuç alıyor.
Bu soru Cumhurbaşkanı Gül'ün, Washington'da Başkan Bush ile yaptığı görüşmeler vesilesiyle tekrar tartışılıyor.
Görüşmelerin bir bölümünde Gül, Bush ile (tam da Amerikan liderinin Ortadoğu seyahatine çıkmasına saatler kala) Filistin sorunundan Pakistan'daki krize varıncaya kadar, çeşitli problemler üzerindeki görüşlerini ve kişisel deneyimlerini paylaştı, bu konularda Türkiye'nin inisiyatiflerini ve katkılarını anlattı...
Washington'dan gelen haberler, Amerikan tarafının, bu bilgileri ve tespitleri ilgi ve takdirle karşıladığına işaret ediyor. En azından Türk tarafında hâkim olan izlenim bu...
Aslında Türk diplomasisinin bölgesel sorunlarla ilgili son çabaları, uluslararası camianın -ve yabancı medyanın- dikkatini çekiyor. Ancak Türkiye'nin bu çabaları ne kadar etkili oluyor? İlgili ülkeler ve özellikle Batı, bu role ne kadar değer veriyor?

Bölgesel aktör
Bush-Gül görüşmesi vesilesiyle gördük ki, Türkiye'de "kanaat liderleri" -ve siyasetçiler- arasında farklı iki görüş hâkim.

Kimine göre, Türkiye gerçekten bölgesel sorunların hallinde rol sahibi önemli bir aktör. Coğrafi, tarihi, kültürel faktörlerin dışında, Ankara'nın genellikle anlaşmazlık halindeki tüm taraflarla iyi ilişkiler içinde olması ve güvenilir bir ülke olarak bilinmesi, onu bu tür çabalar için diğer ülkelere oranla çok daha avantajlı duruma getiriyor. Nitekim bu nitelikleri sayesinde Türkiye son dönemde İsrail-Filistin, Pakistan-Afganistan, Lübnan-Suriye gibi birçok karmaşık meselede inisiyatifini kullanıp "kolaylaştırıcı rolü"nü oynamıştır.
Karşıt görüşü savunanlara göre ise, Türkiye bu tür sorunlar üzerinde çalışan ve girişimlerde bulunan tek ülke değil. Zaman zaman başka ülkelerin de devreye girdiği görülüyor. Kaldı ki Ankara'nın edindiği bilgileri, başkaları da -örneğin ABD- sağlayabiliyor... Ayrıca Türkiye'nin giriştiği bu çabaların şimdiye kadar çözüm anlamında somut bir sonuç verdiği de söylenemez...

Rolün sınırları
Bu iki karşı görüş arasında gerçeği orta yerde aramak gerek.
Bizce, Türkiye'nin bu bağlamda oynadığı rolü ve yaptığı katkıyı ne abartmalıyız, ne de küçümsemeliyiz.
Türkiye'nin gerçekten bu tür çabalar için diğer birçok ülkeden daha avantajlı konumda olduğu açık. Türkiye'nin bir özelliği de bu alanda aktif olmak, inisiyatifini kullanmak konusunda başkalarından daha istekli olması ve dinamik davranmasıdır. Ona "bölgesel aktör" niteliğini kazandıran da budur.
Kuşkusuz söz konusu olan sorunlar o kadar karmaşık ve çözümü o kadar zor ki, Türkiye'nin tarafları bir araya getirmesi ve onları uzlaştırmaya çalışmasıyla, bir çırpıda sonuç almak mümkün değil. Benzer çabalarda bulunan başka ülkelerin ve uluslararası kuruluşların da bu alanda daha başarılı olduğu söylenemez...
Öte yandan, açıkçası, "Bunu en iyi biz biliriz, biz çözeriz" havasına girmek ve herkesin Türk liderlerinin fikir ve tavsiyelerini öğrenmek için gözlerinin içine baktığını sanmak da safdillik olur.
Tekrar edelim: Bölgesel rol bağlamındaki etkinliğimizi küçümsemeyelim ama, abartmayalım da...

milliyet



Bu yazı 276 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ocak 2012 Rusya ile ''kazan-kazan''
    • 20 Aralık 2011 Irak’taki boşluğu kim dolduracak?
    • 23 Eylül 2011 BM’nin Filistin sınavı
    • 18 Ağustos 2010 Tabular yıkılırken...
    • 6 Ekim 2009 Yorgo’nun dönüşü
    • 6 Mayıs 2009 Şimdiki öncelik Kafkasya
    • 7 Nisan 2009 Obama’dan çarpıcı mesajlar
    • 24 Şubat 2009 Araplar neden birleşmez?
    • 20 Ocak 2009 Obama neyi ne kadar değiştirecek?
    • 23 Aralık 2008 Ortadoğu’da domino oyunu
    • 19 Aralık 2008 Stratejik önem yetmez!
    • 4 Kasım 2008 Sürpriz olur mu?
    • 10 Ekim 2008 Kriz neleri ne kadar değiştirir?
    • 3 Ekim 2008 ABD’de “part-time” sosyalizm!
    • 19 Eylül 2008 Livni ile barış olur mu?
    • 16 Ağustos 2008 İran’la ilişkilerde ince ayar
    • 1 Ağustos 2008 Türkiye şimdi nasıl görünüyor?
    • 10 Temmuz 2008 Neden İstanbul?
    • 22 Şubat 2008 Sarkisyan'dan beklenen...
    • 20 Şubat 2008 Castro gitti ama Castroizm sürüyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,871 µs