En Sıcak Konular

Haşmet Babaoğlu


Haşmet Babaoğlu
0 0 0000

Bayram gibi bayram!



Bayram çocuksulaştırır içimizi, bayram denince aklımıza ilk olarak çocuklar gelir.

Hâlâ bayramlık ayakkabılarını yatağının yanıbaşına koyup uyuyan çocuklar var mı bilmiyorum ama bayramların tadını eski zamanlarda da, günümüzde de çocukların başka türlü çıkarttığı açıktır.

Yine de bayramlarla çocukluğu böylesine eşitlemek, özdeşleştirmek, çakıştırmak hem bayramlara hem de yetişkinliğe haksızlık.

Dini bayramlar her yaştan insan için sevinç ve barış günleridir.


***

İlahiyatçılar “Şeker Bayramı” denmesini uygun bulmuyor. Bu bayramın herkesin birbirine şeker, çikolata ikram etme ve armağanlar verme günü olarak anlaşılmasının bayramın anlamını çarpıtacağını düşünüyorlar.

Ramazan Bayramı’nın “fıtr”, yani “oruç açma” bayramı olarak değerlendirilmesini istiyorlar: (îd-i fıtr).

Anlaşılır bir hassasiyet bu ama bir yandan da toplumun dindar kesimlerince bile bayramların giderek “işin gücün gündelik hayata kolayca damgasını vuramayacağı tatil günleri” olarak algılanır olduğunu itiraf etmemiz gerekir.

Önemli nokta şu...

Ramazan Bayramı elbette “Şeker Bayramı” değildir ama şeker gibi bir bayramdır!


***

Bir de bitmez tükenmez “nerede o eski bayramlar” teranesi var tabii.

Oysa bilmeliyiz ki, nostalji en anlamlı olduğu zaman bile bir tür tembellik, yenilmişlik ve kaçış ifadesidir.

Eskisi daha iyi idiyse, neden yenisi de iyi olmasın, iyi kılınmasın?

Ama bayram eğer...

Zengini elinden tutup yoksula götürmüyor da yoksulun zenginin kapısında kuyruğa girmesine yol açıyorsa...

Güçlüyü güçsüz, güçsüzü güçlü kılmıyorsa...

Zorbaya yanlışını hissetme imkânı vermiyor, tersine bütün zorbalıklarını unutturmaya yarıyorsa...

Mazlumun yaralarını sarmıyorsa...

Misafir ev sahibinin, ev sahibi misafirin canını sıkmasına yol açıyorsa...

Ruhen dinlendirmiyor, tersine yoruyorsa...

İçimizdeki öfkeleri dindirmiyorsa...

Eskisi, yenisi ne fark eder; bayram bayram gibi değil demektir.

Vatan



Bu yazı 1,064 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Nisan 2011 Çılgın projeyi eleştirenlere bakıyorum da...
    • 17 Temmuz 2010 Cep telefonu beyne zararlı mı?
    • 19 Aralık 2008 Gece... Mevlana... Düşünceler...
    • 16 Ağustos 2008 Giderayak İzmir, Çeşme, Alaçatı...
    • 17 Kasım 2007 Kaybedersek çok üzülmeyeceğim!
    • 27 Ekim 2007 Uçuruma doğru ilerleme
    • 13 Ekim 2007 Bayram gibi bayram!
    • 15 Eylül 2007 Kırılgan dünyalar, gergin tel gibi insanlar
    • 14 Temmuz 2007 İçimizdeki korkunç yalnızlık: Kıskançlık
    • 7 Temmuz 2007 Bu değil halkı, kendini bile tanımamaktır!
    • 5 Mayıs 2007 Mavi tuhaf ve karanlık bir renktir!
    • 21 Şubat 2007 Film deyip geçme, içinde ne çok şey var!
    • 26 Ocak 2007 Irkçılık, Şeytan ve Adem (insan)
    • 1 Ocak 2007 Beş yeni hayat... İşte bayram!
    • 11 Aralık 2006 Merakım dindi, geriye pek bir şey kalmadı!
    • 7 Aralık 2006 Papa ne yaptığını bilmiyor mu?
    • 6 Aralık 2006 Su bitecek, ilgileniyor musunuz?
    • 25 Kasım 2006 Philippe Noiret ölmüş diyorlar
    • 19 Kasım 2006 Romeo ve Jülyet yaşasaydı...
    • 8 Kasım 2006 Ecevit’in trajedisi: Bizi değil kendisini aldattı!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,212 µs