En Sıcak Konular

Fikret Bila


Fikret Bila
0 0 0000

Org. Başbuğ'un tespiti ve DTP'nin tutumu



Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, Diyarbakır'da önemli açıklamalar yaptı.
Org. Başbuğ, açık sözlülükle, devletin PKK'ya katılımı engellemekte başarısız olduğunu söyledi. "Başarılı olsaydık, bu mücadele sürecinin bugünlere gelmemesi lazımdı. Başarısızlık tamam ama son bir yıl için söylemiyorum, 23 yıllık süreci kastediyorum" dedi ve ekledi:
"Bu alanda adım atmamız gereken konu var."
Bu sözleri analiz edersek ortaya iki sonuç çıkıyor:
1- PKK ile sadece askeri mücadele, sorunu çözmez. Bu mücadelede ne kadar başarılı olursanız olun, örgüte katılım devam ettikçe sıfırlanması mümkün değildir.
2- Katılımın engellenmesi için bunu besleyen koşulların düzeltilmesi gerekir ki, o da ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi alanların konusudur. Bunu yapması gerekenler de siyasilerdir.
Org. Başbuğ'un tüm devlet adına yaptığı özeleştirinin üzerinde durulması gerekir.

Amaçsız gençleri seçiyorlar
Başta hükümet olmak üzere sivil alandaki kurumların silahlı mücadele alanı dışında ne yapılması gerektiği üzerinde durmaları gerekir.
Bölgenin yoksulluğu, PKK'nın gençler üzerinde etkili olmasını kolaylaştırıyor. Bu zaten biliniyor. İşsiz, eğitimsiz, gelecekten ümitsiz, amaçsız, toplumda yeri olmayan, sosyal statüsü bulunmayan bu gençlere örgüt kolayca yanaşıyor. "Kendi halkı için bir ulusal kurtuluş davasının öncüsü olmak gibi -kendince kutsal- bir amaç gösteriyor, sen gerillasın diye bir sosyal statü veriyor", kendine ve yoksul ailesine düzenli para yardımı yapıyor, örgüte katıyor. Keza bazen aileye ve kendisine baskı yaparak zorla bir çeşit askere alma mantığı ile dağa götürdüğü de oluyor.
Sivil alana düşen görev, bu gençlerin yaşadığı ortamı değiştirmek. Eğitim ve iş olanağı, amaç ve geleceğe dönük ümit verecek bir düzeye kavuşturmak. Bunu yaparken onun dilini de, kültürünü de yok saymamak.
Örgüte katılımın engellenememesinin temel nedeni Türkiye'nin bu alanlarda geç kalmış olmasıdır. Terörle mücadeleyi sadece askere ve polise havale etmesidir. Hatta, okul, sağlık ocağı, yol, dershane yapımını bile çoğu kez askere yüklemesidir.
Sorunun geldiği bugünkü aşama ve siyasallaşma düzeyinde, atılacak ekonomik, sosyal, kültürel adımlar dahi eskisi kadar etkili olmayabilir. Sorunun ekonomik ve sosyal koşullarla olan bağı siyasallaşmanın hızlanması ve "ayrı ulus bilinci"nin yerleştirilmesiyle giderek zayıflamıştır. Bu siyasallaşmaya yönelmiş ve "ayrı uluslaşma" hedefiyle hareket edenler, ne kadar yatırım yapılırsa yapılsın, bundan etkilenmeyeceklerdir. Ancak, yine de halk desteği ve katılımı azaltıcı etki yaratacaktır.

DTP'nin tutumu
Madalyonun öbür tarafına baktığımızda ise görünen şudur...
TBMM'de bölge halkını temsil ettiği iddiasında olan DTP, "PKK'yı temsil" gibi dar bir alanda bağımlı siyaset yapıyor.
DTP, bir yandan "barış arıyoruz" diyor, bir yandan PKK ve teröre karşı bir söylem kullanmaktan kaçıyor. Sözcüleri, "Terör örgütü dersek sizin gibi oluşuruz, kardeşlerimize terörist diyemeyiz" diyebiliyor.
Bu, siyasi olarak şunu gösteriyor:
DTP, aradığını söylediği barış ve kardeşlik için bir öncülük yapmıyor. Tam aksine PKK'nın öncülüğünü kabul ediyor. Bu nedenle de PKK'nın terör eylemlerine karşı açıkça söz söyleyemiyor. PKK'yı bu siyasi kanadın askeri gücü ve lideri olarak görüyor.
DTP'nin verdiği izlenim ve kullandığı pazarlık söylemi; "iki ulus, iki silahlı kuvvetler, iki devlet arasında" bir tarafın siyasi temsilcisi izlenimi veriyor.
Bu koşullar ve bu yöntemle nasıl "barış ve kardeşlik" aranır ki?

milliyet



Bu yazı 658 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ankara’nın müzakere planı nedir?
    • 26 Eylül 2012 Özkök: Bektaşi fıkrasına döndü
    • 19 Eylül 2012 PKK, BDP’yi boşa çıkardı
    • 9 Eylül 2012 PKK’nın yerleştirmeye çalıştığı dil
    • 7 Eylül 2012 Bomba sayımı vardı
    • 5 Eylül 2012 PKK’nın ‘ele geçirme’ ısrarı
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek’in mutabakat çağrısının muhatabı
    • 28 Ağustos 2012 Çiçek’ten ulusal mutabakat çağrısı
    • 26 Ağustos 2012 Kuzey Irak-Kuzey Suriye çelişkisi
    • 25 Ağustos 2012 ''Çözüm'' denilince ne anlaşılıyor?
    • 23 Ağustos 2012 Sadece cenazede değil
    • 19 Ağustos 2012 PKK’nın ''kontrol bende'' mesajı
    • 15 Ağustos 2012 PKK ile ilgili yanılgılar
    • 8 Ağustos 2012 Şemdinli’de neler oluyor?
    • 6 Ağustos 2012 PKK saldırılarının şifreleri
    • 5 Ağustos 2012 Büyük tasfiye
    • 29 Temmuz 2012 Kuzey Irak’ta ağzı sütten yanan Türkiye
    • 27 Temmuz 2012 Ankara’nın Barzani tercihi
    • 26 Temmuz 2012 PKK ve Kürt sorunu boyut değiştiriyor
    • 22 Temmuz 2012 Esad’ın tutunması artık çok zor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,689 µs