En Sıcak Konular

Leyla İpekçi


Leyla İpekçi
0 0 0000

Türkiye muhafazakârlarını ölçtü, peki ya 'ilerici'ler?



En modern silahlar, sığınak deliciler, salkım bombaları, insansız füzeler öyle güzel teşhir edilmektedir ki medyada, saldırganlığın, işgalin ve zulmün kimi zaman gerekliliğini bile savunmaya başlarız giderek.
Modern silah teknolojilerine karşı olanlar varsa hâlâ içimizde gerçekçi değildirler. Romantiktirler. Böyle algılanır. Ve bir bakarız ki: 'Şiddete hayır' kampanyaları düzenleyenler K. Irak'a saldırmak isteyenlerin en önünde yer almış, savaş çığırtkanlığı yapıyorlar. Şaşıyor muyuz?

Çocukların ekran başında olduğu saatlerde televizyonda şiddet ve şehveti apaçık öven programlara karşı tepkinizi gösterirsiniz. Bunun ahlaki, toplumsal, felsefi veya pedagojik birçok boyutu vardır ama eğer ratingle beslenen odaklar bu işe çok para yatırmışlarsa, epey reklâm toplamayı başarmışlarsa veya maddi çıkarları adına çeşitli angajmanlara girmişlerse: Onların medyadaki sözcüleri sizi bir anda gerici ilan edecektir.

Ne ahlakçılığınız kalır, ne görmemişliğiniz. Şöyle derler küçümseyerek: Beğenmiyorsan kanal değiştir! Bu kadar basit olduğu sanılır. Şiddeti öven, olur olmaz her yerde nefsi gıdıklayan, kışkırtan, intikam ve ayrımcılığı ima eden programların sayısı arttıkça bunların toplumsal yansımaları giderek hepimizin bilinçaltını ele geçirir oysa. İçinden cinsellik ve cinayeti attığınızda rating yapan programlardan geriye hiçbir şey kalmamış hale gelir. Nefret istersiniz. Kan istersiniz. İçinde öldürme geçmeyen filmlere film demez hale gelirsiniz.

Gerici görünmemek için televizyonda birbirinden feci, hiçbir omurgası olmayan, ne eğlendiren ne öğreten, son derece yozlaşmış bir yığın programa yenilik ve çağdaşlık adına maruz kalmayı sürdürüyoruz. Çağın gerektirdiği her yeniliği -velev ki savaş teknolojisi veya tv dizisi olsun- süzgecimizden geçirmeden onaylamanın bir tür modernlik, ilericilik olduğuna varıyoruz giderek.

Başka 'ilerici'ler de var hayatımızda: Ancak kendi değerlerini benimseyenleri ilerici, modern olarak benimsemişler. Sözgelimi Fransızca'dan türban diye bir tanım devşirip bunu yeni tip bir örtünme biçimini kullananlara yakıştıracak, onların da amacının siyasi olduğuna hükmedecektirler. Bir tek tesettürlüyle tanışmadan. Onun dilini, dünyasını, beklentilerini merak etmeden. Geleneksel örtünenler tehlikesiz, türbanlılar tehdittir diyecekler. Bunun büyük bir ayrımcılık olduğunu, topluma nasıl korku ve düşmanlık soktuğunu umursamaksızın, herkesin kalbindekine hüküm verecekler cüretle.

Sonra da başlayacaklar örtünenlerin niteliklerini istatistiklere dayandırarak adlandırmaya. Kim razı olur kendi toplumunu istatistiklerle tanımaya? Eğer türbanlı sayısı artmışsa AKP'nin iktidarına bağlayacaklar bu durumu. Veyahut ihale alabilmek için örtünenleri eleştirecekler. Başını açamadığı için üniversiteye giremeyenler de, kamu hizmetlerinde çalışamayanlar da, siyaset yapamayanlar da sayısı ne kadar fazla olursa olsun vicdanı rahatsız etmeyecek.

28 Şubat döneminde Cuma namazına giden hâkimleri ihbar eden odacılarınız varmış ne gam! Hak peşinde koşmuyorsunuz ki. Modernlik ve çağdaşlık adına dilediğiniz kadar haksızlık yapabilirsiniz. İsimleri ve sıfatları kısıtlı kelime dağarcığınızdan siz bulup 'dinci'leri, muhafazakârları kendi terimleriniz doğrultusunda siz belirleyeceksiniz. Kim sakıncalı, kim olağan şüpheli, kimin katli vacip? Kendi toplumunuzu yığınlardan ibaret göre göre daha kaç kez yanılacaksınız seçimler gelip çattığında?

İlericilik adına önerdiğiniz birçok şey statükoyu korumaya, salt kendi değerlerinizi mutlaklaştırıp başkalarınınkini küçümsemeye yol açtı. Modernlik ve çağdaşlık adına önerdiğiniz siyaset ve ideolojiler devlette imtiyazlı sınıflar oluşturdu, muhbirler türetti, eşitsizliğe yol açtı. Neden kılınız kıpırdamıyor?

Örtünme biçimleriyle iman seviyesi arasında bir ilişki kurmaktan da, modernleşmeyle dindarlaşmayı birbirinin zıddı gibi algılamaktan da vazgeçmeyecekseniz: Korku ve nefret siyasetlerinin değişmesini hiç istemiyorsunuz demektir. Sahiden siz miydiniz ilerici?

zaman



Bu yazı 631 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 10 Haziran 2008 'Temel ilkelerin iktidarı'yla evrensel adalet mümkün mü?
    • 3 Haziran 2008 Barış Meclisi'nde, barışın ortak diliyle
    • 27 Mayıs 2008 Adaletin merkez ve çevresi
    • 20 Mayıs 2008 Güneydoğulu dillerde yaşamak
    • 13 Mayıs 2008 Orta Anadolu; Modern yerellikler, çoğul kimlikler
    • 6 Mayıs 2008 Asıl gayrimüslimler çekti bu ittihatçı zihniyetten!
    • 29 Nisan 2008 Adaleti hangi dil ile talep edebiliriz?
    • 22 Nisan 2008 Özgürlük ve barıştan korkanların 'Tam bağımsız Türkiye'si
    • 15 Nisan 2008 Hakikat, ideolojik birimlerle ölçülemez
    • 8 Nisan 2008 İktidardan indiriliş öyküleri: Hep aynı kelimelerle
    • 30 Mart 2008 Ateş ve bahçe
    • 25 Mart 2008 Taraf gazetesi nasıl 'İslamcı ve AKP yanlısı' oldu?
    • 11 Mart 2008 Zalimin diliyle hakkı savunmak
    • 4 Mart 2008 Üniversiteye tarikatlar girecek diye çeteler mi girsin?
    • 19 Şubat 2008 Başörtülüler 'herkes için özgürlük' isteyince...
    • 12 Şubat 2008 Korku tutsaklığından özgür düşünce çıkar mı?
    • 5 Şubat 2008 Ilımlı İslam, laiklik ve 'emperyalizm işbirlikçileri'
    • 31 Ocak 2008 Halkların 'kendi olma özgürlüğü'
    • 29 Ocak 2008 Türbandan korkanlar neden adaletsizlikten korkmuyor?
    • 27 Ocak 2008 Biricik olmak

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,619 µs