En Sıcak Konular

Şamil Tayyar


Şamil Tayyar
0 0 0000

İşte hükümetin terörle mücadele projesi



Başbakan Tayyip Erdoğan’ın terör örgütü PKK’ya yönelik ‘silahları bırakma’ çağrısı üzerinden başlatılan ‘genel af’ tartışması giderek alevleniyor.

Bu tartışmanın en ekstrem yönü, Abdullah Öcalan’a parlamento yolunun açılacağı iddiasıdır. Özellikle Leyla Zana gibi son dönemde provokatif açıklamalar yapan DTP’liler de tartışmayı özenle bu noktaya çekmeye çalışıyor.

Demokratik açılımların önüne ‘Öcalan’ odaklı önerilerle bariyer kuran DTP’lilerin bu konudaki ısrarının, sorunu kilitleyeceği aşikardır. Buna rağmen yanlışta ısrar eden DTP’nin şahin kanadının ve esin kaynağı PKK’nın olumlu gelişmelerden rahatsız olduğu sonucunu çıkarabiliriz.

Kuruluşundan bu yana aradan geçen 29 yıl sonra bir çok istihbarat kuruluşunun taşeronu haline gelen ve en çok kazandıran uluslar arası bir holdinge dönüşen PKK’nın yönetici kadrosunun, tek başına böyle bir karar alması da artık çok zordur.

O nedenle sorunun çap büyüklüğü, örgütün kendisinden değil arkasındaki güçlerden kaynaklanmaktadır. İlave olarak, PKK’nın bölgede taban tuttuğu ve militan üretim merkezine dönüştüğünü de artık kabullenmeliyiz.

Teşhisi doğru yaparsak, doğru çözümü daha kolay buluruz.

Genel af söylentisi nasıl çıktı?

Bugün geldiğimiz noktada devletin daha ciddi bir sorgulama sürecinden geçtiğini, terörü yok etmeye yönelik kapsamlı bir çalışma içinde olduğunu söyleyebiliriz. ‘Devlet’ ifadesini kullanırken hükümeti de içine alan kapsayıcı bir yaklaşımdan söz ediyorum.

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ’un açıklamalarını, CHP’nin yeni Kürt politikasını da bu sürecin yansıması olarak görüyorum. Yani, öyle bir sabah hidayete erme hali söz konusu değil.

Bir defa öncelikle şunu belirtmeliyim; İddia edildiği gibi Öcalanlı veya Öcalansız bir genel af söz konusu değil. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’le uzun bir sohbetim oldu. Çok net söyledi: ‘ Ne bugün ne önümüzdeki süreçte ne genel af ne kısmı af söz konusudur. Affa şiddetle karşıyım.’

Peki, bu af söylentileri nereden çıkıyor? Akla ilk olarak başbakanın ‘Önceliğimiz silahların bırakılması’ lafı geliyor ama beklentiyi oluşturan asıl nedenin, bir dönem DP Lideri Mehmet Ağar’a ‘Düz ovada siyaset’ modelini öneren devlet içinden/dışından kimi kadroların Başbakan Erdoğan’a da (veya dolaylı olarak) aynı öneriyi götürdüğü iddiası olabilir.

Şu konjonktürde mümkün müdür? Şunu herkes bilsin ki, genel af, Öcalan nedeniyle hükümeti aşan bir iradeyi gerektiriyor. Devlet politikası haline getirilirse durum farklı olabilir. Kaldı ki, hükümetin bu konudaki tavrı belli: Genel af yok.

Projenin 4 ayağı var

Hükümetin terörle mücadelede izlediği yol haritasının dört önemli dayanağının olduğunu söyleyebiliriz : 1. Askeri/polisiye tedbirler 2. Diplomasi. 3. Siyasi adımlar. 4. Sosyo-ekonomik politikalar.

Bu kavramları biraz daha açarsak; Askeri/polisiye tedbirlerin nihai hedefi, terör örgütünün varlığını tümüyle ortadan kaldırmaktır. İster silahları bırakırlar, ister örgütün kapısına kilit vururlar, ister çatışarak yok olurlar.

Uzun lafın kısası; PKK yok olmadan bu yöntem masadan kalkmaz.

Terörle mücadele ederken haklılığınızı da tüm dünyaya anlatmak zorundasınız. Tek başınıza ‘ Ben ederim, yaparım, kimseye kulak asmam’ diyemezsiniz. Türkiye, bu yüzden diplomatik girişimlere büyük önem veriyor.

Bugün hem ABD, hem Irak, hem AB üyesi ülkeler terörle mücadelede geçmiş dönemlerde hiç görülmeyecek ölçüde destek vermeye başladılar. Özellikle Türkiye’nin müzakere masasına oturduğu AB’den yükselen sesler çok önemli. DTP’ye yaptıkları ‘ PKK ile aranıza mesafe koyun’ çağrıları anlamlıdır.

Bu da diplomatik başarıdır.

Gıcırdatılan dişlerle barış türküsü söylenmez

Bu mücadele sürerken eş zamanlı olarak siyasi çözüm önerileri ve sosyo-ekonomik tedbirlerin devreye girmesi zaruridir.

Hükümet KÖYDES, BELDES gibi yatırım projeleri, eğitim ve sağlık yardımlarıyla bölgenin sosyo-ekonomik yapısını güçlendirmek için son 5 yıldır yürüttüğü projeleri, önümüzdeki dönemde de arttırarak devam ettirmeyi planlıyor.

Bireysel hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması, özgürlük alanlarının genişletilmesine yönelik atılan adamların bundan sonra geliştirilerek devamı için de hükümete büyük görevler düşüyor. Sıkıyönetim, OHAL gibi yollar sadece sorunu büyütür.

Bu projelerin başarıya ulaşmasının temel şartı, silahların susması ve akan kanın durmasıdır. Sebebi çok açık; Gıcırdatılan dişlerle barış türküsü söylenmez.

Bölgede birinci parti olan DTP de arzu ederse bu sürece pozitif katkıda bulunabilir. Bunun için, başbakanın dediği gibi terör ve demokrasi arasında tercihini yapmak zorundadır. Ayrıca, toplumsal barışı zedeleyecek tutum ve davranışlardan özenle kaçınmalıdır.

Parti hedeflerinize ‘ Özerklik, ayrı bayrak, yerel parlamento’ gibi farklılaştırıcı, üniter devlet yapısını bozucu, toplumun birleşme yerlerini kanırtıcı öneriler eklerseniz, barış ortamını dinamitlemiş olursunuz.

Bundan en çok zararı görecek olan da bölge halkıdır, Türkiye’dir.
 
star gazetesi



Bu yazı 703 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Ağustos 2012 Hüseyin Aygün vakası
    • 8 Ağustos 2012 Atatürk yaşasa ismini değiştirir miydi?
    • 1 Ağustos 2012 Hatay’da neler oluyor?
    • 30 Temmuz 2012 Suriye’ye PKK operasyonu
    • 25 Haziran 2012 Vurulan jet değil çünkü...
    • 18 Haziran 2012 Başbakan’ın başka seçeneği yok
    • 14 Mayıs 2012 Kim bu üst komutanlar?
    • 7 Mayıs 2012 CHP’de derin çatışma
    • 28 Mart 2011 Kalemim size emanet
    • 16 Mart 2011 Arşiv bir açılsa görürsünüz
    • 9 Mart 2011 Sen de yoğunlaş, koçum benim
    • 7 Mart 2011 Ergenekon’da neler oluyor?
    • 4 Mart 2011 1 Mart operasyonu
    • 23 Şubat 2011 Olmadı sayın Bakan
    • 22 Şubat 2011 O mektubu kim verdi?
    • 18 Şubat 2011 Kılıçdaroğlu-Yalçın pazarlığı
    • 16 Şubat 2011 Yeni Türkiye nasıl kurulacak?
    • 7 Şubat 2011 CHP’yi yıkmaya mı geldi yoksa?
    • 4 Şubat 2011 Böyle terbiyesizlik olmaz
    • 28 Ocak 2011 Asılacakların listesi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,115 µs