En Sıcak Konular

Yahya Bostan



Yahya Bostan
0 0 0000

“27 sersem Amerikalı…”



İsim vermeyeceğim ama bir gazetemiz Temsilciler Meclisi alt kanadından geçen tasarıya evet diyen yirmi yedi Amerikalıyı bu başlıkla eleştirmiş. Basınımız 21’e karşı 27 oyla kabul edilen sözde soykırım tasarısına tepkili. Tıpkı devlet organları gibi… Türkiye’yi böylesi bir suçlamayla karşı karşıya bırakan bir tasarının müttefik ülke meclisi tarafından kabul edilmesi elbette tatsızlık verici. Ancak geldiğimiz noktada ortaya koyduğumuz tavır hala bir şeyleri öğrenmediğimiz, hatta belki de tepkilerimizin samimiyetsiz olduğu şüphesini uyandırıyor bende.

Basınımız her konuda olduğu gibi elinden geldiğince hamasi… Özellikle bu darbenin “sevgili dost”tan gelmesi can yakmış olmalı. Amerika’yı tukaka etmeler, “bu tasarıyı nasıl kabul edersiniz” serzenişleri, “bunu bize yapmayacaktınız” tehditleri gırla gidiyor.

Gidiyor gitmesine ama bakın oylamaya katılıp tasarıya evet diyen Brad Sherman ne diyor: “Bu tasarıyı kabul edersek Ankara birkaç gün bir şeyler söyleyecektir. Sonra tepkisi azalacaktır. Fransa’ya da kızdılar. Ama şimdi iki ülke arasındaki ticarete bakın. Ticaret hacmi tavan yaptı.”

Adamlar haklı. Çünkü Öcalan İtalya tarafından konuk edildiğinde İtalya’ya gösterdiğimiz tepki buzdolaplarını tekmelemek olmuştu. Bizi sinirlendiren olaylara öyle tepkiler veriyoruz ki muhataplarımız bu işten kazançlı çıkıyor her defasında. Çünkü tekmelediğimiz İtalyan buzdolaplarını yenileriyle değişmiştik ve İtalyan üretimine katkı sağlamıştık. Olan bizim ayaklara olmuştu.

Amerikalılar biliyorlar Türkiye’yi. Yakın müttefiklerini tanıyorlar. Fransa’ya dönük tutumumuzdan da esinlenmişler belli ki. Tepkimizin hamasi olduğunu –hamaset samimiyetsizliktir bana göre- ardının gelmeyeceğini, ilişkileri etkilemeyeceğini bizden daha iyi biliyorlar. Bunun sebebi bugüne kadar benzer konularda ortaya koyduğumuz samimiyetsiz tutum.

Çünkü ne yazık ki dışarıdan bakan bir göz “söylediğini yapmaz adamlar” diye niteliyor bizi. Sözün kıymetini, konuşunca yapmak gerektiğini bilmiyoruz. Sözün senet olduğu vakitler arkada kaldı yani. Kolay geliyor örneğin sınırötesi operasyondan bahsetmek. Gerçeklerle yüzleşince de bozuluyoruz. Ama çabuk unutuyoruz. Tesellimiz bol.

Artık şunu öğrenmeliyiz. 1) Basın daha çok satmak için hamasi vurgularla boş beklentiler yaratıp toplumu gaza getirmemeli. 2) basının gazına gelen toplumun havasını almak için diplomasi ve siyaset ardında durmayacağı sözler sarf etmemeli. 

Çünkü farkında değilsiniz ama olan devlet ciddiyetimize oluyor. Mesela ABD’ye altı misilleme yapacağız diyor hükümet. Irak’ta işinizi zorlaştıracağız diyor. ABD de “Irak’ın bütünlüğüne önem veriyorum, umarım sen de önem veriyorsundur” şeklinde tehditkar mukabelede bulunuyor. Şimdi ne olacak? ABD’ye altı misillemede bulunacak mıyız?

Sanmam. Ama madem ağızdan çıktı, devlet ciddiyeti sonuna kadar sözünün arkasından gitmeyi gerektirir. Ya da susmayı ve “bu işi kökünden nasıl bitiririm” projesine odaklanmayı. Aksi halde tüm dünya sözde soykırımı tanıyacak. Bizse karanlıkta yumruk sallamaya devam edeceğiz.



Bu yazı 1,219 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Temmuz 2008 ‘Dünyanın en büyük siyasi projesi’ ne demek?
    • 28 Temmuz 2008 Baykal’ın göremediği…
    • 10 Kasım 2007 Baykal’ın danışmanı kim?
    • 6 Kasım 2007 İtiraf edelim: İşte Oval Ofis’ten çıkan sonuç!
    • 31 Ekim 2007 Türkiye’nin Brzezinski’si var mı?
    • 26 Ekim 2007 Ne intikamı? ABD bizden intikam almıyor!
    • 24 Ekim 2007 Artık farkındayız: Bu provokasyona dur deyin!
    • 23 Ekim 2007 O sekiz askere ne oldu?
    • 21 Ekim 2007 Son saldırı: PKK neden bu kadar rahat?
    • 18 Ekim 2007 Bu filmi çok gördük: Oyunun farkında mısınız?
    • 15 Ekim 2007 Tuzak: Tasarı çekilirse ne olacak?
    • 11 Ekim 2007 “27 sersem Amerikalı…”
    • 10 Ekim 2007 Bakmayın, Türkiye’de iyi şeyler de oluyor!
    • 8 Ekim 2007 Saldırının üçüncü boyut okuması
    • 5 Ekim 2007 Referandum karmaşası: Bu güne nasıl geldik?
    • 28 Eylül 2007 Malezya bitti: Şimdi hasar tespit zamanı!
    • 17 Eylül 2007 Kendinizi koruyun: İran bitti, Malezya geliyor!
    • 8 Eylül 2007 Stratejik analiz: Hükümet değil devlet politikası!
    • 30 Ağustos 2007 Artık kolları sıvama zamanı!
    • 23 Ağustos 2007 Kulisleri hareketlendiren ziyaretin perde arkası!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,401 µs