En Sıcak Konular

Yahya Bostan



Yahya Bostan
0 0 0000

İtiraf edelim: İşte Oval Ofis’ten çıkan sonuç!



Beklenen gün geldi ve Başbakan Erdoğan’ın Washington ziyareti gerçekleşti. Bush’la yapılan görüşmeden çıkan sonuç ne? Herkes ‘ben söylemiştim’ havasında. Bu havayı bozmamak için de ‘anlaştık’ yorumları yapılıyor. Ancak Oval Ofis’ten kimsenin öngörmediği bir sonuç çıktı: Anlaşamadık!

Başbakan Erdoğan ve Bush’un dün gerçekleşen görüşmesine çok fazla anlam yüklendiği eleştirileri geliyordu. İddia edilene göre bundan önce de birçok görüşme gerçekleşmişti ve hiçbirinde ‘hayati sonuçlar’ elde edilememişti. Bu görüşme de onlardan biriydi ve somut bir sonuç çıkmayacak, Washington yönetimi Türkiye’nin olası operasyonunu öteleyecek tekliflerle gelecekti.

Bush ve Erdoğan kameraların karşısına çıktığında, uzmanlar tüm Türkiye ile birlikte neler konuşulduğunu dinledi. Ardından söz aldı televizyonlarda uzmanlar ve konuştu: Tam da söylediğimiz gibi… Hiçbir şey çıkmadı! Değişen bir şey yok!

Peki, gerçekten böyle mi?

Nedense ben Erdoğan ve Bush’un açıklamalarını dinlerken tatsız giden bazı şeylerin varlığını hissettim. Başkan Bush PKK’nın Türkiye ve ABD’nin düşmanı olduğunu söylüyordu, evet… Bush ABD’nin Türkiye’yi dost olarak gördüğünü söylüyordu, evet… Bush terörizme karşı birlikte savaşılacağını söylüyordu, evet… Ancak bir şeyi ısrarla vurguluyordu: İstihbarat paylaşımı… Ve terörle mücadele koordinatörlüğünden sonra yeni bir mekanizma öneriyordu Türkiye’ye: Orduların iki numaralı isimlerinden oluşacak üçlü bir mekanizma.

Beyaz Saray’ın bu şekilde zaman kazanmaya çalıştığı bir gerçek. Zaten buraya kadar bir sorun yok. Bu tahmin edilen bir şeydi. Ancak tahmin edilmeyen belki de Türkiye’nin tavrı oldu. Uzmanlar Türkiye’nin şu anda içinde bulunduğu durumun öncekilerden farkı olduğunu görmedi.

Halbuki Türkiye’nin içinde bulunduğu durum Oval Ofis’te konuşan Başbakan’ın tavırlarına yansıdı. Başbakan Erdoğan ABD’nin Türkiye’nin stratejik ortağı olduğunu bir kez daha güçlü bir şekilde vurguladı, evet… ABD ile Ortadoğu konusunda birçok noktada aynı şekilde düşündüklerini söyledi, evet… Erdoğan konuşurken Bush sürekli başını salladı, evet… Ancak Erdoğan şunu söylemeden de edemedi: Tezkere Irak halkını hedeflemiyor, tek hedefi PKK…

İşte bunu duyduğumda yanlış giden bazı şeylerin olduğunu hissettim. Oval Ofis’teki görüşmeyi izleyip ‘değişen bir şey yok’ diyen uzmanların aksine… Bence değişen şeyler oldu o görüşmede: Türkiye ve ABD anlaşamadı. Çünkü tezkere Irak halkını hedeflemiyor' demek 'biz operasyonu yapacağız, kararlıyız. Ancak tek hedefimiz PKK, dünyaya ilan ediyorum' demekti.

Bu tahlilin doğrulu daha sonra kendini kanıtladı. Bakmayın gazetelerin üçlü mekanizma manşetlerine. Erdoğan ‘mekanizmalarla kaybedecek vaktimiz yok’ dedi. Yani Bush’un teklifini geri çevirdi. Ve şunu söyledi: Türkiye operasyonda kararlı. Hedef PKK... Bir de şunu ekledi Erdoğan daha sonraki açıklamasına: Operasyon kararını aldık, nasıl yapılacağı Genelkurmay'ın işidir. Bunun üzerinde başka bir yazıda duracağız... Bunun ne anlama geldiğini üzerinde...

Türkiye kararlılığını sergiledi, evet... Beyaz Saray da Türkiye’nin talebini göz ardı etti. Sınırötesi operasyona yönelik olumsuz tavrını yineledi. Ancak bana öyle geliyor ki Beyaz Saray yönetimi Türkiye’yi durduramayacağının, Türkiye’nin kamuoyu baskısına daha fazla direnemeyeceğinin farkında. Bu yüzden açık istihbarat verecek. Türkiye’nin sınırötesi operasyonunun etkilerini Kandil ile sınırlamaya çalışacak. Kuzey Irak’taki kendince ‘tek istikrarlı yapının’ Türkiye’nin hedefi haline gelmesini engellemeye çalışacak. Her halde bulunan orta yol bu olmalı…

Bir uzman olarak değil, siyaseti ve dünyadaki gelişmeleri izleyen birisi olarak şunu söyleyebilirim: Uzmanlar iki liderin açıklamasındaki nüanslara dikkat etmediler. Halbuki o nüanslarda çok şey gizli. İki lider konuşurken o nüanslardan yolunda gitmeyen şeylerin olduğunu sezmiştim. Ruşen Çakır bir televizyon kanalında ‘görüşme çok gergin geçti’ derken ve yüzüne telefon kapatılırken, ya da telefon kesilirken diyelim, bu gerginliğin düşündüğümden de öte olduğunu anladım. Yani uzmanların söylediğinin aksine: Galiba değişen çok şey var.



Bu yazı 3,862 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Temmuz 2008 ‘Dünyanın en büyük siyasi projesi’ ne demek?
    • 28 Temmuz 2008 Baykal’ın göremediği…
    • 10 Kasım 2007 Baykal’ın danışmanı kim?
    • 6 Kasım 2007 İtiraf edelim: İşte Oval Ofis’ten çıkan sonuç!
    • 31 Ekim 2007 Türkiye’nin Brzezinski’si var mı?
    • 26 Ekim 2007 Ne intikamı? ABD bizden intikam almıyor!
    • 24 Ekim 2007 Artık farkındayız: Bu provokasyona dur deyin!
    • 23 Ekim 2007 O sekiz askere ne oldu?
    • 21 Ekim 2007 Son saldırı: PKK neden bu kadar rahat?
    • 18 Ekim 2007 Bu filmi çok gördük: Oyunun farkında mısınız?
    • 15 Ekim 2007 Tuzak: Tasarı çekilirse ne olacak?
    • 11 Ekim 2007 “27 sersem Amerikalı…”
    • 10 Ekim 2007 Bakmayın, Türkiye’de iyi şeyler de oluyor!
    • 8 Ekim 2007 Saldırının üçüncü boyut okuması
    • 5 Ekim 2007 Referandum karmaşası: Bu güne nasıl geldik?
    • 28 Eylül 2007 Malezya bitti: Şimdi hasar tespit zamanı!
    • 17 Eylül 2007 Kendinizi koruyun: İran bitti, Malezya geliyor!
    • 8 Eylül 2007 Stratejik analiz: Hükümet değil devlet politikası!
    • 30 Ağustos 2007 Artık kolları sıvama zamanı!
    • 23 Ağustos 2007 Kulisleri hareketlendiren ziyaretin perde arkası!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,558 µs