En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Yaman gerçek



CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Kürt sorunu ve Irak'ın kuzeyi ile ilgili yeni açılımı en fazla Mesut Barzani ve çevresini şaşırtmış... Yerel yönetimin önemli isimleri, gelişmeleri Erbil'den izleyen Türk gazetecilere, "CHP ve lideri ne yapmak istiyor?" sorusunu yöneltiyorlarmış...

Aslında aynı soru burada da soruluyor.

Deniz Baykal, kısa süre öncesine kadar, kendini 'büyük' diye tanıtan medyada çıkan Barzani karargâhının tepesine bomba yağdırmayı teklif eden yazıları Meclis kürsüsünden takdirlerini ifade ederek okuyor, CHP sözcüleri de Irak'a askerî müdahaleden başka çare kalmadığını her vesileyle gündeme getiriyorlardı. Şimdi ise, Baykal, bölgeye Kürtçe yayın yapılmasını istiyor, Irak'a düzenli su verilmesi ve yeni sınır kapıları açılması gereğinden söz ediyor, üniversitelerimizde Kuzey Iraklı gençlere özel kontenjan ayrılmasını tavsiye ediyor. Bunları "Kuzey Irak'ta yaşayan Kürtlere yönelik 'kucaklayıcı' bir politika" olarak tanımlıyor CHP lideri.

Baykal'ın bu açılımı CHP yönetimi tarafından da bütünüyle destekleniyormuş...

Dün, Yeni Şafak'ın 'Oval Ofis Virajı' manşetiyle kast ettiği işte bu âni dönüştü. Gerçi Oval Ofis'te karşılanan ve ikili müzakerelere muhatap olan Başbakan Tayyip Erdoğan'dı, ama orada görüşülenlerin CHP'ye yansımaları olmasını doğal karşılayan bir manşetti Yeni Şafak'ın attığı...

Bu yeni açılımın altında hangi düşünce, ne tür bir niyet yatıyor olursa olsun, CHP lideri Baykal'ın tavrını takdirle karşıladığımı belirtmeliyim. Tekliflerinde öyle âhım şâhım, kimsenin aklına gelmeyecek cinsten, ya da "Vay canına" dedirtecek çapta bir yön yok aslında; ancak açılımın zamanlaması ve takınılan tavır, takdiri yine de hak ediyor.

Ülkeyi aylar boyu boşu boşuna meşgul eden ve anlamsız gündem maddeleri dayatan cepheden kendini sonunda ayırabildi CHP; umarım devamını da getirir...

'Gündem dayatması' hepimizin gözü önünde olduğu için birbiri ardına cereyan eden olayları hatırlamamız kolay: Önce "AK Parti'ye cumhurbaşkanı seçtirmeyiz de seçtirmeyiz" diye diretti cephe... Anayasa Mahkemesi'nin 367 kararı için dört kol çengi bastırdı... Tarihi erkene alınan seçimden CHP önderliğinde bir hükümet çıkarmaya çabaladı... Yüzde 47 şaşkınlığına rağmen Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı adaylığına karşı çıktı... En son gündem konusu da Irak'a askerî müdahaleydi...

Cephe bu gündem maddelerinin hiçbirinde istediğini elde edemedi. Bazen Ak Parti'yi bile oraya buraya savuran gündem maddeleri, milletin tavırlı duruşu sayesinde, birbiri ardına başarıyla savuşturuldu.

O cephenin en önemli unsuruydu işte CHP... CHP, lideri ve sözcüleriyle, Meclis'i kilitleyerek, toplumu ajite ederek, gerektiğinde tehditler savurarak cephenin gündeminin sonuç alması için elinden gelen çabayı gösterdi. Her şeyi unutabiliriz de, Deniz Baykal'ın, 367 konusunu karara bağlamak üzere Anayasa Mahkemesi'nin toplanacağı günün arifesinde "İç savaş çıkar" beklentisini kürsüden dile getirmesi belleklerimizden kolay kolay silinmeyecektir.

Hep yanlışı savunanlar cephesini CHP'den önce terk edenler oldu; cepheyi oluşturan unsurlardan başka bazıları ise demokratik sürecin doğallığı içerisinde yakında tasfiye olacaklar... Tabloya böyle yaklaştığımızda CHP'nin uyanıp cepheyi terk etmekte çok geç bile kaldığını söyleyebiliriz. Hâlâ bir umut diye cepheye asılan yalnızca 'bir kısım medya' kaldı.

Umarım tezimi anlatabilmişimdir: Deniz Baykal'ın bilinenlerden öteye gitmeyen Türkiye'nin en hayati konusundaki teklifleri değil önemli olan; önemli olan, CHP'yi tükenişe götüren ve ülkenin de aleyhine olan bir cepheden partisini çekmesidir...

Deniz Baykal'ın geç de olsa idrak ettiği ve ayağını denk alma ihtiyacı hissettiği 'yaman gerçeği', kendisini 'büyük' gören medyanın patronları bakalım ne zaman fark edecek?

yenişafak



Bu yazı 594 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,263 µs